"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Belediyeler iftarlarının hesabını verebilirler mi

RAMAZAN bitiyor, yarın bayram...

İftar yemeği vermek, yedirmek hem sevaptırır, hem güzeldir.
Ancak bunu gizli olarak yapmak daha da güzeldir. Haram para ile iftar verip ondan sevap bekleyenler kâfirdir. Kuran-ı Kerim böyle söyler.
Oruçlu olarak iftar yemeği vermek de daha önemlidir.
Başbakan, gösterişli iftar sofraları konusunda uyardı. Kim dinledi?
Gittiğimiz mütevazı iftarlarda üç ‘sofra’ dikkatimizi çekti.
‘Helal para ile açık olarak yapılan’ saygı, mütevazılık ve güzellikler vardı, oralarda.
Örneğin, Bahçelievler Şeyh Zayed Çocuk Yuvası’nda, ‘Kimsesiz Çocuklara Sevgi ve Eğitim Derneği’nin iftar buluşmasında... Kimsesiz çocukların gizli bağışçıların farklı grubundaki çocuklara sevgisi vardı. Başkan Asiye Kefeli’nin, yuva müdürü Emel Alanyalıoğlu’na içten teşekkürü vardı.
Kartal Belediyesi’nin her mahalledeki iftarlarında sadece yöre halkı vardı.
Belediye Başkanı Dr. Altınok Öz özellikle hiçbir siyasetçiyi çağırmamıştı, iftarlarda sunulan üzüm hoşafı en değerli ‘tatlıydı’ serinletici olarak. Trakya Rumeli Yönetici ve İşadamları Derneği Başkanı Fevziye Altıparmak’ın, Keşanlı Enver Usta’daki iftarında katılanlar kendi paralarını vermişlerdi.
Evet, her akşam binlerce kişiye iftar veren belediyeler -özellikle de AKP’li- iftar maliyetlerini hangi kaynaktan karşılamışlardı, ‘bağış’cılar kimlerdi, onların bir bilançoyu açıklamaları gerekir. Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin erzak alımlarını kimlere vermişti. ‘İmar rantı’ karşılığında iftar ‘verdilen’ müteahhitler olmuş mudur? Bu zordur ama yukarıdaki sözlere bakarsak dileriz çok kişi ‘kâfir’ sınıfına girmiş midir acaba?

İyi ki hızlı tramvay yerine metro yapıldı

 KADIKÖY-Kartal metro hattı, ilk önce E-5’in ortasındaki yeşil alan üzerinden geçirilmek üzere ‘hızlı tramvay olarak’ projelendirilmişti ve hatta da ihaleye o şekilde çıkarılmış ve bugünkü yüklenicilere de ihale edilmişti.
Oysa, 50-100 senelik projeksiyona göre, E-5’in ortasından hızlı tramvay yapmak değil o yeşil alanın mevcut yolun genişlemesine ilave etmek ve E-5’e metro yapılması zorunlu idi. Recep Tayyip Erdoğan başkan olarak bu işin uzmanı olmadığı için teknik -ve maalesef ileriyi projelendiremeyen- bürokratlar kendisini yanılttılar. Tabii ki, Karayolları bu projeye şiddetle karşı çıktı, zaman uzadı ancak mimar Kadir Topbaş başkan olunca, mimari görüşüyle ve diğer Karayolları ve pek çok kimsenin de telkiniyle hızlı tramvay projesi metro projesine dönüştüğü için bu hattın yapımı uzadı. Aynı müteahhitler bu sefer metro olarak tadil edilmiş projeyi yapmaya başladılar. Yani proje değişikliğidir gecikmenin sebebi. Önce hızlı tramvay, sonra metro işidir uzama sebebi. Yani proje işi çok mühimdir. 50-100 senelik projeksiyonları şehir fonksiyonlarına taşımak gerek, günlük olmamak adına.
A. Asaf ERDEM-Mimar
KİMLER YAPTI
(AVRASYA Metro Grubu Kalite Güvence Sorumlusu Cengiz Özerdem, dünkü metro yazımızda, metronun yapımını üstlenenlerin Avrasya Metro Grubu, yani Astaldi-Makyol-Gülermak Ortak Girişimi olduğunu hatırlattı.)

Bayram öncesinde ‘ballı şeker’ vurgunu

“07.08.2012 tarihinde http://www.turkseker.gov.tr/ adresinde 22.08.2012 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde ‘şekere zam yapılacağı’ duyuruldu. Yani 15 gün erkenden zam yapılacağı duyuruldu...
Zammın yürürlüğe girmesinden 15 gün önce yapılan bu duyuru ile Türk Şeker AŞ’ye bağlı 25 şeker fabrikasından yoğun bir şeker satışı yapılmaya başlandı. Tabii ki eski fiyattan... Şeker stokçuları hücum etti.
Tahminen 180.000 ton şeker satışı yapıldığı düşünülürse, basit bir hesapla devletin uğradığı zarar 21.600.000 TL’dir. Sorumlusu Türk Şeker AŞ yöneticileridir. Bana göre devleti zarara uğratmaktan dava açılmalıdır haklarında... Devletimizi böyle basiretsiz kişilerin yönetmesine izin verdiğimiz için bizler de sorumluyuz elbette.”
Evet bu iddiaya karşı bir yanıt olması lazım değil mi?

Müşfik Kenter dünyalaştı

“TİYATROMUZUN bir çınarı daha bize el salladı, çekti gurbete gitti işte. Nedendir bilmem, Müşfik Kenter, kendisini sahnede izlerken beni: “İnsan dediğimiz nedir ki” diye düşündürendi. ‘Arzu Tramvayı’nda ya da ‘Vanya Dayı’da, ‘Martı’da veya ‘Ramiz ile Jülide’de, ‘Salıncakta İki Kişi’de, ‘Konken Partisi’nde, ‘Antigone’da, ‘Hamlet’de, dahası ne bileyim, büründüğü tüm diğer karakterlerde izlerken hep düşünmüş ve insanı, “Birbirlerine gevşekçe bağlanmış parçalardan kurgulanmış sistemler” olarak tanımlamışımdır. Bu anlamıyla, ilk gençliğimden bu yana insan olarak kendimi kurgulayışım düş, düşünce, duygu, ruh ve benzerlerince, aynı ölçüde gevşek bağlantılı olayların ‘transit istasyonları’ gibi Kenter ile işlev görmüştür. Bu işlevselliğiyle sanatçı-öznenin vazgeçilmez rolünü hiç yadsımadan yaşamış ve yaşatmıştır. Sanatçıyı yeti ve emeğiyle, tiyatroya baş koymasıyla somutlaşmış, sanatçılığı dünyalaşmıştır. Dün pek farkında değildik belki ama tiyatro sevdalıları olarak Müşfik Kenter’in yokluğunu yaşamlarımız boyunca eksiksiz duyacağımıza hiç kuşkum yok; bugünden sonra daha belirgin olarak anlaşılacaktır.”   
 Üstün AKMEN-Uluslararası Tiyatro
Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi Başkanı


Raylı sisteme övgü

MİMAR ve Mühendisler Grubu Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak, yapılan çalışmalar ve geliştirilen projeler nedeniyle İBB’yi takdir ettiğini açıkladı ve şu öneride bulundu: “Raylı sistemler ve metro çalışmalarında yerli teknoloji ve ürün katkısının arttırılmasına yönelik çalışmaların sağlanması, ülkemizin kalkınması, istihdamın arttırılması ve cari açığımızın düşürülmesi anlamında önemli bir imkân ve fırsat olarak değerlendirilmelidir. İyi olan her çalışmalarında İBB’nin yanlarında olduğumuzu bildiririz.”

BİLİYOR MUSUNUZ

Cezalandırılan müftü

2004 yılında Bakırköy Müftülüğü’ne tayin edilen müftü Zakir Uzun’un iki görev yılında atandığı Çorlu’dan yargıdan yürütmeyi durdurma kararı alarak makamına döndüğünü, iki yıl kadar önce de Ataköy’de bir şehit cenazesinde “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” dediği için AKP’li bazı milletvekillerinin baskısı sonucu Mersin Müftü Yardımcılığı’na atandığını, yine yargıya gidip görevinde kaldığını, ancak dosyasının henüz Yargıtay’da bulunduğu bir sırada da şimdi 3. sınıf bir makam olan Kütahya Müftü Yardımcılığı’na tenzili rütbe ile gönderildiğini...

X