Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Beni kandırdınız

Hayır, Bakan M.Ali Şahin aynen böyle demedi. Ama Kulüpler Birliği’nin Ulusoy’u desteklediğini öğrendiğinde, dayanamadı, "Hani bana Ulusoy’u şikayet ediyordunuz? Ya o zaman yalan söylediniz, ya şimdi"

CNN Türk’teki programa Ankaralı gazeteciler, Uğur, Cemal ve Atilla, Başbakan Yardımcısı M.Ali Şahin’i davet etmişler. G.Saray - Beşiktaş arasında oynanan Efes Cup finalini kanallardan ararken onları gördüm, takıldım. Hem de tam takıldım.

M.Ali Şahin’i bu kadar tempolu, bu kadar net, bu kadar kesin kararlı görmemiştim. Her kelimesini ve cümlesini dikkatle ve özenle seçiyordu. Hazırlıklı olduğu içinde tempoyu hiç düşürmeden sorulara kesin ve net yanıtlar verdi.

Hep söylerim, biz duygusal bir milletiz, çabuk unuturuz. Önümüzde federasyon genel kurulu var. Sahneye bakın, hep eskiler.. Oturmuşlar yıllarca tencerenin başına kepçeyle içmişler, yemişler. Her kepçeden sonra da "Oh öldüm" demişler. Kaşıkla sıra bekleyenler de dayanamayıp, yer açın da biraz da biz ölelim demişler.

TARİHTE GEZİNTİ

Gelin tarihte biraz gezintiye çıkalım ve Haluk Ulusoy dönemlerini kısaca hatırlayalım. Arabasına 2 metre kefen bırakılan, ısrar edersen içine girersin diye üzerine de kağıt iliştirilen, Hadi Türkmen, Ulusoy’a gidip, ne yapayım yardım et bana diyor.

Ulusoy’dan cevap; Ben karışmam.

Sonra Ulusoy aday oluyor, karşılığında bazılarına göre 60, bazılarına göre 40, kendine göre de 30 koyun keserek başkan oluyor. Koyun keseceksin, diyenin Alaattin Çakıcı olduğu iddiasını duymayan kalmadı. Yine bir iddiaya göre de aracı Ergun Gürsoy’du.

Sonra Ulusoy’un başkanlık dönemi başlıyor. Dünya Kupası’na gidiyoruz 3. oluyoruz. Yapılan tüm seyahatlere yüzlerce kişi gidiyor. Oteller 4 yıldız, 5 yıldız. Bütün bunların parası federasyondan. Resmen lale devri. Çünkü aynı seyahatlere bizler de, gazetelerimizin parasıyla gidiyoruz. Her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor.

ANİ BİR U DÖNÜŞÜ

Sonra.. Sonra hakemler tutuklanıyor cezaevine giriyor. Önce söylenenler sonra değiştiriliyor. Bunun en basit örneği, Sadık İlhan. MHK Başkanı Bülent Yavuz’un, Samsun -Trabzon maçında, Trabzon yenilmesin diye telkin yaptığını söylüyor. Ama sonra nedendir bilinmez ani bir U dönüşüyle ben öyle demedim diyor.

MHK Başkanı Bülent Yavuz, Bülent Uzun, Mutlu Çelik ve daha saymadığımız birkaç ismin idare ettiği maçlar hep tartışmalı. Tayinlerde şüphe var. Kulüpler onu değil bunu istiyoruz diyor, dedikleri oluyor. Sonra Avrupa Şampiyonası finallerine gidemiyoruz ve genel kurul.. Haluk Ulusoy aday değil.

Bakan Şahin, "Kulüpler Birliği başkanı bana geldi, bu kayıtlarda var. Ulusoy’u da, Kulüpler Birliği adına en başta şikayet eden de odur. Şimdi ne değişti de beraber hareket ediyorlar, hayretler içindeyim" diyor. Eğer böyleyse bakan haklı.

Özhan Canaydın, Kulüpler Birliği toplantısına giriyor. Sağında 7, solunda 8 kişi oturuyor. Canaydın oylama yapıyor. Sağ tarafında oturanların hepsi Ulusoy taraftarı. Oylamaya oradan başlıyor. Ne de olsa acemi. O kadar ince düşünemez. Koçum aslanım dersen, havuza bile itebilirsin. Sağ taraftaki 7 kişiden silme Ulusoy ismi çıkıyor. Sol taraftakiler Ulusoy demeyecekler ama sağda 7 Ulusoy ismi çıkınca korkuyorlar.

Neden?

ÖLME İSTEĞİ

Yarın Ulusoy federasyon başkanı olursa bizim için iyi olmaz, diye düşünüyorlar. Ama yine de çekimser kalıyorlar. En son Malatyaspor Başkanı Hikmet Tanrıverdi, "Şenes Erzik" diyor.

Haluk Ulusoy tekrar seçilirse, kendi kafasına uyanlarla gelecek. Geçmiş dönemlerde ne oldu, ne değişti ki şimdi değiştirecek? Türkiye’de bu işin sahibi kulüpler. Ama hep o iktidar olma hırsı, hep o çorbanın başında oturup, kepçeyle o çorbayı içerek ölme isteği.

Bakan da kısaca şunu diyor, "Dün bizi kurtar diyordunuz, şimdi biz beraberiz diyorsunuz. Ya o zaman beni yanlış yönlerdirdiniz, ya da şimdi..."

Türkiye demokratik bir ülke. Ulusoy aday olabilir. Sonrası ne olur. Sizlere çok net bir şey söyleyeyim mi, yani kulüplere? Kendi düşen ağlamaz.

Daum ve Antalya’nın sıcağı

ANTALYA’da hava sıcak. Daum bu rahatlıkla yine beyanatlar vermeye başlamış. "Türkiye için iyi kadromuz var ama Avrupa’da devler önünde yok oluyoruz." Tamam Milan dev, zaten sen o devin karşısına da öyle kadrolar çıkardın ki, devi daha bir dev yaptın. Peki şimdi Daum’a soruyorum, PSV de Avrupa’da dev mi? Hiddink’in elindeki yabancıların sayısı ve kalitesiyle, Daum’un elindeki yabancı oyuncuların kalitesi ve sayısı ne? İyi hatırlıyorum, Daum’un bu cümlesini Hiddink’e söylediğimde, gülerek, "Ellerinde çok kaliteli yabancıları var ama oyun tekniği açısından bir şey söylemek bana düşmez demişti." Daum kamuoyunu yanlış yönlerdirmeyi bıraksın.

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’den tek sorumludur. O da çıkıp artık tecrübe kazanacağız demesin. F.Bahçe Avrupa kupalarına yeni çıkmıyor. Aziz Yıldırım ilkokula gitmeden önce de çıkıyordu, şimdi de. Yani bu Avrupa’nın hesabını Daum değil Yıldırım verecektir.

Yılbaşında Beyrut’taydım

YILBAŞINDA Beyrut’a gittim. 1982’de çıkan savaşta perişan olan dünyanın eğlence merkezi Beyrut’a. Şehir yeniden yapılmış ama konum itibariyle hem Suriye, hem İsrail buraya burnunu sokmaya bayılıyor. Zaten kendi bünyesinde etnik din grupları var. Şu anda Hristiyanların nüfusu yüzde 50’nin altında olmasına rağmen başbakan onlardan seçiliyor.

Hükümetteki sayılar ise müslümanlarla Hristiyanlar arasında yüzde 50-50 bölünüyor. Çok enteresan, mesela içişleri bakanı eğer Şiiler’in elindeyse ömür boyu o bakanlık onların. Her an bir iç savaş patlak vermesin diye nüfus sayımı yapmıyorlar. Ve Lübnan’da hiç nüfus sayımı yapılmamış. Hristiyanlar, Şiiler, Sünniler, Durziler hepsinin nüfusu tahmini olarak hesaplanıp oranlanıyor.

Camiye gidiyorsunuz, imam hiç dinden imandan bahsetmiyor. Saatlerce siyaset konuşuyor. Bakanlar camiye giderse önlerinde onlarca kamera namazı öyle kılıyolar.

Yerlilerine soruyorum, burada ne üretiyorsunuz diye, hiçbir şey diyorlar. Ama yoldaki arabalara ve binalara bakıyorum inanılmaz lüks. Çocukların hepsinin bakıcısı var. Peki bu su nereden geliyor diyorum cevap veremiyorlar. İç savaştan sonra binlerce Hristiyan Avrupa ve ABD’ye göç etmiş. Onlar gönderiyor diyorlar. Her taraf ithal malla dolu. Şehrin içinde eski binaların hepsinde kurşun ve bomba izleri var. Bazı büyükelçilikler dahil.

Hakemler, noldu?

YILLARDIR hakem abilerim, hakem arkadaşlarım ve hakem kardeşlerimden şu cümleleri duydum; Türkiye’de hakemlik futbolun ilerisinde. Ben de hep şunu savundum. Futbolcular sizden daha sosyal, daha önce düşünüyorlar ve daha çabuk kavrıyorlar. Onları inandıramadım. Ama şimdi hepsi uyandı. Ne zaman kendi içlerinden olmayan, işin tekniğini bilmeyen, iyi niyetli, dan diye konuşan, zaman zaman da kendilerini haşlayan Ufuk Özerten MHK Başkanı olunca. Hani iyiydiniz? N’oldu?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI