Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ben üçüncü cumhuriyetçiyim

Serdar TURGUT

Bir süredir şiddetli kimlik buhranı yaşamaktayım.

Takriben 1971 yılından bu yana süren bu kimlik buhranı bazı arkadaşlarıma ve bazı bilimsel yayınlara göre ‘Bir süredir’ kavramıyla katiyen açıklanamayacak kadar uzun bir zaman dilimini kaplamakta.

Burada nüansla ilgili tartışmaya girmek istemiyorum.

Önemli olan olayın süresi değil, bu kimlik buhranının var oluşudur.

Ve bu kimlik krizi nedeniyle aşırı derecede uyumsuzluk da çekmekteyim.

Toplumla aramda uzlaşmaz ve antagonistik bir dizi çelişki var.

Yine bazı başka bilimsel yayınlara göre benim çoktan delirmiş olduğumu ileri sürenler olmaktaysa da, bu köşenin yazarının onlarla herhangi bir polemiğe girme niyeti katiyen yoktur.

Çünkü sorunlar şahıslara indirilmeden tartışılmasını gerektirecek kadar ciddi ve vahim.

***

Cumhuriyet'in 75'inci yıldönümü ile ilgili hazırlanmış olan reklam kampanyasını eminim ki görmüşünüzdür.

Memleketin önde gelen isimleri yanında bazı rutin insanlar ekrana birbiri ardına gelip ne kadar da mutlu olduklarını anlatıyorlar.

Şimdi konuya yapmış olduğum bu girişten zannedeceksiniz ki ben cumhuriyet yıldönümü kutlama kampanyasına karşıyım.

Haşa böyle bir şey yok.

Yani kamerayı bana tutsalardı tabii benim ekranda beliren önde gelen isimler kadar neşeli ve mutlu konuşmam imkânsızdı.

Ancak bu cumhuriyet'le ilgili değil sadece benimle ilgili bir olay.

Çünkü bana cumhuriyet denilince ben hep geçmişi ve özellikle de 1971 sonrasını hatırlayıveriyorum.

Eh biraz kafayı zorlarsanız bu dönemde de insanı bu kadar aşırı neşelendirecek fazla bir olay tabii ki yok.

Ama tabii ki bu da cumhuriyet'in kabahati katiyen değil.

Yani cumhuriyet fikrinin olan bitenle alakası bile yok.

***

Onun için kampanya yerinde ve benim gibi insanları bile belki biraz heyecanlandıracak mesajlar da içeriyor.

Tabii bu dediğim sadece reklam kampanyasını sonuna kadar izlemezseniz mümkün olan bir şey.

Çünkü en son mesajı veren bir çocuk oluyor.

Ve sizi bilemem ama ben çocuğu ekranda görür görmez cumhuriyet fikrinden bile vazgeçme noktasına geliveriyorum.

Yanlış anlamayın teorik düzeyde çocuklara karşı değilim.

Sosyal darvinizm üzerine uzun incelemeler yaptığımdan insanların kendi çocuklarını her koşulda mecburen sevmek zorunda olduklarını da biliyorum.

Hatta bazı duyarlı, yani temel ruhsal dengeleri tam yerine oturmamış insanların başka insanların çocuklarını bile sevebileceklerini de gözlemledim.

Ancak insanların büyük bölümünün neden hâlâ daha tüm insanların ekranda bir çocuk görünce mutlu olacaklarını düşündüklerini anlamam mümkün değil.

Bu memlekette böyle yaygın bir kanı var.

Sosis mi satılacak. Çocuk çıkıveriyor ekrana ‘Yerim seni sosis’ diyor.

Amerika'da olsa o reklamı yapanlar hemen tutuklanır ve en azından 24 yıl hapis yerlerdi.

Telefon mu satılacak. Yine bir çocuk geliyor ekrana. Babasını her yerden her zaman arayarak insanı illet ediyor.

***

Spor yapıyorum, müzik sonuna kadar açık.

Aniden reklamlar başlıyor.

Ben o arada yaşama zaten küsmüşüm çünkü hiçbir yere gitmeden bir saattir koşmaktayım.

Ve yine bir çocuk sesi başlıyor ciyak ciyak bağırmaya.

Vıkvıkvık vık.

Bik bikbik bik.

O da bir şeyler satıyor.

Sevimli olmaya çalışıyor.

Ama ses çok yüksek ve hemen her çocuğun olduğu gibi bu çocuğun da sesi olağanüstü çirkin.

***

Cumhuriyet yıldönümü kampanyasını hazırlayan duyarlı insanlar reklamın sonuna çocuktan mesaj koyarak eminim ki ‘Bu memleketin geleceği çocuklar’ mesajını vermek istediler.

Tabii bu bir totolojidir. Memleketin geleceği ben veya Ertuğrul Özkök- ki kendisi son 100 yılın en seksi erkekler listesine 11'inci olarak hem de Antonio Banderas'ın bile önünde girmeyi başarmış kişidir- olacak değil ya tabii ki çocuklar olacak.

Dahası dediğim gibi ben 1971 kuşağıyım.

Türkiye denilince geleceği değil maalesef hep geçmişi düşünüyorum ve içim hüzünle doluyor.

Bu nedenle çocukların mesaj vermesi kendi içinde başlı başına sinir bozucu bir olay iken bir de bu mesajın memleketin geleceğiyle ilgili olması işi çok daha dramatik hale getiriyor.

***

Bu kampanyayı izlerken şunu düşündüm:

Birinci cumhuriyetçilerle tam olarak anlaşamıyorum.

İkinci cumhuriyetçilerin dediklerini de tam olarak benimseyemedim.

Hem birinci cumhuriyetçiler içinde hem de ikincilerde aşırı derecede gıcık olduğum tipler de var.

Dedim ya uyum sorunum gayet vahim durumda.

Bu nedenle şu aralar üçüncü cumhuriyetçiyim.

Gerçi bunun net ilkelerini tam olarak kafamda henüz oluşturamadım.

Bunu yaptığım zaman olayı size de anlatacağım, buna emin olabilirsiniz.

Şu anda bildiğim tek şey üçüncü cumhuriyette çocukların reklamlara çıkartılmasının kesinlikle yasaklanacağıdır.

Hepinize mutlu günler diler, gözlerinizden öperim.













X