Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Benim hovarda arkadaşım

<B>ÇOK </B>eski bir arkadaşımdan söz edeceğim size. Yıllara dayanan dostluğumuz var.

Severim. İyi çocuktur.

Tek kusuru biraz hovardadır.

İyi bir eğitimi, iyi bir işi var. Bayağı para kazanır.

Elindeki imkánlara bakarsanız, hali vaktinin yerinde olması gerekir.

Ama arkadaşımın başı hep derttedir. Çünkü hovardadır.

‘‘Bir’’ kazanır, ‘‘beş’’ harcar.

Üstelik de lüzumlu yerlere harcamaz. Hovardalık yapar.

En az üç dört metresi vardır.

Her ay eline geçen paranın büyük bölümüyle onlara hediyeler alır.

Keyfine düşkündür.

Evinde bir sürü adam çalıştırır. Aşçısı, şoförü, káhyası, uşağı, hizmetçisi, bahçıvanı, eşinin şoförü, çocuklarının şoförü derken ev adam doludur. Onlara çok maaş vermez, ama o kadar çoktur ki yanında çalışan, sonuçta yüklü bir miktar ödemek zorunda kalır her ay.

Bunlar yetmezmiş gibi en lüks otomobillere binmeyi sever. Mercedes'in en yenisi hep ondadır.

Karısına Jaguar almıştır. Çocukların otomobilleri de hayli lükstür. Ayrıca alışveriş için aşçıya, çalışanları götürüp getirsin diye káhyaya da birer otomobil vermiştir.

Evinde her gün tamirat vardır. Bir yeri yaptırır, diğerini bozdurur. Eve yaptırdığı işlerin fiyatını bile sormaz. Nice müteahhiti zengin etmiştir.

Bu ‘‘hovarda’’ arkadaşım sürekli benden borç ister.

Kıramam. Bir kenarda duran paramı hep ona veririm. Arada bir, bir miktarını getirip geri öder.

Sonra verdiğinin üç mislini yine borç olarak ister.

Eski bir dostum olduğu için hiç kırmadım kendisini.

Ta ki düne kadar.

Dün yine geldi.

‘‘Yeter be’’ dedim, ‘‘Yemiyorum içmiyorum sana veriyorum. Ne yapıyorsun bu kadar parayı?’’

‘‘Çocukların okul taksidi. Eşim hasta ona lazım. Evde de su tesisatı patladı tamir gerekiyor’’
dedi.

İçim cız etti. Yine verdim.

Bir de ne göreyim, almış benim parayı gitmiş metreslerinden birine gerdanlık almış. Diğeriyle de her gece álemde.

Az önce aradım.

‘‘Bir daha gelip benden para isteme. Okul taksidi diyorsun. Karım hasta diyorsun. Sonra parayı onla bunla yiyorsun. Ayıp ediyorsun’’ dedim.

Çok bozuldu.

‘‘Ben de seni arkadaş sanmıştım. Yaramaz adammışsın. Bir de utanmadan benim evdeki düzenime karışıyorsun. Sana ne ulan benim evde ne yaptığımdan’’ dedi ve telefonu yüzüme kapadı.

Aslında benden aldığı borca ihtiyacı da yok. Metreslerinden kurtulsa, bu kadar lükse düşmese gül gibi geçinir gider.

Ama alışmış bir kere.

Ne dersiniz, bu ‘‘hovarda’’ ve ‘‘terbiyesiz’’ arkadaşıma yine borç vermeye devam edeyim mi?

Gemide isyan


TÜRKİYE'nin gördüğü en berbat hükümet bu olsa gerek.

Bir yanda hükümet programı ve kamuoyuna söz veren liderler.

Diğer tarafta bu liderleri ‘‘sallamayan’’ bakanlar.

Hükümet bir program için söz vermiş.

İki bakan çıkıyor, ‘‘Bana ne sizin programınızdan. Benim programım bu değil’’ diyor ve içinde bulunduğu hükümetin önünü kesiyor.

Bahçeli ‘‘Sanal’’ lider olmuş.

Adamlarına söz geçirmekten aciz.

Parti içi dengeleri kollama uğruna, tabana mesaj verme uğruna MHP'nin çok başlılığına ‘‘çıt’’ çıkaramıyor.

MHP'de güçlü isimler, ideolojisi kalmayan partiyi oradan oraya sürüklüyorlar.

Olan memlekete oluyor.

‘‘İktidar gemisi’’, kaptan ve yardımcılarının değil, aşçıbaşının kontrolüne girmiş.

Çünkü aşçıbaşı, ‘‘Boşverin kaptanı. Yemeği ben hazırlıyorum’’ diyor.

Kaptan yardımcısı ise aç tayfaya söz geçiremeyeceği için aşçıbaşına boyun eğiyor.

Olan gemiye ve yolcularına oluyor.

Aşçıbaşının elinde, bir oraya, bir buraya sürüklenip duruyoruz.

Yakıt tükeniyor, kumanya tükeniyor.

Belki de en iyisi bu.

Aç kalan tayfalar, aşçıbaşını gemiden atarsa kurtulacağız.

Vay anam vay!


ELİTE Model Look yarışması için 5 bin genç kızımız başvurmuş.

Vay, vay, vay!..

Türkiyemin haline bakın.

Önce ün, sonra para için ailelerin evlatlarına reva gördüğüne bakın.

‘‘Hadi kızım kazan yarışmayı. Ünlü ol. Zengin ol. Bize bak.’’

Eskiden kızlar analarından, babalarından gizli katılırlardı bu yarışmalara.

Şimdi analar babalar, kızlarının elinden tutup götürüyor:

‘‘Benim kızım çok güzeldir. Bakın bakın.’’

Yuh, yuh, yuh!..

O analara babalara değil, o ana babaları bu hale düşürene yuh.

‘‘Dokun Bana’’ adlı yarışmada bir kızcağız, 54 saat sonunda doktor zoruyla yarışmadan çıkarılıp Citroen'i kaybedince annesi kıza etmedik hakaret bırakmadı.

Kız neredeyse ölecek, doktorlar ‘‘Bırakmalısın’’ diyor, ana kızına kızıyor. Çünkü otomobil gitti.

Vay, vay, vay!

Yuh, yuh yuh!

O anaya değil.

O anayı bu hale düşürene.

Topunuza yuh!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Ev kadınları aynı fiyattan iki kez tüp alabildiği zaman.
X