Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ben milletvekilinin ahlâklısını severim

    Hürriyet Haber
    13.10.2005 - 17:51 | Son Güncelleme:

    Önce Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan (¹) CHP’den istifa ederek, 19.milletvekili olarak Anavatan’a katıldı.

    Ardından, AKP’den seçilen ama istifa eden bağımsız İstanbul Milletvekili Göksal Küçükali (²) de Anavatan’a geçti ve 20 sayısına ulaşıldı.

    Grup kurmak bir siyasi parti için çok önemlidir, biliyorsunuz. ÇOOOK önemlidir!

    Bilmem anlatabiliyor muyum?

    Böylece seçimde SIFIR çeken Anavatan Partisi, genel başkanından (eski AKP Milletvekili ve Kültür Bakanı Erkan Mumcu) 20. üyesine kadar, TAMAMI başka partilerden ‘TRANSFER’ bir grup kurmayı başardı.

    Hasılı, seçmen AKP’ye ve CHP’ye oy vererek... Meclis’te Anavatan Partisi Grubu oluşturdu...

    *

    Dikkat ederseniz ben ‘transfer’ kelimesini kullandım; hem tecekalık olmayalım diye, hem de işin bir ‘maddî karşılığı’ olması ihtimalini - ki kuvvetlidir, ima etmek istedim.

    Yoksa mesela Fransızlar parti değiştirenlere ‘transfuge’ derler, yani resmen DÖNEK!

    Dönek derler, çünkü parti değiştirmek onların gözünde seçmene ihanettir.

    Değil midir?

    Mesela Sosyalist Parti’den Meclis’e girmişsiniz, sonra Le Pen’in ırkçı-faşist partisine geçiyorsunuz. Bu seçmeni aldatmak yani siyasî ahlaksızlık değil midir?

    Bu kadar uç olmasa da, mesela CHP Ağrı Milletvekili Cemal Kaya partisinden istifa ederek AKP’ye katılmış ve tartışmalı bir – şimdi unuttum – petrol yahut doğalgaz boru hattı ihalesi alıvermiş idi...

    Bizde başka örneği de çoktur.

    CHP’den seçilip Anavatan Partisi’ne girmenin de siyasi ahlâk açısından pek iler tutar tarafı yok.

    Hele hele böyle ‘grup kurma’ aşamasında!

    Hani Türkiye’de milletvekillerine pek güvenimiz olmadığından, insanın aklına hemen tatsız ihtimaller geliveriyor.

    Sizin gelmiyor mu?

    *

    Not-1 : Dikkat ederseniz, seçildiği partiden istifa edip alakasız bir başka partiye (bazen bir bakanlık, bazen bir ihale, bazen de Allah bilir ne karşılığında) transfer olan milletvekilleri genellikle (1) büyük şehirlerden yahut (2) aşiret kontenjanından seçilen milletvekilleridir. Büyük şehirlerde seçmen listeye oy verir, adayları hatta seçilen milletvekillerini ismen ve cismen tanımaz. Halbuki küçük şehirden gelen milletvekilini herkes tanır, parti değiştirirse yarın seçmenin yüzüne bakması zor olur. Tabii eğer bir aşiret mensubuysa ve oy sever seçmen üzerinde baskı imkânı varsa, başta...

    Not-2 : Bir de kongre kaybeden, genel başkanıyla arası açılan, yahut partisi oy kaybeden milletvekilleri var ki, bunlar bir sonraki seçimde aday olabilmek için ‘kazanma ihtimali yüksek’ bir partiye geçerler. Ki bu ahlaksızlık burada konumuz değil.

    Not-3 : “Partisinden istifa edenin milletvekilliği de düşsün” diyenler vardır. Bu pratik bir çözüm değil. Birincisi, bir milletvekilini böyle bağlamak, mahkûm etmek yanlış. Muhtemelen kanunlara da aykırı. İkincisi... kimse milletvekilliğinden fedakârlık etmeyeceğine göre, partisinden de ayrılmaz. “Partisinden istifa edenin milletvekilliği düşmesin ama bağımsız kalsın” demek belki bir çözüm olabilir. Fikren yakın olduğu partiyi dışarıdan desteklemesine, bağımsız olarak bakan olmasına bir engel yok zaten.

    *

    (¹) CHP’den seçilip Anavatan’a giren Hüseyin Özcan’ın istifa gerekçesine çok güldüm: Parti yönetimi CHP ilkelere ve siyasî ahlâka uymuyormuş da...

    (²) Bu eski AKP’li, eski bağımsız yeni Anavatan’lı İstanbul Milletvekili Göksal Küçükali ‘aynı zamanda’ TBMM’nin en devamsız milletvekilidir. <ı>(Zaman gazetesi, 2 ağustos)

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı