Gündem Haberleri

    Beni eleştirenler 6-7 kişiden ibaret

    Nuran ÇAKMAKÇI
    20.11.2001 - 01:56 | Son Güncelleme:

    İstanbul Üniversitesi'nde 10 Aralık'ta yapılacak rektörlük seçiminde ikinci kez aday olan Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, ‘‘Tutarlı Atatürk çizgisindeki tavrımızı, bütün yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımızla birlikte sürdürmek istiyoruz. Aday oluşumun nedeni budur’’ dedi.

    Tekrar aday oluşunun sebeplerini anlatan Prof. Kemal Alemdaroğlu, öğretim elemanları ve öğrencilerle birlikte toplam 75 bin kişilik bir topluluğu yönettiklerini belirterek, ‘‘Anadolu'da bir il büyüklüğü kadar bir üniversiteyi yönetiyorum. Bazı kişilerin yönetime karşı düşüncede olması doğal değil mi? Zaten beni eleştiren 6-7 kişi’’ dedi.

    İRAN VEYA SUUDİ ARABİSTAN GÖRÜNTÜLERİ VARDI

    Göreve başladıktan bir süre sonra, dershanelerimizde çarşaflı, peçeli, türbanlı öğrenci sayısı giderek artıyordu. İranlaşma, Suudi Arabistan gibi görüntüler sergileniyordu. Çarşaflı, peçeli öğrencilerce dershanelerde, koridorlarda Cuma namazları ve toplu namazlar kılınıyordu. Üniversitemizin tarihinden aldığı anlayışla bu gidişe 'dur' demesi gerekiyordu. Buna 'dur' diyen kararlı, tutarlı tavrımızı hep birlikte yaşadık. Bugün, çok şükür üniversitemizin açık kapalı hiçbir mekánında böyle bir görüntü yok.

    24 SAAT SÜREKLİ TEHDİT EDİLİYORUM

    Ben aslında Atatürkçülük ve Kemalizm konusunda tavır gösteren ne ilk, ne de son rektör olacağım. 1996'da, ben Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı olarak türbanlı asistanın görev yerini değiştirdiğim için bir televizyon 25 dakika benim aleyhimde yayın yaptı. 24 saat tehdit alan bir kişi idim, halen de alıyorum. Bunların ne kadar gözü dönmüş olduklarının bilinci içindeyim.

    ATATÜRKÇÜYÜM DİYE ELEŞTİRİ ALIYORUM

    Dinci ve bölücüler, bir de bunlara çok az sayıda çıkarcılar eklenince, hepsi 5-10 kişi sürekli beni eleştiriyor. Atatürkçülük anlayışım, benim yaşam biçimim. Kemalizm, özgürlük, açıklık, saydamlık ve dürüstlüktür. Benim Atatürkçülük anlayışımda sevgiyle yaklaşıp, sorunlarına çözüm üretmek yatar. Ben içi boş sözcüklerle konuşmuyorum. uygulama ile gösteriyorum. Şeffaflığımı, yasaya uyumu, katılımcılığımı, demokratikliğimi uygulama ile gösteriyorum.

    DOÇENTLİKTE BEKLETMEK ANLAYIŞIM DEĞİL

    Araştırma görevlisi, doktor, yardımcı doçent, profesör olur. Yıllarca kişileri araştırma görevlisi olarak bekletip, yardımcı doçentliğe yükseltmemek, yardımcı doçenti, doçentlik koltuğuna oturtmamak, süründürmek; doçentlik kadrosuna oturanların 5 yıl içinde profesör olması gerekirken, kadro düzenlemesi yapmayıp sürekli doçent olarak, bir anlamda köle şeklinde çalıştırmayı düşünmek benim Atatürkçülük anlayışım değil. Bu konularda demokratik şekilde açılım sağladığım için eleştiriliyorum.

    YAŞLILAR KÖŞELERİNE ÇEKİLMELİ

    67 yaşına gelmiş insanlar var. Bu insanların, fazla itiraz etmeden emekli olup köşelerine çekilmesi gerekir. Ama hayır, onlar emekli olacak yerde bir o kadar daha konuşuyorlar.

    BASININ ÖNÜNDE KENDİMİZİ SORGULATTIK

    Her yarıyıl Fen Fakültesi'de öğrenci, öğretim elemanı, idari görevlilere 'bizi sorgulayın' dedik. Bu mu şeffaf olmamak? Üstelik, basının önünde Üniversite Yönetim Kurulu'nu sorgulattık. 'Konuşan üniversite' dedik, öğrencilere söz hakkı vereceğimizi söyledik. Her üniversite açılışında bir öğrenci konuşuyor.

    KİMSE BANA TEPKİ OLARAK AYRILMADI

    Kim ayrıldı? İki yıl önce bana tepki olarak kim ayrıldı? Aysel Çelikel, Ali Ülkü Azrak, Burhan Şenatalar mı? Sayın Çelikel, 67 yaşını doldurmaya bir ay kala üniversitemizden ayrıldı. O tarihe kadar, son güne kadar çalıştı. Üniversitemizden, vakıf üniversitesi kendisini istediği için gitti. Ali Ülkü Azrak, 67 yaşının son gününe kadar üniversitedeydi. 67 yaşını doldurdu. O da vakıf üniversitesine gitti. Burhan Şenatalar, bir vakıf üniversitesinde görev yapmak istiyordu, gitti. Bunun dışında var mı başka isim? Hiç kimse bana tepki olarak ayrılmamıştır. Ayrılanların birçoğu yaş haddini doldurmuştur. Ben tek tek istifa edenlerin, nereye gittiğini, niye gittiğini de açık şekilde vurgularım. İnsanları karalamakla, saldırmakla bir yere varılmaz. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

    Bülent Tanör olayı basit bir ihlaldir

    Bülent Tanör olayı, bir basit tam gün ihlalidir. İhlal edene soruşturma açılır. Yanıt tatmin edici ise, bu iş başlamadan biter. Tanör'e sorulduğunda hem bana, hem de dekana hakaret ediyor. Biz de soruşturma açtık. Duygu sömürüsü yapacak. Hasta... Ne münasebet. Hastaysa hastalığının giderlerini karşılıyoruz. İki yılda bu devlet 48.5 milyar ödemiş. Özel olarak istekte bulundu, devletin ödeyemediği rakamları ödedik. Hálá ödeniyor. YöK Yüksek Disiplin Kurulu o kararı verecek. Ne zamandan beri herhangi bir konu mahkemedeyken, baskı altına almak için hukukçular ayağa kalkıyor? Daha fazla üzerime gelmesinler, daha fazla söylerim. Bülent Tanör ilk kez üniversiteden çıkarılmış değil. Hayatı hep yasa tanımazlık içinde geçmiş belli ki, o da benim suçum değil.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı