"Banu Şen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Banu Şen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Banu Şen

Belki de çocuğum olmadığı için bunu misyon edindim

Belki de çocuğum olmadığı için bunu misyon edindim
O aslında bir sanayici... Ama sanayici kimliğinden çok, futbol endüstrisinde altyapı sevdalısı olarak biliniyor. Uzun yıllar emek verdiği, bir ayrılıp bir döndüğü Bucaspor’dan bu yaz ipleri kopardı. Yanına altyapıdaki çocukları ve ekibini de alarak... Mehmet Seyit Özkan, “İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu” felsefesiyle çıktığı yola, Altınordu Futbol Yatırımları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam ediyor.

Bu yolun başında başarılı bir sezon geçirdiler, şampiyon olarak 2. Lig’e çıktılar üstelik. Özkan, kurduğu sistemle 10 yıl sonrasının dünya futbol pazarına açılmış Altınordu’sunu hazırladıklarının altını çiziyor.

Belki de çocuğum olmadığı için bunu misyon edindim

“Türkiye’nin Altınordu”sunda çocuklar ve anneler sistemin merkezinde yer alıyor. Kadın taraftar sayısını artırmak için etkinlikler yapılıyor. Topluma sporu sevdirmek için sürekli festivaller düzenleniyor. Öte yandan da akademide yetiştirilen çocuklar gün boyunca İngilizce, Türkçe, yurttaşlık, maç analizi, futbol tarihi, sağlık, iletişim, psikoloji dersleri alıyor. Yani akademide yetişen çocuk önce iyi bir birey, sonra iyi bir vatandaş olacak. Futbolcu en sonunda yer alıyor.

Mehmet Seyit Özkan, “Her şeyim” dediği çocuklarla sohbete başlıyor. Önce iki yanına akademide sürekli kalan Anıl Balakkız ve Kerem Bala’yı alıyor. Sohbet sahada miniklerle devam ediyor.

 

Babalarımızdan gizli oynardık

Hayatınızda ne zamandan beri futbol var? İlginç öykünüz var mı?

- Kendimi bildim bileli futbolun içindeyim. Metin Oktay’ın takımı İzmirspor’da top oynamayı öğrendik. Babalarımızdan gizli oynardık. Mahallenin başından kimin babası geliyorsa esnaf bağırır, o çocuk içeriye kaçardı. Bu bir aşk. Biz sokakta öğrendik. Maalesef futbol da sokakta öğrenenlerin oynadığı bir oyun. Şimdi sokaklar kalmadığı için eğitimlerden çıkabiliyor futbolcu. ODTÜ’de öğrenciyken de hep futbol vardı.

Başka spora ilgi duydunuz mu?

- Sporun her dalını biliyorum, yapıyorum. Dalıyorum, paraşütle atlıyorum. Tenis oynadım, kayak yaptım. Her şeyi de hard (zorunlu) yapıyorum.

Belki de çocuğum olmadığı için bunu misyon edindim

Peki futbol yöneticiliği...

- Profesyonel olarak yöneticiliğe 1989’da Bucaspor’da başladım. Ondan önce 1984’te, Turgut Özal, bütün ilçeleri 3. Lig’e alma diye bir hamle çıkardı. Bucaspor o zaman diyor ki, “Biz de girelim...” Işılay Hanım aradı, “Hem seni Bucaspor’a yönetici yapacağım hem de teminat mektubu verir misin?” dedi. Ben hemen teminatı çıkardım. İlk o zaman tanıştım, İsmet Çiftçi geldi. Son gün Bucaspor’u profesyonel lige aldılar. Bunu Bucaspor’da çoğu kişi bilmez. O zaman dedim ki, “Bucaspor ne zaman şampiyonluğa oynayacaksa beni o zaman çağırın. Ben o zaman işimden fedakârlık edeyim.” Sonra 1989’da Buca, belediye oldu. Profesyonel şubenin sorumluluğunu aldım. O sene, birinci yılda profesyonel lige çıktık. Ve o gün eşime söz verdim: “Bu işi bir daha yapmayacağım.” Çok pis, kirli bir iş. Teşvik primleri, laflar, bu işin sonu yok. Bıraktım...

Sonra ne değiştirdi fikrinizi?

- Üzerinden 3-4 yıl geçince, Belediye Başkanı Cemil Şeboy aradı, “Bu takım gitmiyor, gel bu takımı kurtaralım” dedi. O gün aldık takımı. Sonuncuydu, kurtardık düşmekten. Ertesi sene çok düşük bütçeyle, önce ahlakı ön plana koyduk. Neredeyse 1. Lig’e çıkıyorduk. Ertesi sene bir daha denedik. Ben başkanım, dedim ki, “Bu takımı Süper Lig’e çıkaracağım.“ Bu arada iki oyuncu sattık Beşiktaş’a. Şekerspor çıktı Süper Lig’e, biz hepimiz geriye döndük. O zaman, “Asla paralı askerlerle çalışmayacağım” diye yemin ettim. Ertesi gün Buca’da toplantı yaptık. İsteyerek başkanlığı bıraktım, genç takıma geçtim.

Bu mutluluk hiçbir şeyde yok

Asıl devrimi de böyle yaptınız... Altyapıdan yetiştirdiğiniz futbolcular yıldız oldu...

- Orada tesis kurdum. 2 yılda hem tesisini bitirdim hem de Türkiye şampiyonu genç takım yarattım. O takımdan Süper Lig’de üç oyuncu oynuyor. Biri Galatasaray’da oynadı, Hasan Kabze. Diğeri Antalyaspor’lu Koray, öbürü de Akhisar’da oynayan Sertan. Maalesef anlaşamadık yine. Başarı elde edince yukarıdaki siyasiler hemen “Aslan payı benimdir” diyerek dengeleri bozdular. 1999’da bir kez daha Bucaspor’dan ayrıldım. Kendimi işime verdim, fabrikayı büyütmeye başladım. Sürekli Avrupa’ya gidiyordum. Ama nereye gidiyorsam mutlaka perşembe gidiyorum ki hafta sonu maçlarını izleyebileyim. Ve hem altyapıları hem tesisleri inceliyorum...

Sonra yine nasıl döndünüz?

- Bir ara başka şeylerle uğraştım ama bu çocukların verdiği mutluluğu bana onlar vermedi. Çocuğum olmadığı için kendime bunu misyon edindim herhalde. Bir gün, dönemin İZVAK Başkanı Levent Ürkmez’e gittim. “İZVAK adı altında İzmir’e bir altyapı kuralım. 18 yaşına kadar çocukları yetiştirelim. Sonra hangi kulüp daha fazla verirse ona verelim. NBA gibi” dedim. “Bizde yok öyle para” dedi. Kaldı o iş. Eşimle tatildeyken İsmet Çiftçi aradı. “Geri gel projeni tamamlayalım” dedi. “Şirket olmadan olmaz” dedim ancak “Tamam” dedik sonunda.

Belki de çocuğum olmadığı için bunu misyon edindim

Tam İzmir’le vedalaşacakken

Bu sezon başına gelirsek... Bu ayrılışınız...

- Çok güzel şeyler yaptık. Bıraktığımda iki Türkiye ikincisi, iki Türkiye üçüncüsü takım vardı. Biz bu kadar iyi bir durumdayken Salih Uçan olayında maalesef yine para bozdu. Süper Lig’e çıktığında da... Maalesef para, kullanmasını bilmiyorsan çok tehlikeli bir araç. Ama şirket olsaydı, herkesin hissesi belli, herkes ona göre çalışacaktı. Böyle olunca, “Hadi bana eyvallah” dedim. İnanmadılar tabii. “Buraya bu kadar yatırım yaptı, buradan gitmez, bırakmaz numara yapıyor” dediler. “Numara yapmıyorum” dedim.

Altınordu’ya geçişiniz...

- Hiç aklımızda yoktu. Önce en yakın Isparta’dan Emrespor’u bulduk kendimize. Yeni çıkmış 3. Lig’e, hiç borcu yok. Yüzde 50 ortak olduk. Her şeyi ayarladık. Çocuklarla vedalaşmak için Çeşme’deyiz. Köksal Hoca bağırdı, “Mehmet Bey misafirleriniz var, Altınordu’dan gelmişler” diye. Şaşırdım. Halil ve Sinan Vezircioğlu gelmiş. Isparta’ya gitmeden akşam toplantı yaptık. “Ben sadece Türk futbolunda farklılık yaratmak istiyorum. Avrupai bir kulüp hayal ediyorum. Şirketin yüzde 49’u benim olsun” dedim. “Tamam” dediler. Ve şirketiz şu anda. Buca’dan ekip halinde geldik. Sadece 18 yaş takımımızı bıraktık. Orada da çok değerli oyuncular var.

Nasıl bir Altınordu geliyor?

- Altınordu kesinlikle yarışmacı olmayacak. Bu işi gaza gelmeden yapacağız. Altınordu 5 yıl sonra transfer yapmayacak. Bizim hedefimiz üst sınırları zorlayıp, kendini geliştirmeye çalışan futbolcular yetiştirmek. Bu sene Atınordu’nun başarılı olmasının nedeni, çok ahlaklı futbolcularla çalıştık. Bu ekibi çok fazla bozmadan, bu kadro öncü grup olarak yolumuza devam edeceğiz.

Belki de çocuğum olmadığı için bunu misyon edindim

Doğal yetenekleri cımbızla çekiyoruz

Altyapıda kaç sporcunuz var?

- Akademide 100-125 sporcumuz var. 19 bölgede futbol okulu yapıyoruz. Bin 500’e yakın öğrenci futbol eğitimi alıyor. Yalnız 15 yaş üstü çocukları almıyoruz. Bizim amacımız spor yapmayı bilen çocuklar yetiştirmek. Doğal yetenekleri cımbızla çekip, onları alıyoruz. Oyuncu izleme ekibimiz var. Şu anda bilgi bankamızda Süper Lig’in dışındaki bütün ligleri inceliyoruz. Oradaki çıkış yapmak üzere olan çocuğu yakalıyoruz. Önemli olan böyle çocukları bulup almak.

Altınordu Koleji geliyor

Hedefiniz?

- 10 yıl sonra Altınordu’yu dünya futbol pazarına açmak istiyorum. Bucaspor’da da hayalim buydu. Önce iyi bir ortak bulacağız kendimize. Hedeflerimiz var. Akademimizi temelden yapılandırıyoruz. Tesisleşmeyle ilgili projelerimiz var. Şu anda Kemalpaşa Yukarı Kızılca’da çok güzel bir arazi aldım, 60 dönüm yayla. Tesisler için uygun. Akademik tesisleri oraya taşıyacağız. Eylülde bitmesi planlanıyor. Ama bizim asıl istediğimiz ’Altınordu Koleji’ni kurmak. Bununla ilgili de çok önemli gelişmeler var. Bu spor okulu Türkiye’de bir ilk olacak.

Fotoğraflar: İrem TELLİOĞLU

 

X