Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Benim memurum işini bilir

Kurthan FİŞEK

Bir uluslararası sempozyum

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) ile Uluslararası Yönetim Bilimleri Enstitüsü (IAAS), ortaklaşa, uluslararası bir sempozyum düzenlediler.

Sabahtan akşama kadar, kesintisiz, günde ortalama 9 saat hesabıyla, üç gün sürdü.

Konusu önemliydi, günceldi. ‘‘Siyasette ve Yönetimde Yolsuzluk...’’

Politikacılar yoktu.

Süleyman Demirel ve Mesut Yılmaz açılışa çağrılıydılar, ya bilerek gelmediler, ya temel atmaktan zaman artırıp yetişemediler.

Melih Aşık dışında, hiç kimse takılmadı.

Biz de, aramızda ‘‘takıldık’’...

* * *

Üç çalışma grubundan birinde ben vardım.

Prof.Dr. Ayşe Ayata, yüce meclis TBMM'yi, her gün, 5-6 bin kişinin ziyaret ettiğini, bunlardan 4 bininin ‘‘iş takibi’’ yaptığını anlattı.

Prof.Dr. Alan Doig, raportör olarak, durumu kurtarmaya çalıştı.

Prof.Dr. Durmuş Tezcan, Türkiye'deki kanunların her türlü itliği, uğursuzluğu caydıracak ağırlıkta olduğunu söyledi.

Küçük bir dipnot düştü. ‘‘Cezalar ağır, infaz usûlü öylesine işte...’’

Derken, Prof.Dr. Fabio Rugge söz aldı.

Kendisi 1992'den beri Di Pietro'nun akıl hocasıdır. Anlattı.

‘‘1992'den bu yana 211 rüşvetçiyi mahkûm ettik. Mahkûm etmek başka, hapse tıkmak başkadır. Hepsini hapse soktuk... Üstelik, adi suçluların koğuşuna... Kendisini devletin kanunlarının üstünde hisseden adamları, ekmek hırsızlarıyla aynı yerde yatırırsan, adamlar ıslah olurlar... Bir ekmek çalıp 17 seneye mahkûm olanla, 17 katrilyon tokatlayan adam aynı koğuşta yatırılırsa, bir daha yapmazlar o işi...’’

* * *

Eşini boşamak için adam dâvâ açmış... Boşanma mahkemesinin hâkimi, ‘‘Gelin, size zaman tanıyalım, tekrar beraber olmayı deneyin!’’ demiş...

Adam diretmiş... ‘‘Olmaz, boşayın... Nikâhı benim boynumda, kendisi başkalarının kucağında...’’

* * *

Rüşvetin bizdeki ‘‘sosyo-ekonomik temeli’’, sakat ‘‘devletçilik’’ anlayışımızdır. Bunları anlatmak, söylemek istedim bu sempozyumda...

Sustum, konuşamadım. Konuşturmadılar.

Kendime söz verseydim, verebilseydim, Prof.Dr. Korkut Boratav'ın sözlerini, gözlemlerini tekrarlardım...

‘‘Bizdeki devletçilik rayına oturmadı, mantığına kavuşmadı, eğri-büğrü, yamuk bir devletçilik olarak kaldı, genişledi. Devlet elbette her şeye yetişemez, devletçilikle elbette her şey yapılamaz... Ama, ‘devletçilik' adı altında, devletin yapması gereken işleri özel taşeronlara havale ederseniz, devletin çok düşük ücretli memurları ‘rüşvet' yoluyla piyasa ekonomisine girerler...’’

* * *

Özelleştirme... Özerleştirme...

Devletin işini özel (ve özer) taşerona yaptırırsan, olacağı budur.

* * *

Böyle bir pazar yazısı yazmak istemezdim...

Yazdım.

Hırsızın Allah'ının ‘‘devlet’’ olduğunu söyleyecektim...

Söyleyemedim.

Benden başka herkes söyledi.

Devletin işini özel kişilere yaptırırsan, olacağı budur.

X