« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Ben de tanınmak isterdim

Londra Olimpiyatları'nda okçuluk branşında Türkiye'yi temsil eden Begül Löklüoğlu, okçuluğa ilginin az olduğunu belirterek, “Ben Neslihan Darnel'i tanıyorum ama o beni tanımıyordu. Ben de tanınmak isterdim. Bu beni biraz daha motive ederdi diye düşünüyorum” dedi.

A.A.
SON GÜNCELLEME
Milli okçu Begül Löklüoğlu, Londra Olimpiyatları'ndaki mücadelesini AA muhabirine değerlendirdi. Olimpiyatlardan elenmesini, son 16 sporcu arasına girme mücadelesinde yenildiği Tayvanlı Le Chien-Ying'i tanımamasına bağlayan Löklüoğlu, sıralama atışlarını 26'ıncı sırada tamamlamasına rağmen sıralamada 39'uncu olan Tayvanlı rakibine yenilmesinin kendisini de şaşırttığını söyledi.

Hiç tanımadığı bir sporcuyla karşılaştığını dile getiren Löklüoğlu, “Ben daha iyi atıyordum, ama atışlara geçtiğimizde sonuç farklı oldu. Yarışmada çok farklı bir kişi gördüm yani. Normalde iyi sporcularla iki veya üç tur sonra karşılaşıyorsunuz. Tanımadığım bir sporcuyla karşılaştığım için kaybettiğimi düşünüyorum” dedi.

Löklüoğlu, okçuluk dalında Türkiye'yi temsil eden tek sporcu olmasının büyük bir sorumluluğu beraberinde getirdiğini, bunun da kendisini olumsuz etkilediğini ifade ederek, kısıtlı imkanlarda çalışmanın madalya şansını azalttığını kaydetti.

Milli okçu Begül, okçuluğun Türkiye'de amatör yapılmasından, özellikle kış sezonunda çalışma yapılacak salon olmamasından yakındı.

“Ben de tanınmak isterdim”

Okçuluk dahil bazı branşların tanınmadığını, ilgisizliğin motivasyonunu olumsuz etkilediğini vurgulayan Löklüoğlu, şunları söyledi:
“Olimpiyatlarda voleybol ve basketboldan oluşan bir takım değildik. Birçok branş vardı. Ama biz yeterince ilgi göremedik. Basketbol, voleybol daha medyatik sporlar. Orada televizyondan izlediğim insanlarla birlikteydim. Ben Neslihan Darnel'i tanıyorum, ama o beni tanımıyordu. Ben de tanınmak isterdim. Bu beni biraz daha motive ederdi diye düşünüyorum.”

Milli okçu Begül, olimpiyatlara sponsordan yoksun gittiğini, sponsorun maddi ve manevi destek anlamına geldiğini ve sporcu için hayati önem arz ettiğini belirterek, bazı sporcuların sponsorları sayesinde olimpiyatlara aileleriyle gittiğini, kendisinin de böyle bir imkanı olsa daha iyi sonuçlar alabileceğini kaydetti.

Yaşadığı ilk olimpiyat deneyiminin kendisini çok heyecanlandırdığını, olimpiyatların her sporcunun tatması gereken bir tecrübe olduğuna dikkati çeken Löklüoğlu, “Artık olimpiyat ruhunu biliyorum. Bir sonraki olimpiyata katılmak için daha hevesliyim. Madalya için çok daha fazla çalışacağım” diye konuştu.

Türkiye 'başarısız' değil

Milli okçu, Türk sporcuların psikolojik nedenlerden dolayı madalya sayısının 5'te kaldığını savunarak, “Kazanılan 5 madalya başarısızlık anlamına gelmez. Tüm ekipten sadece 5 madalya kazanılmasına başarısızlık demeyelim, başarı diyebiliriz. Çünkü her madalyada bir emeğin karşılığı alındı” diye konuştu.

Begül'ün babası Behiç Löklüoğlu da kızının 114 kişilik Türk sporcusu arasına girmesinin gurur verici olduğunu söyledi.

Löklüoğlu, yurt dışı hariç kızının tüm yarışmalarını izlediğini anlatarak, “En büyük isteğimiz Londra'da da yanında bulunmaktı. Keşke bir sponsor desteğiyle yanına gidebilseydik, yarışları orada izleyip manen destek olabilseydik” dedi.

Çok istemesine rağmen kızının maçını televizyondan da naklen izleyemediğini ifade eden baba Löklüoğlu, kızının müsabakasının görüntülerinin, yapılmasından 1 saat sonra banttan verilmesini kendilerini üzdüğünü kaydetti.

Bunları da Beğenebilirsiniz