Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Ben bu gece ben değilim!

    YEKTA KOPAN yekta.kopan@gmail.com
    22 Haziran 2017 - 14:36Son Güncelleme : 22 Haziran 2017 - 14:36

    Yekta Kopan, İstanbul Müzik Festivali kapsamındaki Fazıl Say piyano resitalini İKSV Kültür Sanat Kart sahibi yedi gençle birlikte izledi... Konser öncesi Fazıl Say ile kısa bir sohbet fırsatı da bulan gençlerden, dünya çapındaki sanatçı ve konserle ilgili bir yorum: “Bu evrene ait biri değil o. Ben, bu gece ben değilim...”

    İKSV Kültür Sanat Kart sahibi gençlerle Fazıl Say piyano resitali öncesi bir araya gelip sohbet ettik. Gençler, konser öncesinde de Say ile tanıştı. ‘Selfie’yi çekmek, Yekta Kopan’a düştü...

    45. İstanbul Müzik Festivali’nin ‘sıradışı’ gecelerinden biri. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek Fazıl Say konserinin biletleri günler öncesinden tükenmiş durumda. Benim için de heyecanlı bir gün. Çünkü konser öncesinde, bu etkinliği seçen İKSV Kültür Sanat Kart sahibi gençlerle bir araya geleceğiz. Amacımız biraz kültür sanattan, biraz konserden, biraz da hayattan konuşmak.
    Buluşma mekânımız Nişantaşı Juno. İKSV Medya İlişkileri Direktörü Ayşe Bulutgil ve Kültür Sanat Kart projesinin yaratıcısı Dilan Beyhan beni kapıda karşılıyor. İKSV ekibi tam kadro orada. Gonca Varol, Ayşen Gürkan, Poyraz Tütüncü, Bahar Helvacıoğlu ve Ece Kartal ile heyecanla gençlerin gelmesini bekliyoruz.
    Buluşmaya ilk gelen Büşra Aşçı oluyor. Geleceğin gazeteci adayı ses kayıt cihazını ve fotoğraf makinesini getirmeyi de unutmamış. Aslen Ardahanlı olan Emre Ağdemir çocuk doktoru olmak istiyor ve İstanbul Sultangazi’de ailesiyle birlikte yaşıyor. Grubun en heyecanlı ve konuşkan karakteri İstanbul Üniversitesi’nde felsefe öğrencisi olan Rojda Zörer. İstanbul’a iki yıl önce Van Erciş’ten üniversite eğitimi için gelmiş. Ailesi Yalova’da yaşayan Emre Ekinci, Sabancı Üniversitesi Ekonomi bölümünden bu yıl mezun olmuş. Buluşmaya kız arkadaşı Melis Bakangöz ile gelen İbrahim Bars, Bahçeşehir Üniversitesi’nde Mekatronik Mühendisliği okuyor. İstanbul Göztepe’de yaşayan Türkü Yağmur Türk ise, Özyeğin Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencisi.
    Hepsinin çok özel hikâyeleri var. Sohbet ilerledikçe birbirlerinin hikâyelerine ortak oluyorlar. Sanat etkinliklerinin ‘birleştirici’ rolünü anlamak için uzağa gitmeye gerek yok yani. Bir masanın başına oturmak ve sohbet etmek yeterli.

    KARTLA BAŞLAYAN AŞKLAR
    Hepsi kültür-sanat etkinliklerinin fiyatlarından şikâyet ediyor. Öğrenci bileti kontenjanının azlığına, kimi konserlerin biletlerinin çıkar çıkmaz tükenmesine isyan ediyorlar. İKSV ekibi, hem fiyatlandırma-kontenjan politikalarını anlatıyor hem de bu isyanı not ediyor. Sohbet öyle sıcak ilerliyor ki Rojda dayanamayıp, öğrenci kontenjanı çoktan tükenmiş olan Fatoumata Diawara/Hindi Zahra konseri için kendisine bir kişilik yer açtırıyor.
    Çoğu İKSV Kültür Sanat Kart’tan sosyal medya aracılığıyla haberdar olmuş. “Bedava olması harika” diyor Emre. Ama ‘beleşe konser’ dışında da sahipleniyorlar bu projeyi. Ceplerindeki o küçük kart, aynı zamanda bir sosyalleşme olanağı onlar için. Hatta bu kart sayesinde başlayan aşklar bile var.

    ‘FAZIL SAY BİR MÜZİK DEVRİMCİSİ’
    Sohbet ilerledikçe birbirimize daha çok ısınıyoruz. Juno’yu kahkahalar sarıyor bir ara. Söz Fazıl Say’a geldiğindeyse hepsi ciddileşiyor. “O gerçek bir vatansever ve büyük bir deha” diyor Emre. Türkü’ye göre böyle bir çalışma disiplinine sahip olmak büyüleyici. “Bu bana çılgınca geliyor. Öyle bir insanı canlı olarak izleyeceğim için çok heyecanlıyım” diyor. Masanın en heyecanlısı Rojda, Fazıl Say söz konusu olunca daha da ileri gidiyor. “Onunla aynı coğrafyada, aynı zamanda yaşamaktan gurur duyuyorum. Ailemle yaşadığım sıkıntılarda hep onun müziğine sığınıyordum. Yani konser sırasında beni ağlarken görebilirsiniz” diyor. Noktayı Emre koyuyor: “Klasik müziğin hitap ettiği kesimi genişletmiş bir dâhi. O bir müzik devrimcisi.”
    Daha pek çok şey konuşuluyor. Gençlerin çok kullandığı kelimelerden birinin ‘depresyon’ olması dikkatimi çekiyor. Bir de kültür-sanat dünyasını ulaşılmaz görmeleri. İKSV ekibinin dostane tavırlarını görünce bunu yüksek sesle ifade ediyorlar. Bu buluşmanın temelinde dostluk, eğlenebilmek ve sanatın birleştirici gücü var.
    En heyecanlı bölüm için topluca Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na yürüyoruz. Konserin hemen öncesinde Fazıl Say, gençlerle buluşacak. Önce Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak ve Direktör Yardımcısı Efruz Çakırkaya karşılıyor bizi. Hemen kulise yöneliyoruz. Herkes kısacık bir selamlaşmaya bile razı. Ama Fazıl Say o kadar sıcak ve mütevazı ki, orada da ayaküstü bir sohbet başlıyor. Bu konser için özel bir repertuvar hazırlayan Say, eserler hakkında kısa bilgiler veriyor bize. Debussy, Erkin, Chopin ve Saygun eserlerinin kendisi için anlamından giriyor, bir piyanist için bu eserlerin zorluğuyla devam ediyor. Büşra “Çocuklar için yaptığınız kayıtların devamı gelecek mi?” diye sorduğunda da müjdeyi veriyor: “İlk çalışma Türk bestecilerini çocuklarla buluşturan bir çalışmaydı. Yakında, klasik besteciler için de benzer bir çalışma gelebilir.”

    Ben bu gece ben değilim
    ‘NOTALARLA DANS EDİYORDU’

    Salona geçiyoruz. Fazıl Say, yine benzersiz bir gece yaşatıyor dinleyicilere. Konser sonunda dakikalarca ayakta alkışlanıyor. İkinci bis sonunda bile kimsenin oturmaya niyeti yok.
    Çıkışta gençlere duygularını soruyorum. Emre Ağdemir “Ahmed Adnan Saygun’un ‘Horon’unu çaldığı dakikalar benzersizdi. Konser öncesinde bu eser hakkında Fazıl Say’dan bilgi almış olmanın gururu anlatılmaz” diyor heyecanla. Emre Ekinci “Konser öncesinde bize eserlerin arasında konuşmayacağını söylemişti Fazıl Say. Ama çalışıyla, beden diliyle her şeyi anlattı” derken söze Rojda giriyor: “Sadece piyano çalmıyordu. Notalarla dans ediyordu. Bedenini, ruhunu müziğe teslim etmişti. Bir yerden sonra müzik artık onu yönetmeye başlıyordu ama bunu başaran yine kendisiydi. Bu evrene ait biri değil o. Ben bu gece ben değilim.”
    Bu yıl yüzde 97’nin üzerinde bir doluluk oranı yaşayan, çoğu konseri günler öncesinde dolan 45. İstanbul Müzik Festivali’nin bu görkemli gecesi, İKSV Kültür Sanat Kart sahibi gençler ve benim için başka bir anlam ifade ediyor artık. Hepimiz biliyoruz ki, sanat, ortak hikâyelerimizi çoğaltıyor.

    İKSV Kültür Sanat Kart nedir?
    Türkiye’de eğitim hayatını sürdüren üniversite öğrencilerinin kültür-sanat etkinliklerine erişimini artırmayı hedefleyen kart, İKSV’nin tüm etkinliklerinde geçerli olmak üzere 250 lira yüklenmiş olarak, çekiliş sonunda 1000 öğrenciye ulaştırıldı. Bu proje, Eczacıbaşı Topluluğu’nun desteğiyle önümüzdeki yıllarda da sürecek. Ayrıntılı bilgi: kultursanatkart.iksv.org

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı