"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ben İslamcının yiğidini severim

BAKTIM, bizim İslami kesimin bilinen bütün radikalleri bir araya gelip korsan eylem koymuşlar.<br><br>Özgür-Der, Mazlum-Der, Memur-Sen, Hak-İş, Vakit falan... Hepsi orada...

Yağmur altında... Ellerinde pankartlarla... Koymuşlar eylemi...

Koskocaman bir de afiş hazırlamışlar...

Bağıran harflerle şöyle yazıyor afişte: “CUNTAYA HAYIR”

Altında da bir talep cümlesi yer alıyor: “DARBECİLER YARGILANSIN”

Ne güzel değil mi?

* * *

Yıllardır cuntalardan ve darbecilerden nefret etmiş benim gibi birinin...

Bu “eylem” nedeniyle acayip heyecanlanması, bu bilinçli tavırları nedeniyle İslamcıların nur yüzlerini ve gül cemallerini pek bir beğenmesi gerekmez mi?

Ama hayır!

İçimde acayip “kekremsi” bir duygu... Olmuyor, olamıyor...

Eskiden Beyazıt’taki az riskli “cuma eylemleri”nde bile ufaktan da olsa galeyana kapılan ben, yağmur altında yapılan şu “Cuntaya hayır” eylemi karşısında, ne en küçük bir heyecan duyabiliyorum, ne de “Keşke orada olaydım” falan diyebiliyorum...

* * *

Çünkü...

Aklıma 12 Eylül geliyor...

O günlerde istisnai dik duruşları bir tarafa bırakırsak...

İslamcı delikanlılar, “Cuntaya hayır - Darbeciler yargılansın” konulu korsan eylemler attırmıyorlardı...

Bunun yerine İslami kesimin önemli isimleri, cuntanın ideolojisi olan “Türk - İslam Sentezi”nin “İslam” bölümüne sığınıp, “daha fazla imam-hatip / daha fazla Kuran kursu” açılmasını sağlamakla meşguldüler...

Mamak zindanlarında solcular ve sağcılar işkenceden geçiriliyormuş, anaları ağlatılıyormuş...

Ne gam!

Önemli olan geleceğe yatırım yapmaktı...

“Cunta”yla papaz olup maceraya atılmak yerine “Cunta”nın sağlayabileceği imkanlardan azami ölçüde faydalanmak, o zamanlar çok daha “rasyonel” bulunuyordu...

* * *

Hadi 12 Eylül, direkt olarak İslamcıları değil de sokakta kavgaya tutuşmuş solcu ve sağcıları hedef alıyordu...

Bizim memlekette de “Bir yumruk seni hedef almıyorsa salla gitsin” diye bir adet vardı...

Ve İslamcılar da o dönem bu geleneğe uyuyorlardı...

Peki ya 28 Şubat?

Sincan’dan tankların geçirildiği... Kebapçıların bile fişlendiği... Demir yumruğun gölgesinin hissedildiği... Yargının siyasileştirildiği... Partilerin kapatıldığı... Bir tiyatro oyunu yüzünden insanlara 25 yıl ceza verildiği... Andıç adı altında iftiraların atıldığı...

Kısacası...

Ilımlısı, radikali, yumuşağı, serti...

Hiç ayırt edilmeksizin bütün bir İslami kesimin hedef tahtasına oturtulduğu 28 Şubat günlerinde ne oldu?

Ellerine “CUNTAYA HAYIR - DARBECİLER YARGILANSIN” pankartı alıp sokaklara döküldü mü İslamcılar?

Gazetelerinde ve televizyonlarında bugünküne benzer bir cevvaliyet söz konusu oldu mu?

Siyasileri direnişe mi geçtiler, yoksa hizaya mı?

“Alın bütün okullarımın anahtarlarını da beni rahat bırakın” şeklinde teslimiyet belgelerine imza atılmadı mı?

* * *

Şunu demek istiyorum:

Ortada en ufak bir risk yokken...

“CUNTAYA HAYIR - DARBECİLER YARGILANSIN” diye pankart taşıyıp eylem koymak çok kolay ve çok ucuz bir tavır gibi geliyor bana...

Sıkıysa sonucunda işkence altında inletilmenin garanti olduğu günlerde bu pankartı taşıyacaksın...

Hayatının karartılmasını göze alarak taşıyacaksın o pankartları...

Sen 12 Eylül’de Mamak zindanının önünde en gür seda ile haykırdın mı?

Sen 28 Şubat’ta Çevik Bir’e posta koydun mu?

“Kazıklı Voyvoda”ya yakışır tehditler ortada dolaşırken direnişe geçmeyi başardın mı?

Şimdi almışsın Başbakan’ı, hükümeti, bakanları, yargıyı, medyayı, kanaat önderlerini arkana eylem koyuyorsun...

Kekremsi duygularımın nedeni budur...

X