Benim mafyam iyidir demeyeceksiniz

Hürriyet Haber
02.02.2011 - 14:48 | Son Güncelleme:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kırgızistan ziyaretinde yaptığı konuşmada mafya ve rüşvet vurgusu dikkat çekti. Erdoğan Kırgızistan'da iş yapan Türk işadamlarının güven konusunda sıkıntıları olduğunu belirterek, "Mafyaya, çeteye karşı çok ciddi mücadeleler vermek lazım" dedi.

Erdoğan Kırgızistan'da / Foto Galeri

8 yıl önce Başbakanlığa gelmeden kullandığı bir ifade olduğunu vurgulayan  Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ekonomideki sıçramanın iki sır kelimesi vardır; biri güvendir, ikincisi  istikrardır. Türkiye güveni sağlarsa, ardından istikrarı sağlarsa ekonomik  sıçramayı da yapacaktır demiştim. Bunun için mafya ile çetelerle çok ciddi  mücadelemiz oldu. Yolsuzluklarla çok ciddi mücadelemiz oldu. Bunun neticesinde  Türkiye dünyanın 26. büyük ekonomisiyken şimdi 17. büyük ekonomi haline geldi.  Eğer bunları başaramasaydık, olduğumuz yerde sayar veya daha da geri giderdik.

Diyorum ki senede bir milyar dolar, 1953'ten göreve geldiğimiz ana kadar  ortalama küresel sermaye çeken bir ülkeydik. Fakat 2008 yılında 22 milyar dolara  çıktı bizim çektiğimiz küresel sermaye. Ben Atambayev kardeşime de özellikle  bugün söyledim; bakın burada Türk işadamları var ancak güvende sıkıntı var. Şu  anda tahmini olarak 7 milyon dolar kadar bu yağmalamalarda Türk işadamlarının  işyerlerinden götürülenler var. Buna karşı yeni bir hükümet olarak güvende önemli  tedbirler almak lazım. Mafyaya, çeteye karşı çok ciddi mücadeleler vermek lazım.  Yolsuzluğa karşı mücadeleler vermek lazım. Yolsuzluğa karşı mücadeleler vermek  lazım. Rüşvet gibi bu tür yolsuzlukları ortadan kaldıracak ağır tedbirler almak  lazım. Çünkü küresel sermaye buraya geldiği zaman herkese rüşvet dağıtmaya  yönelirse burada niye dursun? Zaten vereceği rüşvet onun kazancıdır. O zaman  burada durmasına gerek yok. O zaman memleketinde işine devam eder. Hem çile, hem  de burada işkence... Böyle bir durum olmaz. Burada istikrar da olmaz. Ama biz  bunu başarırsak, güveni sağlarsak sadece buraya Türk işadamı gelmez, onun yanında  Batılı da gelir, Orta Doğulu işadamları da gelir. Kırgızistan'ın altyapısı buna  müsait. Onlar geldiği andan itibaren inanıyorum ki Kırgızistan da o sıçramasını  yapacaktır. İşsizlikte büyük adımlar atacaktır, büyümede bir anda hemen kendisini  hissettirmeye başlayacaktır.”

Türkiye'nin şu anda büyümede dünyada üçüncü, Avrupa'da birinci olduğunun  altını çizen Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin küresel finans krizine rağmen böyle  bir noktaya geldiğini vurguladı. “Kırgızistan niye olmasın? O da olacak” diyen Erdoğan, şöyle devam  etti:

“Ama yapacağımız şu, diyeceğiz ki 'Biz bu işi başaracağız.' Ama, 'Benim  mafyam iyidir' demeyeceğiz. 'Benim hırsızım iyidir' demeyeceğiz. Tepesine  tepesine bineceğiz çünkü bu zulümdür, bunlara fırsat vermeyeceğiz. Zulüm ile abad  olunmaz. Asla bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bizim önceliğimiz ne olacak? 'İnsanı  yücelt ki devlet yücelsin.' Esasen, bugün bana eşlik eden işadamlarımız, bu  niyetimizin, bu arzumuzun somut bir ifadesidir. İşte onlar bu arayışla buraya  geldiler. İşte bu kardeşlerim, işadamı arkadaşlarım istiyorlar ki 'Kırgızistan'da  aradığımız havayı bulduğumuz anda biz buraya gireriz, biz buraya yatırım  yaparız.' Sektörlerinde icabında burada Kırgız işadamlarıyla ortaklıklar  kurabilirler, hatta üçüncü ülkelerle yatırımlara girebilirler. Bunlar Türk-Kırgız  girişiminin de örneğini oluşturur. Bütün bu attığımız adımlarla birlikte  Türkiye-Rusya-Kırgızistan olarak üçlü olarak da bir adım atabiliriz. Aramızda da  bunu konuştuk ve bu Kırgızistan'a yönelik yatırımların artmasına dönük bir adım  olabilir. Bunu başarırız.”

Türkiye'nin uluslararası yatırımları çekmek için çok büyük çaba  harcadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, önce ilgili yasanın değiştirildiğini,  yatırımlarda “yerli-yabancı” ayrımını kaldırdıklarını ve “yabancı” ifadesini  kullanmaya son verdiklerini, yerine “uluslararası sermaye, küresel sermaye”  ifadelerini kullandıklarını anlattı. “Yabancı” kelimesinin kendisine itici  geldiğini ifade eden Erdoğan, “Kucaklayıcı olacağız. 'Yatırım ortamını  iyileştirmek için, ilgili tüm tarafların katılımıyla bunu başarabilmek için bu  ifadeyi kullanmamız lazım' dedim. İstişare içinde, diyalog içinde yoğun  çalışmalar yaptık. Her yıl dünyanın en büyük uluslararası şirketlerinin  yöneticilerini yaklaşık 40 kişi kadar İstanbul'da topladık, topluyoruz. Bir gün,  karşılıklı olarak düşünce cimnastiği yapıyoruz, fikir alışverişinde bulunuyoruz.  Bizzat benim de katıldığım toplantılarda Türkiye'nin yatırım ortamını konuştuk,   aksaklıkları dinledik. Neler olursa, neler değişirse yatırımcı Türkiye'ye gelir  bunları değerlendirdik.” diye konuştu.


Küresel kriz öncesinde uluslararası yatırımların Türkiye'de 22 milyar  dolar seviyesine ulaşarak rekor kırıldığını anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini  şöyle sürdürdü:

“Bunu şunun için söylüyorum, bir ülkenin kalkınmasında, üretiminde,  özellikle de istihdamında, uluslararası yatırımlar çok önemli rol oynuyor. Zira,  uluslararası yatırım gelirken pazarı da beraberinde getiriyor. Bunun için çok  önemli. Ülkeyi uluslararası yatırımlara kapattığınızda, bundan yatırımcı değil, o  ülkede yaşayanlar, vatandaşlar zarar görüyor. Uluslararası yatırımcı rahatsız  olduğunda, ürktüğünde, çekindiğinde, bundan en büyük zararı vatandaş görüyor.  Zaman zaman Türkiye'de de tartışmalar olduğuna şahit olduk. Uluslararası  yatırımcılara karşı hasmane tutumlar sergileyen, az da olsa bir kesimin olduğunu  biliyoruz. Aynı şekilde, bürokrasinin, yargının, uluslararası yatırımlar  konusunda çekinceli, yavaş, gönülsüz davrandığına şahit olduğumuz dönemler  yaşadık ve yaşıyoruz. Biz 8 yıl boyunca bu anlayışla da mücadele ettik. 8 yıl  boyunca uluslararası yatırımın, ülkenin bağımsızlığına, birliğine, bütünlüğüne  kastetmediğini, tam tersine ekonomiye güç katarak, bağımsızlığı perçinlediğini  ifade ettik. Sermayenin dini yoktur, sermayenin ülkesi yoktur, sermayenin bu  noktada özellikle kavimi yoktur. Öyleyse uluslararası yatırımın ekonomi  üzerindeki olumlu etkisini göstererek, uluslararası yatırıma karşı direnci çok  büyük ölçüde kırdık. İşte, Kırgızistan'a da en büyük kardeş tavsiyemiz,  uluslararası yatırımları çekme noktasında her türlü kolaylığı sağlaması  olacaktır. Tabii önce şunu söylemek durumundayım, Türk yatırımcıların, burada,  Kırgızistan'da, yabancı yatırımcı gibi görülmeleri, inanıyorum ki büyük yanılgı  olacaktır. Biz birbirimize yabancı değiliz, aynı atanın evlatlarıyız.

İşadamlarımız, vatandaşlarımız zaman zaman sıkıntılarla karşılaşıyorlar.  İnanıyorum ki Kırgız makamlarının da çabalarıyla, tüm bu sıkıntıları aşacağız.  Kırgızistan'da uluslararası yatırımcılar konusunda yeni bir yaklaşım  benimsenmesi, iş ve yatırım ikliminin cazip hale getirilmesi, yatırımcılara  gerekli hukuki güvencelerin ve idari kolaylıkların sağlanması, hiç kuşkusuz  ekonomiye önemli katkılar sağlayacaktır."

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı