"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

’Ben bir Çin ajanıyım’

ESKİŞEHİR Yolu üzerindeki Cepa Alışveriş Merkezi içerindeki Bauhaus adlı mağazaya gittim. İnşaat-emlak işleri ile uğraştığım için hem ucuzluk, hem de fiyat yönünden ilgimi çeken seramik ürünlerinin bir kaç poz resmini çekti.

Mağazanın hiç bir yerinde resim çekilemez uyarısı yoktu. Yanıma gelen güvenlik görevlisi beni zorla güvenlik amirinin benimle görüşeceğini söyleyerek mağaza girişine götürdü. Uzun bekleyişten sonra gelen güvenlik amiri, resimleri neden çektiğimi sordu. Ben de yukarda anlattığım hususu tekrar izah ettim. "Hayır hayır, neden çektin" diye ısrar etmeleri üzerine "Çin ajanıyım, bu resimleri Çin’e yollayıp aynısını yaptıracağım" diyerek sinirlendiğimi gösterdim.

Bu meseleyi neden büyüttüklerini anlayamadığımı dijital makinadan bu resimleri silerek ellerinden kurtulmayı önermem üzerine kabul ettiler. Sildim kurtuldum. Sanki bir şeyler çalmışım aparmışım gibi muamele görmek beni yıprattı. Alışveriş yapmadan döndüm. Bu mağazanın sorumlularına uyarı yapıyorum. Modern bir alışveriş merkezi kurmak yetmez modern anlayışa sahip personeliniz olmadıkça hiç bir şeysiniz.

Yunus BÜLBÜL-BATIKENT

Bizde mi banka kuralım yani!..

2005 yılı aralık ayında Finansbank Emek Şubesi’nden araç kredisi almış bir okurunuzum. Büyük bir hata yaptığımı fark ettiğimde ise çok geç oldu. Bir tek gün dahi geçiktirmeden ödediğim kredi taksitlerimin yanısıra benden istenen muhtelif ücretlerden bıkıp usanmış vaziyetteyim.

2006’da hesap işletim ücreti adı altında yılda 4 kez tahsil edilen 6 YTL (ki bu ücret neye dayanarak bilemiyorum %50 artış görmüş ve bu sene 9 YTL olmuş), hizmet bedeli olarak tahsil edilen 10 YTL... Tüm bunlar insanın sinirini bozmaya yetmezmiş gibi defalarca kendilerine benim zaten bir kaza ve yaşam kaybı sigortam olduğunu izah etmeye çalıştığım halde bilgim dışında tarafıma yapılan hayat sigortasının tahsilatı derken, artık bakalım bundan sonra ne isteyecekler diye bekler oldum.

Yılda kimbilir kaç kişiden tahsil edilen bu meblağı düşününce de insanın işi gücü bırakıp banka kurası geliyor! Şimdi aracımı rehin altında bulundurduklarından elim-kolum bağlı bankanın her isteğine boyun eğmek zorunda olmanın diğer adı nedir? Acaba bankalar müşterilerini yolunacak kaz gibi görmekten ne zaman vaz geçecekler?

Yasemin ALTINER

Önce tevazu

BU günlerde kişiler niçin davet edilir?

Ya sevinci, veya masrafı paylaşmak için davet edilir. O nedenle düğüne eli boş gidilmez, ya altın, ya bilezik ya da para götürülür ki hem düğün sahibinin masrafına katılınınmış olunsun; hem de genç evlilerin yuva kurmalarına yardım olsun...

Karun kadar da zengin olsanız bu durum böyledir. Ama bu beklenti düğüne çağrılan yakınlardan olan beklentidir.

Şimdi bir insan bu devirde kaç kişiyi tanır, kaç kişi yakını olabilir.

10.000 veya 4.500 kişiyi tanımak olası mıdır? Partili olduğunuzda ve parti başkanı veya kurmayı olduğunuzda 1.200 adet büyük kongre delegeniz vardır. Milletvekilleriniz vardır ve eşleri vardır hepsinin. Zaten sayı eşlerle birlikte 3.000’e yaklaştı. Bir de adetleriniz vardır, anne baba, yakınları vardır. Düğün bu kadar kalabalıkta tabii ki ya spor salonunda ya kongre salonunda ya da stadyumda olacaktır.

Peki bu kalabalıklara gerek var mıdır?

Ahmet Necdet Sezer de çocuğunu evlendirdi, Kenan Evren de ve hatta Özal da ama bu denli kalabalık çağırılmamıştı. Bu denli tantana olmamıştı. AKP ileri gelenlerinin bu hevesi niyedir acaba, kimsenin birbirini tanımadığı bir topluluk niçin bir araya getirilir?

Benimki zenginin malının züğürdün çenesini yormasına mı benziyor acaba?

Sana ne be adam kaç kişi çağırılırsa çağırılır.

Tevazu nerede?

Dinimizin emrettiği gösterişten uzak olma nerede?

Yeni evlilere yürekten mutluluklar dilerim.

Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

Sahte plaka

EĞER yaşadığımız başkentte insanlar arabalarına sahte plaka takip geziyorsa bunda bir anormallik yok mudur? Yoksa ben de etrafımdaki insanlar gibi "Aman sen de kimin umurunda, Türkiye’yi kurtarmak bana mi kaldı ki" diyeyim. Hayır. Eminim, AB’ye girmeye çalışan bir ülkenin baskentinde bile böyle saçmalıklar oluyorsa, benim gibi düşününler muhakkak vardır. Ben düşüncelerimi ve sesimi duyurmaya çalışacağım. Zaten kimsenin birbirine saygısı kalmadığı, şehir kanunlarının garip insanlar tarafından gelişi-güzel konulduğu bu şehirde, birilerinin "aman sende" demeyerek, sorunların uzerine titizlikle gitmesi gerekiyor. Acaba bu düşünceme katılıyor musunuz?

Can ATAÇ

Dikkat et Amerika

BİR zamanlar komünizme karşı ’yeşil hat’ dedin, Humeyni’yi yarattın, kabak İran’ın başına patladı. Baktın ki Humeyni istediğin gibi çıkmadı. O’na karşı Saddam’ı denedin, bu sefer kabak Ortadoğu’nun başında patladı.

Saddam’ı yıkmak için kırk yalan uydurdun. Irak’a girdin. Saddam gitti, Irak bitti ama kabak binlerce Amerikan askerinin canına mal oldu, yani kabak senin başında patladı.

Kendi elinle bir Usame Bin Ladin yetiştirdin. Besledin kargayı, oydu gözünü.

11 eylülde kabak senin başında patladı.

Şimdi de bir ’Ilımlı İslam’ safsatasına sarıldın. Korkarım bu kez kabak sadece senin değil tüm dünyanın başında patlayacak.

İnşallah yanılırım.

Yalçın DURAK
X