Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ben raporluyum

Serdar TURGUT

Güneydoğu Asya'da havanın aşırı kirlenmesine neden olan orman yangınlarını köylülerin çıkardığının net olarak ortaya çıkmasından sonra benim yaptığım yorum:

‘‘Biliyor musunuz. Galiba Stalin son derece haklıydı. Adama haksızlık etmişiz vallahi.’’

***

Yine Güneydoğu Asya'daki orman yangınlarına neden olan köylülerin sattığı kütüklerin en büyük alıcısının İngilizler olduğunu, buna rağmen İngilizlerin oradaki hava kirliliğinden en çok şikayet eden millet olduğunu görünce benim yaptığım yorum:

‘‘Kahrolsun emperyalizm.’’

***

Sevgili okuyucular,

Görmüş olduğunuz gibi, yazının ilk cümlelerinden anlaşılacağı üzere ruh halim hiç de iyi değil.

Bence bu durum üç yıldır toplam bin 700 adet yazı yazmış olmamdan kaynaklanıyor.

Kenya'ya gittim yazdım. Kenya ormanlarından daha tehlikeli olan Bronx'da yazdım.

Hatta İstanbul'da bile yazdım.

Gerçi psikoloğum benim ruh halimdeki hızlı tükenişin yazıyla filan bağlantılı olmadığını, aksine bu yazıları yazmamış olsam bugün tam anlamıyla çoktan tımarhanelik deli halinde olacağımı düşünüyor, ama olsun...

Ben yine de biraz hava değişimi almam gerektiğine karar verdim.

Çünkü son zamanlarda bazı işaretler alıyorum. Tepkilerimde bir tuhaflık, bir değişiklik var.

Bu işaretler bana gösterdi ki biraz daha yazıya ara vermezsem bu işin sonu gerçekten kötü olacak.

***

İşte bence vahim olan 22 adet gelişme:

1- Geçen gün bizim gazetede çıkan ‘‘Deliren kocasını eve kilitledi’’ başlıklı yazıyı Rana ile benim hakkımda çıkan bir haber zannedip panikledim.

2- Bir zamanlar ‘‘Finnegan's Wake’’i baştan sona okumuş bir insan olduğum halde son günlerde ATV gece haberlerini sunan bayanın dediği tek bir cümleyi bile sonuna kadar takip edemez hale geldim.

3- Ecevit'in yanından hiç ayrılmayan Hüsamettin Özkan, rüyalarıma girmeye başladı. Ecevit'i ve keza Hüsamettin Özkan'ı bir süre görmemem gerekiyor.

4- Zorunlu olarak okumaya başladığım Hasan Pulur'un yazılarından keyif almaya başladım.

5- Geçen gün genel yayın yönetmeni ile otururken kendisine paraya ihtiyacım olduğunu, bana biraz avans vermesini rica etiğimi, borçlanarak girdiğimiz konutun aylık borcunu ödeyemediğimi anlattım. Bana cevap olarak evde yabancı şarap olup olmadığını sordu. Buna sinirlenemedim. Beyzbol sopasının durduğu köşeye gidecek kadar bile takatımın olmadığını farkettim

6- Rana 10 gündür şehirde yoktu. Şu anda o kapıdan girdiği anda farkettim ki onun evde olduğu zamanlar nasıl davranıyorsam geçen 10 günde de aynen o şekilde davranmışım.

7- Gözcü Gazetesi'ndeki haberler bana anlaşılması güç ve entellektüel açıdan soyut gelmeye başladı.

8- Geçen gece televizyon seyrederken kendi kendime ‘‘Acaba neden bir üçüncü Televole programı yok. Olsaydı ne kadar da iyi olurdu’’ diye konuştuğumu farkettim.

9- Internet'te bir adreste bulduğum porno yıldızına akşam yemeğe çıkmayı teklif ettim. Reddetti. Reddedilmiş olmak beni etkilemedi.

10- Cumhurbaşkanı Demirel'in yaptığı konuşmalardan büyük bir keyif almaya başladım.

11- Beni neden hiçbir brifinge davet etmiyorlar diye üzüldüm.

12- Dört kez anlattığım olayı anlamamakta ısrar eden dükkân sahibine aynı şeyi hiç itirazsız beşinci kez anlattım. Beşinci anlatışımda da aynen ilk anlattığımda verdiği tepkiyi ortaya koydu. Bunun üzerine altıncı kez anlatmaya başladım. Arada hiçbir aşırı hareketim olmadı. Örneğin dükkânı başına filan geçirip, adamın iki ayağını filan kırmadım. Hatta sonunda o bana sinirlendi ve bana bağırdı.

13- Güneş Taner'in konuşmaları bana B vitamini etkisi yapmaya başladı. Onu dinlerken müthiş dinleniyorum, içim huzur doluyor. Stresim azalıyor.

14- Babamı özledim.

15- Piyasaya son çıkan Türk filmlerini seyretmek için içimde inanılmaz bir istek var.

16- Odaya kapanıp yazı yazmaktan çevreme o kadar yabancılaşmışım ki, geçen gün alt kattaki komşumuz merdivenden çıkarken bana dönüp ‘‘Buyrun, kimi aramıştınız?’’ diye sordu.

17- ‘‘Canım aslında New York'u da büyütmemek gerek. Sonuçta orada yapılacaklar da birkaç gün içinde tükeniyor.’’ türünde fikirlere sahip olmaya başladım.

18- Gelecek ay toplanacak Milli Güvenlik Kurulu'nun toplantı gününü takvimde işaretledim ve bugünü iple çekmeye başladım.

19- Reha Muhtar'ın tavrı bana son derece sakinmiş gibi gelmeye başladı.

20-‘‘El Nino İstanbul'a bereket yağdıracak abi’’ diye bana hitap eden adamı boğmadım.

21- Numaralı maddeler halinde yazı yazma alışkanlığı geliştirdim.

22- Ne olur ne olmaz belki kafamı vurmam gerekebilir diye düşünerek odamın duvarlarını kauçuk kaplatmaya karar verdim. Rana bu işi kendisinin üstleneceğini, kauçuğun rengini kendi seçmek istediğini ve de üstelik bu iş için bir kıyak çekip benden hiçbir ücret almayacağını söyledi. Ne kadar uyumlu bir evliliğimiz olduğunu düşündüm.

***

Durun daha bitmedi.

Yarın da birlikte olacağız.

Acı haberi size hemen vermemek, sizi alıştırmak için ‘‘yazıdan uzaklaşıyorum’’ yazısını iki aşamada yazmak istedim.

Çileli günlere hazır olun...

X