"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Ben bir armudum!

Armut dibine düşermiş ya, ben de düştüm. Kimin mi?

Annemin!

Kesin benim kızım da düşecek. Pınar Büyükgüral çok güzel çizdi bizi; annem, ben ve kızım aşağıdaki gibi olacağız gibi...

 

Ben bir armudum

 

Annemin muhteşem bir hayat görüşü vardır. Renkli ve neşeli. Bir de olumlu ve garip bir şekilde her daim mantıklı. Mantıkla elle tutulamayacak şeyleri dokunmatikleştirir benim Annem. Kardeşimle bazen utanmadan bizi başından savdığını sandığımız ve sinir olduğumuz bir hayat görüşü ve yüreklendiriş biçimi vardır Annemin. Oysa benim Annem hayatta hiçbir şeyi baştan savmaz! Savmadı. Annem inanır. İnatla her şeyin iyi olacağına inanır. İnandırır da. Bir de geleceğe ve garip ama gerçek mucizelere inanır Annem. Annem: “Mucize olacak!”  der ve diye diye de getirir mucizeleri hayatımıza. Annemden öğrendik biz güçlü olmayı, hayata inanıp dik durmayı ve savaşmayı. Yılmamayı. Durmamayı. Babamı kaybettiğimiz gün dimdik durdu, dikildi karşımıza buğulu gözleriyle: “Çocuklar, herkesin sorumlulukları arttı. Ben işimden, siz de okullarınızdan mesulsünüz. Durmak ve vakit kaybetmek yok!” dedi. O yüzden biz uğraşırız hayatla. Küsmeyiz ona. Kavga ederiz kıyasıya. Vakit kaybetmeyiz, yürümek yerine koşarız her fırsatta. Hayat meydanını boş bırakmayız sorunlara. Annem bize güvenerek bize güveni öğretti mesela. Kendisi yürekli olduğu gibi bizi de yüreklendirerek cesareti öğretti bize. Annemin: “Dur çocuuum! Sakin ol. Hele bir yarın olsun, elbet vardır bir hayır.” cümlesi insanı inanılmaz rahatlatır. Çok inandırıcıdır. Bazen de sinir eder! Sinir eder; çünkü hakikaten ertesi gün olur ve her şey geçer gider. “Hayatın sonu geldi!” dediğin gün, sorunları tepetaklak edecek bir güç bulursun kendinde uğraşırsın, savaşırsın olur biter. Ben mesela, eskiden bu duruma gıcık olurdum. “Dum” dedim bakın. Çünkü artık gıcık olmuyorum. Dedim ya, ben de armut oldum. O ne yapardıysa, ne derdiyse artık ben de aynısını yapıyorum. Mutluyum. Ben, büyük büyük Yonca olunca nasıl bir tip olacağım, şimdiden görebiliyorum. Annem meğer ermişmiş, ben daha yeni anlıyorum. Annemin sihirli cümlelerini ben de doladım dilime, herkese dağıtıyorum. Arkadaşım ağlıyor mu? “Ağlama. Hele o gün gelsin, hallederiz!” diyorum. Kızım okuldan mı bunalıyor? “Güzel kızım sen çalış. Olsa da oluuur olmasa da olur, elinden geleni yap. Önemli olan budur!” diyorum. Velhasıl diyeceğim şu... Hayatta ne gördüysen o oluyorsun. Muş. Uzağa değil hakikaten dibine düşüyorsun. Muş. Anne olunca, zamanla Annenin kopyası oluyorsun. Muş. Anneni, Anne olunca anlıyorsun. Muş. Büyüdükçe, seni bugünlere getiren, hala seni sabırla dinleyen, pes etmek nedir bilmeyen, sabır küpü Annene daha da büyük saygı duyuyorsun. Muş!

Madem öyle sen de durmuyorsun. Lütfen, bir yolunu bulup Annene -yanında olsa da olmasa da- sesli veya sessiz, kısa ve öz; ama onu anlamışlığınla dolu bir teşekkür duası ediyorsun. Varsa imkan, o güzel elleri öpüp başına koyuyorsun. Gözlerinin içine bakarak: “Annecim, iyi ki varsın!” diyorsun. Unutma, sen de armutsun, ben de. Olgunlaşıp ağırlaştıkça, mutlaka, uzağa değil ta dibine düşeceğiz Annemizin, vakti gelince...

Yonca

“Armutunöndegidenigil”

 

Nostaljik Yonca

Aşağıda üzerimde gördüğünüz kıyafet Annemin Babamla tanıştığı yıllardan kalma. Rahmetli Beyhan Teyzemin Anneme diktigi bu kıyafet, dikkat dikkat 1964 yılından bize hatıra. Annemle çok duygulandık görünce beni Annemin kılığında. Sanki ben Annem olmuşum onun yaşında, o da olmuş ben, benim bugünkü yaşımda. Hayat ne mucizevi bir harika. Atın bir kahkaha!

Yonca

“çiçekli”

 

Ben bir armudum

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI