‘Benim Almanyam’ bu değil

Hürriyet Haber
26.08.2015 - 10:42 | Son Güncelleme:

1970’li yılların ikinci yarısıydı.Vietnam Savaşı yeni bitmişti.Ama halk tedirgindi.

Komünistlerin zaferi insanları korkutmuştu.
Rejim yanlısı ve rejim karşıtı yüzbinlerce insan ülkeyi terk etmek için yollara düştü.
Kaçış yolu denizdi.
Başka bir ülkede de olsa, özgür bir biçimde yaşamak için insanlar kırık dökük teknelere, gemilere binip yollara düştüler.
O yüzden onlara Boat People (Tekne İnsanlar) denildi.
Batan kırık dökük tekne ve gemilerde binlerce Vietnamlı yaşamını yitirdi.
O dönemde Almanya’ya gelenler de oldu.
Gazeteci Rupert Neudecker ve Alman yazar Heinrich Böll’ün desteğiyle Vietnam İçin Bir Gemi komitesi oluşturuldu.
Amaç bu çaresiz insanların ellerinden tutmaktı.
Kiralanan Cap Anamur gemisiyle on binlerce Vietnamlı kurtarıldı ve Almanya’ya getirildi.

* * *

Ben o dönemde Bochum Ruhr Üniversitesi’nde öğrenciydim.
Bochum yakınlarındaki Recklinghausen Halk Yüksek Okulu’nda haftada iki akşam yabancılara Almanca öğretiyordum.
Aralarında Vietnamlılar da vardı.
Hepsi de güleryüzlü, sempatik insanlardı.
Anavatanlarından çok uzaktalardı ama Almanya’nın kendilerine sahip çıkmasından da çok mutluydular.
Almanlar bu insanlara kucak açmışlardı.
Doğru olanı da buydu.
O yüzden ta o günlerde İşte ‘Benim Almanyam’ bu” dedim.

* * *

Almanya’ya iltica edenlerin sayısı ilk kez 1980 yılında 100 bin sınırını aştı.
107 bin 818 kişi iltica başvurusunda bulundu.
Çoğu Üçüncü Dünya olarak nitelenen geri kalmış ülkelerdendi.
İşte o günlerde iltica hakkını istismar tartışmaları başladı.
1990’lı yılların başından itibaren de Das boot ist voll (Tekne doldu-Gemi doldu) politikası gündeme geldi.
O dönemde ülkede yabancı düşmanlığı da arttı.
Solingen’de Mölln’de Türk ailelerin oturduğu evler kundaklandı.
Solingen’de 5, Mölln’de 3 insanımız cayır cayır yakıldı.
Eski Doğu Almanya sınırları içinde kalan Hoyerswerda ve Rostock’ta da yabancılar saldırıya uğradı.
Aşırı sağcı, yabancı düşmanı, ırkçı çevreler “Ülkenize defolup gidin” diye sokaklara döküldü.
O zamanlar da “Benim Almanyam bu olamaz” demiştim.
2000’li yıllarda Almanya’ya iltica edenlerin sayısında ciddi bir düşüş yaşandı.
Ama yine de yabancı düşmanı eylemler bitmedi.

* * *

Son dönemlerde başka bir ülkeye sığınmak için yine kırık dökük tekne ve gemilere binerek denize açılan, ancak batan tekne ve gemilerde can veren insan sayısı artmaya başladı.
Tabii buna rağmen Almanya’ya sığınanların sayısında önemli bir artış olunca, yeniden tedirgin edici gelişmeler de yaşanmaya başlandı.
Başbakan Angela Merkel’in genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) kardeş parti konumundaki Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU), Balkan ülkelerinden gelen sığınmacıların derhal ülkelerine geri gönderilmesini gündeme getirdi.
“Ekonomik nedenlerle gelenlerin bu ülkede iltica hakkı yok” denildi.
Tabii bu yaklaşım aşırı sağcı, ırkçı Almanya Nasyonal Demokrat Partili (NPD) Neonazilerin ekmeğine yağ sürdü.
Son dönemlerde sığınmacılara karşı tepkiler ve saldırılar arttı.
Ülkenin çeşitli kesimlerinde sığınmacı yurtları ateşe verilmekte.
Sığınmacıların bu yurtlara yerleştirilmesinin engellenmesi için neonaziler sokaklara dökülmekte.
İşin asıl tedirgin edici yanı ise iflah olmaz bu neonazilere sıradan vatandaşların destek vermesidir.
İşte bu tabloyu görünce “Benim Almanyam bu değil” diyorum.

* * *

Bu gelişmelere sessiz kalmakla suçlanan Başbakan Angela Merkel nihayet sessizliğini bozup sığınmacılara tepkiyi, “Bu utanç vericidir. Bu tutum Almanya’ya hiç yakışmıyor. Hele hele yurttaşların, çocuklu ailelerin birlikte yürüyerek bu döküntüleri desteklemeleri de utanç vericidir” değerlendirmesi karamsarlığımı biraz da olsa azaltıyor.
Aynı şekilde Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Genel Başkanı Sigmar Gabriel’in, Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert’in, Yeşillerli ve Sol Partili politikacıların çok açık bir biçimde neonazilere tepki göstermesi umudumu artırıyor.
Hele hele sağduyulu Almanların ve göçmen kökenlilerin sığınmacılara birlikte kucak açmaları umudumu daha da artırıyor.
Ve “İşte ‘Benim Almanyam’ bu” diyorum.

Etiketler: avrupa , Ahmet Külahçı


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı