Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Belediye AKP’de değilse

GEREK önceki hafta, yeni belediye binasını hizmete sokmak için Aydın’a giden Kemal Kılıçdaroğlu’nu izlerken, gerekse sonraki günlerde epey sayıdaki CHP, MHP, ve BDP’li belediye başkanıyla sohbetim oldu.

Hemen hemen tümü, hizmetleri ile değil de belediyelerine yapılan operasyonlarla anılmaktan çok rahatsızlar.
Örneğin Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu bu sohbetlere hiç girmiyor.
Türkiye’nin il düzeyinde iki kadın başkanından biri olan Çerçioğlu, muhtemelen büyükşehir belediye başkanı/adayı ilk kadın da olacak.
Çünkü, Kılıçdaroğlu o gezide Çerçioğlu’nun adaylığını şimdiden ilan etti.

SADECE OPERASYON GÜNLERİ YOKLAR

Aydın’ın göbeğinde 15 yıl kirli görüntü abidesi gibi duran karkas binayı 2 yılda tamamladıklarını, önündeki 35 dönümlük alana park yapmakta olduklarını anlatmayı yeğleyen Çerçioğlu, devamındaki şu sözlerle, “Biz bulduğumuz her alanı ranta değil parka çeviriyoruz” mesajı verdi:
“Şehrin içinde 5 yıldır atıl duran tarihi Aydın Tekstil’in 173 bin dönümlük arazisini de park yapmak için kamulaştırma yoluna gittik. Otogarı da 2,5 yıla kadar şehir dışına çıkaracağız. 15 dönümlük o arazi de park olacak gibi. Biz bunları konuşalım, gerisi kim ne yaparsa yapsın.”
Diğerleri de Çerçioğlu gibi düşünüyorlar; ama birbirinden ilginç öyküleri var.
Her başkana, “Şu an belediyenizde müfettiş var mı” sorusunu yönelttim. 394 yıl hapisle yargılanan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun bu soruyu, “O arkadaşlar sadece operasyon günleri 2-3 gün izne çıkar” diye yanıtlaması yeterli anlamı barındırsa gerek.
Her biri en az 1 yıl dinlenmiş olan başkanlar, operasyonların genellikle isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarıyla başlatılmasına dikkat çektiler.
Dört günlük gözaltı süresinin son saatine kadar kullanılmasını ve ‘davet edilmek’ yerine evlerinin çevreleri sarılarak gözaltına alınmalarını ‘itibarsızlaştırma’ amaçlı bulan başkanlar, sorgulama sırasında yöneltilen pek çok soru karşısında ise oldukça şaşırmışlar.

KİMLERLE PAYLAŞTINIZ AÇIKLAYINIZ

Küçük ölçekli bir belediyenin başkanının yaşadığı şu diyalogla başlayalım:
Soru: “44 işçiyle ihaleye çıktığınız işi, 18 işçiyle bitirmişsiniz. Geri kalan 26 işçinin parasını kim ve kimlerle paylaştınız; açıklayınız.”
Başkan: “Peki; 26 işçiye ödeme yapmış mıyım?”
Soruyu soran: “Hayır.”
Başkan: “Yahu 44 işçilik işi 18 işçi ile bitirmişim, beni takdir etmeniz gerekirken sorguluyorsunuz. Bu ne anlayış?”
Peki, şu iki soru okuyanlara epey ipucu verebilir mi?
- “Deve güreşi için 50 bilet (10 TL’den) satmışsınız, açıklayın.”
- “... şirketinin bir defterinde, ‘belediyespora bin lira’ yazıyor açıklayınız.”
(Son soru için, “Başkaca hangi belediyelerin, hangi spor kulüplerine kimler, ne paralar bağışlamış biz de merak ediyoruz” diyenleri duymadığım sanılmasın.)
İki soru da Alaçatı Belediye Başkan Muhittin Dalgıç’ın ağzından:
“60 bin TL’ye belediyeye geçen bir evi, 1,2 milyona satarak yarattığım kamu zararı(!) konusunda bilgi vermek, ‘özür dilemek’(!) zorunda kalırken; 2 bin TL kira gelirini 18 bine çıkarmanın açıklamasını yaptım.”
Dalgıç işi espriye vurmuş artık; ama işçi/memur 63 personelden 42’sinin gözaltına alınmasını bunlar arasında sokaktaki temizlik işçilerinin dahi bulunmasını bir rekor olarak gördüğünü söyledi. Başkanların sözleri bir yana; ama yapılış tarzı ve hedefte sadece muhalif isimler olduğu için seçmen gözünde asıl, bu operasyonları itibarsız kılıyor.

X