"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Ben bir Fransız batığıyım

YIL 1917.

Genç topçu subayı Mustafa Ertuğrul’un dikkatini çeken küçük bir bilgi notu olur.

Okuduğu not özetle şöyledir:

“Ava’da (Ağva, bugünkü Kemer) iskeleye bağlı bir Türk yelkenli kayığı, limana giren ve köyü de top ateşine tutan Fransız gemisi tarafından açıklara sürüklenmiş
ve batırılmıştır
.”

Genç subay “bu küstah gemilerin ancak 1.5 kilometre çapındaki limancığa girmek cesaretini” bir fırsat olarak görür.

Bağlı olduğu 135’inci Piyade Alayı Kumandanı “Kaymakam Fon Şiriştet Bey”e (Albay Von Schliestadt) planını anlatır:

Müsaade ederseniz bataryamla bir gece ansızın şehri terk ederek meçhul bir istikamete gidiyormuş gibi Ava’ya (Ağva, bugünkü Kemer) gideyim. Limana hâkim buruna bataryamı yerleştireyim. Emrime verilecek bir yelkenli ile yine bu gemiyi limana sokup avlamaya çalışayım.”

* * *

Alman kumandan, “dört küçük top” ile yola çıkacak genç subayın Antalya sahillerini inim inim inleten Fransız savaş gemilerini batırma planını “hayal” olarak görse de, ısrarlar sonuç verir ve 5 Aralık 1917’de bir grup asker ve dört topla yola çıkar Mustafa Ertuğrul...

Kahramandan -kısaltarak- dinleyelim:

“13 Aralık 1917. Saat 11.15.

Fransızların Paris II ve Aleksandra gemileri mevzimin altı kilometre önünden ağır bir yolla geçtiler.

Gemilerle burun buruna idik, duyduğumuz heyecan büyüktü.

Gemiler tarafından duyulmaması için ilk kumandaları işaretle ve sessizce vermek mecburiyetinde kaldım.

Maskeler altından kabaca nişanlarımızı Paris II’ye bağladık.

Gemi güvertesinde dolaşan bahriyelilerin ağızlarındaki pipoları hatta küçücük köpekleri tamamen görünüyor, bağıra bağıra konuşmaları mükemmelen işitiliyordu.

Artık sıra bize gelmişti.

Süratle maskeler atılarak ateşe başladık. Attığımız ilk dört aralıklı atımın ikisi kısa biri uzun olarak denize düştü. Biri görülemedi (Bu görülemeyen aslında doğrudan Paris II’nin makine dairesine girmiş ve geminin seyrini engellemiştir).

Müteakip seri ateşimizde atımlarımızın onda sekizi gemiye değiyordu.

Attığımız 145 atımdan 110’u gemiye değdi. 18 dakika süren bu mücadelenin sonunda cephaneliği de infilak etti.

Gemi alabora olarak battı...”

* * *

Eğer Mustafa Aydemir ısrarcı ve meraklı bir dalgıç, araştırmacı olmasaydı, “Ben Bir Türk Zabitiyim” kitabını yazmasaydı Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’u hiç kimse tanımayacaktı. 2004’ten bu yana geliştirilerek 5 baskı yapan bu harikulade kitap, mütevazı ama büyük bir kahramanı tanımamızı sağladı.

Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na kadar her cephede savaşan Mustafa Ertuğrul (Aker) dört küçük topla Paris II ve Alexandra’yı batırmakla kalmadı. Kurtuluş Savaşı, onun kahramanlığına saygısından dolayı İngiliz komutanın “kamalarını sökmediği ancak hafifçe tahrip ettiği” dört topla başladı.

Antalya’da sade bir çiftçi olarak yaşadı.

Anılarını Fevzi Çakmak’ın isteği üzerine yazdı ama yaşarken yayınlamadı. Mustafa Aydemir olmasaydı okuyamayacaktık...

* * *

Peki ben bu yazıyı 27 Eylül 2012’de niye yazdım?

Saffet Yenigün’ün haberini okudum da ondan: “TARİHİ BATIK ‘PARİS 2’ YOK OLUYOR

Antalya’da Kemer Marinası’nın hemen karşısında 33 metre derinlikteki Fransız savaş gemisi ‘Paris 2’, Birinci Dünya Savaşı’nda 13 Aralık 1917’de Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul komutasındaki batarya tarafından kara topuyla batırıldı. Tarihin zincire vurularak tahrip edilmesini sualtı kamerası ve fotoğraf makinesiyle gözler önüne seren Sualtı Rehberi Kerim Sayın, batığının günden güne yok olduğunu söyledi. Geminin kara topuyla batırılması nedeniyle dünya savaş tarihinde ayrı bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Sayın, gemiyi bağlama yeri olarak kullanan teknelere ‘dur’ denilmesi gerektiğini kaydetti. Deniz altındaki talanı görüntülerle ortaya koyan Sayın, ‘Burada dalış yapan turistler, gemideki her şeyi eline alıyor. Top ve mermilerin yerleri değiştirilmiş. Mutfak kısmında yer alan Fransa’da yaygın olan motifli çiniler yerinden sökülmüş’ dedi. Pek çok turistin batığa dalış yaptığını vurgulayan Sayın, acil önlem alınması çağrısında bulundu.”

Kıssadan hisse filan yok, hadise bundan ibaret.

Daha ne diyeyim?

(Ben Bir Türk Zabitiyim, Hazırlayan: Mustafa Aydemir, Pozitif Yayınları’ndan 5. baskı, 2010)

X