Gündem Haberleri

    Bence bu sorunun en kolay yolu af

    Nur BATUR
    18.09.2005 - 00:38 | Son Güncelleme:

    Gesche Karrenbrock, Birleşmiş Milletler’in (BM) Türkiye’deki ilk kadın Mülteciler Yüksek Komiseri.25 yıldır BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nde çalışıyor.Bunun 10 yılını Ruanda, Sudan, Zambiya ve Kamerun gibi Afrika ülkelerinde geçirmiş. Hep çatışmaların ortasında olmuş.

    Mülteci sorunlarını çözmeye çalışmış.52 yaşındaki Alman Yüksek Komiser, 2.5 yıl önce Ankara’ya geldiği zaman kucağında patlamaya hazır bir bomba buldu.1993’te köyler boşaltılırken Kuzey Irak’a geçen 12 bin göçmen nasıl geri dönecekti?

    Türkiye’nin ‘PKK yuvası‘ olarak gördüğü Mahmur Göçmen Kampı ne olacaktı?

    Karrenbrock, Ankara’ya gelir gelmez, ilk uçağa atlayıp Diyarbakır’a uçtu.

    Sonra da Hakkari, Yüksekova, Şırnak ve Silopi’ye...

    Sonunda geçen yıl ABD, BM ve Türkiye arasında bir anlaşmaya varıldı.

    Neydi bu anlaşma?

    Kamptakilere geri dönme yolu açılıyordu.

    Hem de evleri yıkılanlara çimento, tuğla, hayvanlarını kaybedenlere de hayvan verilerek.

    Ve böylece bir yılda Türkiye’ye 2 bin 652 kişi geri döndü.

    Ya geride kalanlar?

    Mahmur’da halen 8 bin 300 kişi yaşıyor ve hepsi de Türk vatandaşı.

    Kampa Mülteciler Yüksek Komiserliği yardım ediyor; sağlık, eğitim hizmetleri veriyor ve Irak hükümetiyle birlikte de yiyecek desteği sağlıyor.

    Ama kamp, aslında PKK’nın kontrolünde.

    Zaten kampın internet sitesine girerseniz ilk anda PKK kampı zannediyorsunuz. Türkiye haritasının üzerinde Kocaman ‘Kürdistan’ diye yazıyor. Sitede PKK bayrakları ve Apo posterleri taşıyan kadınlar ve erkeklerin fotoğrafları var.

    Peki BM bu tabloya nasıl izin veriyor?

    Bir de dağlarda 5 bine yakın PKK’lı terörist var. Aralarında kurtulmak isteyenler de bulunuyor. Ama korkup gelemedikleri söyleniyor.

    İşte BM’nin temsilcisiyle hem Mahmur Kampı’nı hem de Kuzey Irak dağlarından kurtulmaya çalışan PKK’lıları konuştuk.

    Şimdiye kadar sessiz kalan Karrenbrock ilk kez konuşuyor.

    Mahmur bir BM kampı mı yoksa PKK kampı mı?

    - Kampta, 1990’larda yaşanan kargaşa sırasında PKK teröristleriyle, köy köy dolaşıp teröristleri arayan silahlı güvenlik güçlerinin arasında sıkışıp kalan insanlar var. Düşünün bir köylüsünüz. Evinizi, köyünüzü yakıyorlar. Sonunda ‘Yeter artık. Kimse bizim teröristleri korumadığımıza inanmayacak. Sınırda olduğumuz için de teröristler hep bizi kullanacak, terk etmeliyiz’ diyorsunuz. Bazıları Türkiye’de başka yerlere göç etti, bazıları da sınırı geçip huzuru Irak’ta bulmaya çalıştı.

    Huzur buldular mı?

    - Bulup bulamadıkları belli değil, çünkü orada da birçoğu bir yandan ya da diğer yandan baskı altına alındı.

    Sizce Türkiye sınırdaki köyleri boşaltmakta haklı mıydı?

    - Evet. Biz de destekledik. Çünkü boşaltılmasaydı köylüler üzerinde her iki taraftan gelen tehdit ve baskı devam edecekti.

    Peki ABD, Türkiye ve BM arasındaki anlaşmayı nasıl uyguluyorsunuz?

    - Güveni sağlayıp haklarındaki suçlamaları bilerek geriye dönmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Bize başvuruyorlar. Türk makamlarıyla aramızda gayriresmi bir anlaşma var. Eğer dönmek isteyen hakkında bir suç dosyası varsa bize bildiriyorlar. Dönmek isteyen de buna göre karar veriyor. 2 yıl önce biri ısrarla dönmek istedi. Türk makamları idam isteğiyle dava açıldığını bildirdi. Adam kararlı, döndü. Meğer davadan beraat etmiş. Ama kayıtlara işlenmemiş. Şimdiye kadar 2 bin 652 kişi köylerine geri döndü.

    Geride kalanlar dönmek istemiyor mu?

    - İstiyorlar ama korkuyorlar. Biz Irak’taki değişimle birlikte geri dönüşlerin devam etmesini sağlayacak bir fırsatın doğduğuna inanıyoruz. Önce ‘Topluma Kazandırma Yasası’ çıktı. Kısmi bir af sağlandı. Biz saldırılara karışmayan göçmenlerden söz ediyoruz. İki taraf arasında sıkışan ve panikle göç eden insanlardan. Bunlar geri dönmek istiyor.

    Kampın dışında yaşayanlar da var mı?

    - Evet. Dohuk’la Süleymaniye arasında bazı yerlere yerleşenler oldu. Kampa gelmediler. Bunlar yaklaşık 4 bin kişi.

    KİMSE İHBAR ETMEZ

    Af çıkartılmasını mı önerdiniz?

    - Türk hükümetini müzakereler sırasında, af çıkartması için teşvik ettik. Saatleri tekrar sıfıra çekmeye çalışıyoruz. Eğer bir çatışmaya son vermeye çalışıyorsanız, bütün taraflar birlikte oturmalı. Tabii ki geçmişte sorunlar olduğunu ve aralarında suç işleyen aşırı grupların bulunduğunu biliyoruz. Bunların arasında da haklı ya da haksız olarak terörist gruplara yardım etmekle suçlananlar var. 80’ler ve 90’lardaki ayaklanmalar sırasında suçlamalar arasında yolunuzu bulmak zor oldu. Bu sorunu en kolay çözme yolu af olur. Tümüyle baştan başlamak. Sıfırdan güveni sağlamaya çalışmak. Ama Türkiye’nin siyasi gerçekleri ışığında bunu başarmak çok çok zordu.

    Topluma Kazandırma Yasası sizce ne kadar başarılı oldu?

    - Başarılı oldu. Demokratikleşme olmayacağını zannediyorlardı. Korkmadan dönebileceklerini gördüler. Ama bazılarının oğlu ya da kızı terörist olabilir. Veya yardım etmiş, 1990’larda yapmamaları gereken şeyleri yapmış olabilirler. Bu yasayla bir anlamda, yakınlarını ihbar etmeleri isteniyordu. Bu da geri dönebilecek insanların geri dönüşünü engelliyor. Bir insan teslim olabilir ama oğlunu ya da kızını ihbar edemez. Zaten gitmeyi hiç istemedikleri bir kampta kalmaya zorlanıyorlar. Kurtulmaya çalışıyorlar. Mahmur’da ya da dışarıda. ‘Biz barış içinde Türkiye’de yaşamak istiyoruz’ diyen herkes dönebilmeli. Ne PKK ne de başka tarafın baskısı altında olmadan yaşayabilmeli. Bunu yapabiliriz.

    Yani genel af mı öneriyorsunuz?

    - 2003’te bize göre bu mümkündü. Olmadı. Son birkaç ay içinde yeniden şiddet başladı. Biz şiddete karşıyız. Şu anda af istemek zor. Diyoruz ki, 2004’te yaptığımız anlaşmayı genişletelim. Terörist olmayan gerçek göçmenlere bir şans verelim.

    Ama teröristle gerçek bir mülteci nasıl ayrılacak?

    - Aynı yerde değiller. Mahmur’da gerçek mültecilerimiz var. Sadece barış içinde yaşamak ve geri dönmek istiyorlar. Bazılarının Türkiye’deki değişimden de haberi yok. Biz bunu da anlatmaya çalışıyoruz. Uzun süre ölüm cezasının kaldırıldığını bile bilmiyorlardı.

    Bugünkü koşullarda genel af çıkış yolu olabilir mi?

    - Sorunu çözmede genel af bir yoldur. Ama bu her zaman mümkün olmaz. Siyasi açıdan 2003’te bunu başarma şansımız daha fazlaydı. Ama Türk hükümeti için bunun neden zor olacağını da anlıyoruz. Başkalarını ihbar etmek zorunda kalmamaları halinde Topluma Kazandırma Yasası daha faydalı olur. Belki de o gün için suç görünen eylem bugün suç değil. Belki de hiçbir şey yapmadılar. Yani ‘Evet biz bunları bunları yaptık, ama dönmek istiyoruz’ demelerini sağlayacak bir yasa teşvik edici olur. Böyle bir yasa dönmek isteyenlere yardım edecektir. ‘Ben hata yaptım. Geri dönüyorum’ diyecektir.

    Ama PKK bunları hain olarak ilan edip öldürebilir.

    - Bence teslim oldukları zaman (belki de bilmedikleri) bazı bilgileri vermeye zorlanmaktan korkuyorlar. Eğer yasayla böyle olmayacağına inanırlarsa, bence teslim olanlara PKK’nın hain damgası vurması ihtimali azalır. Bu tür olaylarda benim deneyimim sıfırdan başlamanın yararlı olduğunu gösterdi.

    Af dağdakilerin inmesini sağlar mı diyorsunuz?

    - Eğer başarabilirsek, her şeyden önce masum olan mültecilere yol açılacak. Suç kaydı olanları da kazanmak mümkün olacak.

    TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI’YLA DAĞDAN KAÇ TERÖRİST İNDİ?

    Türkiye, PKK terörüne son vermek için tam 7 kez ‘Pişmanlık Yasası’ çıkardı: 1985, 1988, 1990, 1992, 1995, 1999 ve 2000.

    Yasadan yararlanmak için 4 bin 429 kişi başvurdu. Ancak sadece 832’si yararlandı.

    Neden mi?

    Çünkü başvuranlar bildiklerini anlatmak zorundaydı.

    Örgüt ve eylemlerle ilgili bilgi vermeyenler yararlanamadı.

    Abdullah Öcalan ve tüm PKK’nın komuta kademesine gelince, onlar hangi bilgiyi verirlerse versinler zaten kapsam dışı bırakıldı. Bu hakkı kullanamadılar.

    Tanınan son fırsat ise 6 Ağustos 2003’teydi.

    Abdullah Öcalan ömür boyu hapse mahkum olmuştu.

    PKK dağılıyordu ve Genelkurmay’la İçişleri Bakanlığı, 45 bin örgüt üyesine bir fırsat daha vermek istedi.

    İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu kararı açıklarken umutluydu.

    Dağdaki 5 bin terörist de inebilirdi.

    Ama yine beklenen olmadı.

    Çünkü Öcalan, İmralı’dan talimat verdi. PKK-KADEK tasarıya karşı çıktı.

    İstedikleri şey, genel af ve örgütün başkanlık konseyine siyaset yolunun açılmasıydı.

    BİZİM TERÖRİSTLERİ KORUMAK GİBİ BİR NİYETİMİZ OLAMAZ

    Kampta her yerde PKK bayrakları ve Apo posterleri var. Kontrol edemiyor musunuz? Yoksa etmiyor musunuz?

    - Suçlamaları biliyorum. Bizim teröristleri korumak gibi bir niyetimiz olamaz. Ev sahibi ülkenin bu insanların terörist olduğuna inanması gerekiyor. Burası çadırların olduğu bir kamp değil, büyük bir köy. Güvenliği BM personeli sağlamıyor. Hizmetlerimizin terör amacıyla istismar edilmesini istemiyoruz ama yine de bazı gruplar posterler asıyor, insanlara baskı yapabiliyor. Bunu ev sahibi ülkeyle işbirliği yaparak önlemeye çalışıyoruz. Onların işbirliği olmazsa bunu yapamayız.

    Türkiye kampın tümüyle kapatılmasını istedi. Neden kapanmıyor?

    - Eğer geriye dönüşler olur ve dönmek istemeyenlere de Irak’ta kalacakları yer sağlanırsa kapanır. Önümüzdeki aylarda büyük gruplar halinde geri dönüşler olursa şans artar ama küçük gruplar halinde devam ederse ne kadar süreceği belli değil.

    Ama kamp PKK kontrolünde.

    - Bu bakış ve duruş da yardımcı olmuyor. Orada yaşayan mültecilerin, sadece orada yaşayarak veya büyüyerek bile şimdiden suçlanmış olmalarına yol açıyor. Bir de onların açısından bakın, küçük bir çocuğun kendisine ait olmayan bir ülkede büyümesi zor. Bu çocukların bu gölgeyle yaşamasını engelleyelim. PKK gibi gruplar, Mahmur‘u kontrol etmek isterler ama başarılı olup olmadıkları farklı bir hikaye. Mahmur içinde ve çevresinde tarafsız hizmet verenler var. Biz insanların iki tarafın da baskısından uzak olmasını sağlamaya çalışıyoruz.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı