"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Belli ki bu pilav daha çok su kaldıracak!

GALATASARAY’ın yeni stadyumunun açılış törenindeki olaylar ile ilgili en gerçekçi değerlendirmelerden birini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptı:

“Bu açılışı böyle değil de daha farklı bir şekilde yapabilirdik. Sinan Erdem Salonu’nda 36 ayrı tesisin toplu resmi açılışını yaptık. Oraya da İstanbullular geldi. Aynen Seyrantepe’de de yapabilirdik” dedi.

Olayın ertesi günü yazdığım yazıda buna dikkat çekmiştim. İktidar partisi tarafından düzenlenmeyen her toplantıda benzeri bir durum ile karşılaşabiliriz!

Evet, açılış AKP tarafından organize edilmiş olsaydı, bundan önce olduğu gibi oraya bindirilmiş kıtalar taşınır ve böyle protestolar da görmezdik, hatta orası alkıştan yıkılırdı!

Adnan Polat yönetiminin en büyük hatası budur! AKP il teşkilatına bir 15 bin davetiye ayırmak, bugün başlarının ağrımasını önlerdi.

Galatasaray yönetiminde bu kadar aklı başında insan var ve onların Türkiye’nin bugünkü siyasi ruh durumunu hesaplamamış olmalarına inanamıyorum!

- Bu arada ilk gün “300” diye belirtilen provokatör sayısı dün baktım “50-60”a düşmüş!

Polis kameralarında “el hareketleriyle küfrettikleri anlaşılan” kişiler saptanmış. Savcılık, “Bu takibi şikâyete bağlı suç değil, devlet büyüklerine hakaret anlamına gelecek pankart, söz ve hareketler için soruşturma açacağız” diyor.

Demek ki AİHM’lik bir davamız daha olacak! Demokratik dünyanın neresinde bir siyasetçi protesto edildi diye insanlar mahkemelerde süründürülüyor?

Bir de ihmal ettiğimiz gerçek var: O gün stadyum dağılırken gerçek bir facia yaşanabilirdi. Sadece bir metro girişine on binlerce insanın yığıldığını izlemiş olmalısınız. Bir panik yaşansa onlarca insan ezilebilir, ölebilirdi.

İstanbul’u yönetenler, maç çıkışı o daracık metro girişine on binlerce insanın yığılabileceğini nasıl olup da hesap edemediler? Galatasaray yönetimi “günü kurtarsın” diye stadyumu apar topar, yolları bitmeden açmak istemiş olabilir. Bu kentte, insanları düşünecek bir tek kamu yetkilisi yok muydu, “Olmaz arkadaş, bu halde stadyum açılmaz” diyecek?

Başbakan ve savcılık, ıslık çalanların peşine düşeceğine, bu ağır hatayı işleyenlerin yakasına yapışmalıydılar!

Yurttaşlık Bilgisi: 10, pekiyi!

OKUL kantinindeki zamlı fiyatları protesto eden Behçet Kemal Çağlar Lisesi’nin altı öğrencisi disiplin cezalarına çarptırıldılar. Üçüne kınama, üçüne 3 gün uzaklaştırma cezası verildi.

Cezanın gerekçesi şu: “Basına açıklama yapmak, canlı yayına katılmak, yönetime karşı gelmek!”

Böylece küçük yaşlarında “Türkiye gerçeği” ile tanışmış oluyorlar. Bunu öğrenmek için daha ileri yaşlara gelmeyi beklemeleri gerekmeyecek!

Konuşmanın, hele hele “yönetime karşı gelmenin” bu ülkede ağır bir suç olduğunu ders kitaplarından öğrenmelerine zaten olanak yoktu.

Bu en iyi yurttaşlık bilgisi dersinden daha iyi bir ders ve lise eğitimimizi bu düzeye taşıyan, çocuklarımıza ülkenin gerçeklerini küçük yaşlarda öğreten, eğitimcilere, Milli Eğitim Bakanlığı’na ve tüm emeği geçenlere teşekkür ederim.

Aksi takdirde bu dersi daha ileri yaşlarda polis copu ve dayağı eşliğinde alacaklardı ki o yaştan sonra eğitimin insana ne faydası var ki?

Hâlâ ‘sonuna kadar gidilmesini’ bekliyoruz!

BUGÜN, Hrant Dink’in bir suikasta kurban gitmesinin dördüncü yıldönümü.

Ve cinayet ile ilgili yargılama hâlâ sürüyor. Yakında “uzayan tutukluluk süresi” nedeniyle zanlılar salıverilirse hiç şaşırmayın!

Bu arada öğreniyoruz ki İstanbul 6. İdare Mahkemesi, cinayet ile ilgili istihbaratın değerlendirilmesinde ve cinayetin önlenmesinde İçişleri Bakanlığı’nın “ağır kusurlu” olduğuna karar vermiş.

Böyle bir karar, daha önce de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilmişti.

Mahkeme, Dink ailesinin başvurusu üzerine o dönemdeki Trabzon Jandarma ve Emniyet yetkilileri hakkında suç duyurusunda da bulundu.

Cinayetin işlendiği gün hükümet yetkililerinin neler dediğini hatırlıyoruz: Sonuna kadar araştırılacak, öyle yapılacak, böyle yapılacak, cinayette aydınlatılmayan yön kalmayacak!

Ama bu sözlerini hiçbir zaman tutmadılar.

Dink’in öldürüleceği istihbaratını aldığı halde bunu ciddi olarak araştırmayan, Dink’i korumak için kılını bile kıpırdatmayan, cinayetin olası failini bildikleri halde eyleme engel olmayan yetkililerin bir bölümünü terfi bile ettirdiler.

Müfettiş raporlarını sümen altı ettiler, ihmalin asıl sorumlularının yargılanmasına izin vermediler!

Yargılanmalarına izin verilmediği için hâlâ bilemiyoruz: Bu bir “nefret suçu” muydu, yoksa beceriksizlikten kaynaklanan bir ihmal mi?

Hükümet, ilk günkü sözlerinde samimiyse, sorumluların yargılanmasını bir an önce sağlamak zorundadır!

X