Benim için öldürür müsün?

Kimileri kendini akıllı sanır. Birini öldürmektense, para karşılığı öldürtmeye kalkar. Kimi zaman sadece planlar, kimi zaman hedefine ulaşır. Dünyanın bu en aşağılık suç ortaklığını delillendirmek kimi zaman çok kolaydır, kimi zaman emek ister. İşte size birkaç örnek.

Hindistan’ın harika çocuğu Budhia Singh’i belki hatırlarsınız. 2006 yılında henüz 4 yaşındayken 65 kilometreyi 7 saat 2 dakikada koşarak rekor kırmıştı. "Maraton Çocuk"u keşfeden, Biranchi Das adlı bir judo antrenörüydü. Biranchi, 13 Nisan 2008 günü iki kişinin silahlı saldırısına uğradı ve öldü. Polis önce, 30’dan fazla haraç, cinayet, adam kaçırma olayından sorumlu tutulan gangster Raja Acharya’nın cinayette parmağı olduğundan kuşkulandı.

Chhagla adlı bir adam, 22 Nisan’da ETV Televizyonu’na çıkıp Biranchi cinayetiyle ilgili açıklamalarda bulununca soruşturmanın yönü değişti. İkisi kadın beş kişinin kendisini bulduğunu anlattı. "1 milyon rupi’ye (yaklaşık 33 bin YTL) anlaştık. 200 binini peşin aldım. Bir arkadaşla spor salonuna gittik. Tetiği o çekti. Beni kiralayanlar cep telefonlarını kapattılar, paranın kalan kısmını alamadım" dedi.

Hemen tutuklanan Chhagla’nın, Raja’yı mı koruduğu, katilin kendi mi yoksa arkadaşı mı olduğunu merak ediyorum dersem, yalan olur. Beni ilgilendiren, antrenörün canına 33 bin YTL fiyat biçilmiş olması.

Şubat ortalarında, Kishan çetesinin reisi Kishan Pehalwan’ın kardeşini öldüren, kendisini kiralayan Anoop çetesiyle 100 bin rupi’ye anlaştıklarını, 25 binini peşin aldığını anlatmıştı. Demek ki bu yıl, Hindistan pazarında canın bedeli 100 bin ile 1 milyon rupi arasında değişmekte.

Halbuki, bundan on yıl öncesinde, fiyatlar 2 bin rupi ile 35 bin arasında değişir, üst sınırdan ödemeler istisna kabul edilirdi. Bhartiya Janata Partisi’nin lideri Ramdas Nayak’ın canına kıyan Feroz Konkani’ye bile sadece 35 bin rupi ödenmişti. O yıllarda "Hindistan’da fakirlik ve işsizlik artıyor. Gelecekte gençler çok daha düşük fiyatlara adam öldürecekler" şeklinde öngörüde bulunurduk. Yanıldığımız apaçık ortada. Kişi başı yıllık gelir arttı, işsizlik azaldı. Ama polis dostlarım, kiralık katil piyasasındaki fiyat artışını ekonomik göstergelerin iyileşmesine değil, onları yakalamadaki başarılarına ve suçluların aldıkları uzun hapis cezalarına bağlıyorlar.

Kiralık katil pazarının dinamikleri hakkındaki sistematik araştırmalar, iki elin parmaklarını geçmez ve çoğu ABD ve Avustralya kaynaklı. Onlara başvuranların, genellikle gönül işlerini ya da ucunda önemlice bir para olan aile içi bir meseleyi çözmek istediği anlaşılıyor. Bunları, meslekteki rakibi ortadan kaldırma motifi izliyor. İşveren kadınların sayısı, ABD’de erkeklere eşit. Avustralya’da çok daha az. Katiller, genellikle evvelce suç işlemiş 20-40 yaş arası kişiler. Kullandıkları yöntem, olay yerinin özellikleri ve bıraktıkları delillere göre, profesyonel, yarı amatör ve amatör şeklinde sınıflara ayrılıyor. Fiyatlar ülkeye, hedefin zorluğuna ve cinayette kullanılması istenen yönteme göre değişiyor. Ayrıntı vermeyi burada bırakıyorum. Yoksa, benim ya da bu gazetenin başına, az sonra sözünü edeceğim "Kiralık Katiller İçin Cep Kitabı"nı yayınlayanlar gibi dert açılabilir.

AYNI EVDE ÜÇ CESET

"Kiralık Katiller İçin Cep Kitabı", sahte bir adla kaleme alınmış, 1983’te basılarak piyasaya sürülmüş, 13-20 bin arası sattığı tahmin edilen, 130 sayfalık bir kitap. 1999’da yayıncısı tarafından imha edilmiş. Nedeni, üç kişiyi öldüren bir kiralık katilin yargılanması sırasında, kitaptaki tavsiyelere harfiyen uyduğunun anlaşılmış olması. Hikayesi kısaca şöyle:

3 Mart 1993 sabahı bayan Vivian Rice otomobiline bindi ve yakınlarda oturan kız kardeşinin evine

uğradı. Kız kardeşi Mildred Horn hostesti. Çoktan havaalanına gitmiş olmalıydı. Mildred’in büyük kızı başka bir kentte okuyordu. Kadının 8 yaşındaki ikizlerinden kız olanı, teyzesinin evindeydi. Erkek olanı ise, 13 aylıkken yattığı ameliyat masasından zeka özürlü kalkmıştı. Kalkmış demek doğru olmaz, çünkü ameliyat hatası sadece zekasını değil, hareketlerini de engellemişti. Bu nedenle evde, solunum cihazına bağlı olarak yaşamını sürdüren küçük Trevor Horn ve ona bakan hemşireden başkası bulunmamalıydı.

Bayan Rice kapıya geldiğinde bir terslik hissetti. Garaj kapısı açıktı. Garajdan eve girilen kapı da açıktı. Üstelik Trevor’a takılı solunum cihazının alarmı kulakları tırmalıyordu. Evine döndü, polisi aradı, yanına bir komşusunu alarak yeniden kız kardeşinin evine gitti. O sırada polis geldi. Sokak kapısını açtılar, Mildred Horn başının yarısı parçalanmış biçimde yerde yatmaktaydı. Otopside, kafasına üç kez ateş edildiği, mermilerden birinin göz çukurundan girerek beyne saplandığı anlaşıldı. Trevor’un odasına girdiler. Sakat çocuk, solunum cihazının hortumu çıkartıldığından boğulmuştu. Hemşire Janice de yerde yatmaktaydı. Otopside, başına iki kez ateş edildiği, bunlardan birinin yine göz çukurundan girdiği anlaşıldı. Her iki kadının öldürülmesinde kullanılan benzer teknik, soruşturma açısından önem taşıyacaktı.

Evin içi dağınıktı, birkaç banka ve kredi kartı dışında hiçbir şeyin alınmadığı ortaya çıktı. Onlar da evin az ötesinde bulundu. Halbuki banyo tezgahının üzerinde kolye ve küpeler, hemen ev girişindeki sehpa üzerinde içinde yüklü miktarda nakit para bulunan para çantası durmaktaydı.

KATİL KOCA OLAMAZ

Hostes, ikizleri doğurduktan hemen sonra kocası Lawrence Horn’dan boşanmıştı. Kadın, çocuğunu sakatladıkları iddiasıyla hastaneyi mahkemeye vermiş ve 1.7 milyon doları 13 yaşına girdiğinde oğlunun hesabına yatacak, 1 milyon doları kendisine ödenen yüklüce bir tazminatın sahibi olmuştu. Her ikisi ölürse, 1.7 milyon doların çocuğun babası Lawrence’a kalacağı açıktı. Bu nedenle polis, hemen ondan şüphelendi.

Cinayetler, sabaha karşı 2.30 ile 5.15 arasında işlenmişti. O sırada, şüpheli eski kocanın olay yerinden kilometrelerce ötede, Los Angeles’ta olduğu kesindi. Kısacası, katilin o olması imkansızdı.

Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilen dedektif Craig Wittenberg, adamın Los Angeles’taki evini aradı. 3 Mart gecesi ev telefonuyla yapılan dört şehirlerarası telefon görüşmesinin izini sürdü. Buradan, kiralık katili bulan aracıya, onun itiraflarıyla hostesi, hemşireyi, hasta çocuğu öldüren kiralık katile ulaştı.

KİTABINA UYGUN BİR KATLİAM

Gelelim kiralık katilin, yasaklanan kitapla ilgisine. Detroit polisi, kiralık katil James Edward Perry’nin evini aradığında bir kitap kataloğu buldu. Cinayetlerden üç ay önce bu adrese bir adet "Kiralık Katiller İçin Cep Kitabı", bir adet de "Susturucu Nasıl Yapılır" adlı kitabın postalandığını öğrendi.

Kitap, adam öldürme için ne kadar peşinat alınması gerektiğini yazmışsa, Perry o kadarını almıştı. Kitap, "Hırsız girmiş süsü verin, sadece birkaç kredi kartı alıp çıkın, sonra bir yere atın" diyordu. Kitap, "AR7 tüfek kullanın, göze ateş edin" diyordu. Kitap, silahın seri numarasının nasıl silineceğini, namludaki özelliklerin olay yerinden ayrılmadan neyle, ne şekilde yok edileceğini, nasıl parçalanıp nerelere atılacağını tarif etmişti. Perry yazılanlara harfiyen uymuştu ve ölüm cezasına çarptırıldı.

Karısını ve oğlunu öldürmek üzere kiralık katil tutan Lawrence Horn ile ilgili olarak, jüriye iki seçenek sunuldu: "ölüm cezası" ya da "ömür boyu hapis". Onlar, geride kalan iki kızını düşünerek ömür boyu hapsi tercih etti.

Hostes ve hemşirenin akrabaları yayınevini mahkemeye verdi. Yayınladıkları kitapla cinayetlerin işlenmesine yardımcı olduklarını ileri sürdüler. Yayınevi, 21 Mayıs 1999’da uzlaşma yolunu seçti, birkaç milyon dolar ödedi ve kitabın kalan 700 adedini imha etti. Ertesi gün, kitabın tamamı ırkçı, anarşist, Neo Nazi Bill White tarafından internette yayınlandı. Ne yazık ki biraz uğraşılırsa, hálá elde etmek mümkün.

ÜÇ KİRALIK KATİL HİKAYESİ

Bir dost kazığı

Adam, önce aşık olduğu kadının iki çocuk annesi ve evli olduğunu, hemen ardından başka bir sevgilisinin daha bulunduğunu öğrendi. Koca kendi yaşlarındaydı, ikinci sevgiliyse pek gençti. "Başka çaresi yok. O serseriyi öldürteceğim. Bana birini bul, bulamazsan sen öldür, ne istersen öderim" diye başladı söze. Karşısındaki 20 yıllık dostuydu, emekli bir subaydı, bir kiralık katil bulabileceğinden emindi. "Bakarız" dedi eski asker. Birkaç güne kalmadan dönüp geldi. "Serseriyi öldürecek birini buldum, sizi buluşturacağım."

Dertli koca kiralık katille buluştu. Genç adamın fotoğrafını, adını, adresini, günlük yaşamının ayrıntılarını, otomobilinin plakasını verdi, 5 bin dolara anlaştı, 500’ünü peşin ödedi. Hemen orada tutuklandı, adam öldürmeye azmettirmekten yargılandı ve sekiz yıl hapis cezası aldı.

Kiralamaya çalıştığı adamın, Victoria polisinin (Avustralya) 1992’de, sadece böylesi işlerde kullanmak ve katil aramaya çalışanları yargıya teslim etmek üzere kurduğu "Covert Unit"in gizli polisi olduğunu ve dost bildiği eski askerin niyetini öğrenir öğrenmez onları arayacağını hesaba katmamıştı.

Polis tuzağına düşen koca

Altmışına yaklaşan işadamı, iki çocuğunun annesi 35’indeki karısından boşanmak istiyordu ama, istediği parayı ödemektense, onda biri fiyatına kiralık katille anlaşmayı tercih etti.

"Haftada üç kez üniversitedeki akşam kursuna gidiyor. Saat 23 sularında, pek trafiği olmayan bir yan yoldan eve döner. Ufak, kırmızı bir Peugeot’su var. Büyükçe bir kamyonla çarparsanız mutlaka ölür. Aman sakın sakat filan kalmasın" diye sıkı sıkı tembihleyen ve 10 bin İngiliz lirası, yani 25 bin YTL ödeyeceğini söyleyen George Fallows muradına eremediği gibi, hapsi de boyladı. 2003’ün bir bahar gecesi, trafiği olmayan yolda kırmızı Peugeot’ya bir kamyon çarptı ama, hem kırmızı otomobili kullanan kadın, hem de kamyon sürücüsü polisti.

George Fallows’un niyetinden haberi olan polisin görevlendirdiği bir memur, kiralık katil rolüne bürünerek defalarca kocayla buluşmuş, vazgeçirmeye çalışmış, ayrıca tüm konuşmaları teybe kaydetmişti. Sonunda tezgahladıkları senaryoyu oynadılar, George Fallows karısının öldüğünü sandı, kiralık katil olduğunu zannettiği memura parayı ödeyince tutuklandı. Kocası sadece beş yıla mahkum edildiği için sinirlenen bayan Karen Fallows temyize başvurduysa da, cezayı artırmayı başaramadı.

Kiralayacak katil arayan kadın

Michiganlı, iki çocuk annesi, 49 yaşındaki fizyoterapist Ann Marie Linscott, Kaliforniyalı aşığının karısı Carol’den kurtulmayı kafasına koymuş. Çarşı pazar dolaşıp kiralık katil bulacak değil ya. "İyisi mi öldürürüm, suçu kiralık katilin üzerine atarım" diye düşünmüş.

Geçen kasım ayında internetin ilan portallerinden birine kaydolarak, "sessiz suikastçi" aradığını, "hedefi" ortadan kaldırana 5 bin dolar ödeyeceğini bildirmiş. Başvuran ikisi kadın üç kişiye, kadının eşkalini, adını, ev ve iş adresini göndermiş. Bir süre karşılıklı mesajlaşmışlar. Neyse ki, bazı sağduyulu internet gezginleri durumun farkına varıp polise haber vermiş.

FBI özel ajanı İslam M. Omar’ın yeterli delilleri toplaması üzerine Ann Marie ocak ayında tutuklandı. 16 Nisan 2008 günü yargıç karşısına ikinci kez çıktı ve kendisine sunulan pazarlığı kabul etti. Geçen nisan ayında aşığının karısının yatak odasında bulunan Molotov kokteylini oraya kimin tehdit için bıraktığı konusunun soruşturulmayacağı güvencesine karşılık, internetten kiralık katil aradığını itiraf etti. Savcı Daniel Mekaru, üç kişiyle ayrı ayrı pazarlık ettiğini ileri sürerek 30 yıl hapsini ve 750 bin dolara varan para cezası istiyor. Bu arada Ann Marie’nin kocası John Linscott’un ısrarla karısının masum olduğunu iddia ettiğini belirtmeden geçmeyelim.
Yazarın Tüm Yazıları