Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Beluga nasıl kurtulur

Dünyanın en değerli havyarının elde edildiği beluga cinsi mersinbalıkları, nesli tehlikede olan hayvanlar ligine girmek üzere. Amerikan Doğal Hayatı Koruma Dairesi geçen hafta aldığı bir kararla, Hazar Denizi’nde yetişen belugaları ‘tehdit altındaki’’ hayvan türleri listesine aldı.

Bu karar şu anlama geliyor: Yaklaşık altı ay sonra, kilosu 3 bin 200 dolar olan beluga havyarının ABD’ye girişi yasaklanabilir. Beluga havyarının yüzde 80’i ABD tarafından ithal edildiği için legal ticareti sona erer. Ancak Rusya’daki ruhsatsız avlanma ve kaçakçılık sona ermeyeceği için talan devam eder, karaborsada fiyatlar tavan yapar ve denizde beluga namına bir şey kalmaz.

Bizim deli lakabıyla andığımız Rus Çarı Büyük Petro, vakti zamanında 15’inci Louis’ye ikram diye elçisiyle yollamış da, kral hazretleri tuzlu balık yumurtası zerrelerini beğenmeyip tükürüvermişler.

Bu anekdottan da anlaşılacağı üzere bir aristokrat yiyeceği olarak havyarın tarihçesi öyle çok eski dönemlere uzanmıyor. En azından Batı Avrupa’da durum böyle.

Mesela 13’üncü Yüzyıl Venedik’inde ‘Havyar yiyen, tuz, dışkı ve sinek yemiş olur’’ diye bir deyiş var. Çünkü o dönemde Venedik’le ticareti geliştiren Kırım Tatarları havyarı da pazarlamak istiyor ama, Venedikliler yemiyor.

Bayağı bir yiyecek olarak aşağılanan havyar 1860’lardan önce Avrupalı balıkçılar tarafından domuzlara atılıyor. Amerika’da ise mersinbalığı kazara ağa takıldığı takdirde yumurtalarıyla birlikte kölelere yediriliyor. Hatta Rusya’da bile ikinci sınıf yiyecek muamelesi görüyor. Dini nedenlerle et tüketilmeyen cuma günlerinde sırf karınlar doysun diye mideye indiriliyor.

Ortaçağ’dan beri havyarın tadını bilen Ruslar, 1700’lerin ortalarından itibaren balık yumurtasına sınıfsal bir statü kazandırıyorlar. Artık sadece soylularla zengin tüccarların sofralarına konmaya başlıyor. Hatta bazı aristokratlar seyahate çıkarken, yumurtasını taze taze tuzlayıp tüketmek için devasa mersinbalıklarını at arabalarının arkasına bağlanan tanklarda taşıyorlar.

Havyarın Avrupa’daki yükselişinin dönüm noktasını ise Yunanlı kaptan Yannis Varvakis başlatıyor. Elbe Nehri’nde avlanan Alman balıkçıların domuzları havyarla beslediği tarihlerde Akdeniz limanlarında havyar pazarlamaya başlıyor Varvakis ve 1824 yılında bir milyoner olarak bu dünyadan göçüyor. Sonra havyar zevki kuzeye doğru yayılıyor. Soylular arasında öyle bir tüketim çılgınlığı başlıyor ki, 20’nci yüzyılın başına gelindiğinde Almanya’da topu topu 30 yıllık bir üretim döneminden sonra havyar endüstrisi çöküveriyor. Balıkların üreme alanı nehirlerdeki kirlilik ve aşırı avlanma mersinbalıklarının soyunu kurutuveriyor.

Ancak savaşlar ve devrim sayesinde Rus belugalarının soyu devam ediyor. Savaşlar avlanmayı önlüyor, Bolşevik Devrimi ise sıkı devlet kontrolünü beraberinde getirdiği için türün devamı sağlanıyor. Sovyet havyar karteli, kalite ve fiyatı en üst seviyede tutuyor. Ancak Sovyetler Birliği’nin çöküşü, belugaların felaketi oluyor.

Kontrol kalkınca yeni Rusya’nın mafyası devreye giriyor, belugalar yağmalanıyor. Sadece iki mafya grubu, Rusya’nın legal ihracat kotasının tamamı kadar havyarı yurtdışına kaçırıyor. Kalite ve fiyat inişe geçince, beluga havyarı Amerikan süpermarketlerine kadar düşüyor. Bu nedenle artık ihracatçılardan ürünün legal olduğunu gösteren uluslararası sertifika isteniyor.

Bugün Hazar yöresinde havyar üretimini kontrollü bir şekilde layıkıyla yapan tek ülke var, o da İran.

Aslında mersinbalıkları, 200 milyon yıldır dünya deniz ve nehirlerinde bulunuyor. Ömürleri de gayet uzun, bir asır yaşıyorlar. Mersinbalıklarının türsel yelpazesi, ağırlığı 2 tonu bulan belugalara kadar 27 çeşidi buluyor. Ve havyarı en değerli olanlar da Hazar Denizi’nde yaşayan belugalar. Geçen bin yıl içinde evrim geçirmedikleri için bilim adamları tarafından yaşayan fosiller diye anılıyorlar.

YASAKLAMAYA İLK ADIM

İşte şimdi belugaların cansız fosillere dönüşme tehlikesi belirmiş bulunuyor. Bu nedenle Amerikan Doğal Hayatı Koruma Dairesi, 2000 yılından beri beluga havyarı yasaklansın diye bastıran çevre örgütlerine boyun eğerek, beluga cinsi mersinbalığını nesli tehdit altında olan türler arasına aldı. BM bünyesinde çalışan ve kısa adı CITES olan nesli tükenme tehlikesinde bulunan türlerin uluslararası ticaretiyle ilgili konvansiyon çerçevesinde ABD yönetimi önümüzdeki altı ay içinde kesin kararını verecek. Beluga nesli tükenme tehlikesinde bulunan hayvanlar listesine alınırsa, kilosu 3 bin 200 dolar olan beluga havyarının ABD’ye girişi yasaklanacak. Bu havyarın yüzde 80’ini ABD ithal ediyor ve bir yıllık legal ticaret hacmi 100 milyon dolar. Ancak illegal ticaret hacmi tahminlere göre bu rakamın 10 katı kadar.

Şimdi ABD beluga havyarını yasaklarsa, bu iyi mi olur yoksa kötü mü, o tartışılıyor. Bu tartışmanın zemininde de yasaklama kararıyla illegal ticaretin artacağı endişesi ve Hazar Denizi’nde aslında ne kadar balık kaldığı sorunu yatıyor.

NÜFUS SORUNU

CITES, 1998 yılından itibaren Rusya, İran ve Çin’den yapılan havyar ihracatını kontrol altına almak amacıyla kota ve sertifika uygulamasına başladı. Böylece ihracat kısıtlanmış oldu, ancak aşırı avlanma ve kaçakçılığın önü alınamadı. CITES, Rusya ve Kazakistan sınırları içinde denetim yapamadığı ve Rusya da kendi balıkçılık yasalarını uygulamadığı için, balık soylarının tükenme tehlikesi ortadan kalkmadı.

Üstelik Rusya’nın havyar merkezi Astragan’daki Hazar Balık Araştırmaları Enstitüsü’nün, ihracat kotası artsın diye balık nüfusuyla ilgili yanlış rakamlar vermesi de sorun oldu. CITES bu rakamlardan hareketle, beluga nüfusunun arttığına hükmederek, avlanma kotalarını gevşetti. CITES, 1998’de 7.6 milyon olan balık sayısının 2002 yılında 11.6 milyona ulaştığını hesaplayınca, Rusya, İran ve Hazar Denizi’ne kıyısı olan devletlerin yılda 155 ton beluga avlayıp 9 tonluk ihracatta bulunmasına izin verdi. Ancak Rus bilim adamları, Hazar’da topu topu yarım milyon kadar beluga kaldığı görüşünde. Beluganın üreme çağına erişmesi 15 yılı aldığı için, kısa zamanda böyle bir nüfus artışı mümkün değil.

ABD’nin belugayı yasaklama ihtimaliyle ilgili bir ikilem daha var. Balıklar, barajlar nedeniyle doğal üreme alanları olan nehirlerden kopmuş durumda. Bu nedenle belugaların yüzde 90’ı çiftlik ürünü. Balık üretim çiftliklerinin maliyeti ise çok yüksek. Yani ABD’nin ithalatı yasaklamasıyla birlikte uluslararası ticaret durunca çiftliklerin para musluğu da kapanacak. Böylece ABD’nin getireceği yasak, türü korumak yerine, neslinin tükenmesine yol açabilecek.
X