Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bekleyin, göreceksiniz...

<B>CHP </B>Genel Başkanlığı seçimine <B>tek başına</B> giren ve <B>ezici </B>bir başarı kazanan <B>Deniz Baykal'</B>ı kutlamak gerek:

Partisini pek özendiği Adalet ve Kalkınma Partisi'ne benzetti. Tayyip Erdoğan gibi o da genel başkanlık yarışına tek başına girip birinci geldi.

Yıllardır söylediği demokrasi türküleri meğer Sayın Deniz Baykal'ın gerçek inançlarını değil, CHP'nin başına geçip de tek adam konumuna gelebilmek için zorunlu gördüğü söylemi yansıtıyormuş.

Nitekim daha önceki kurultaylarda ‘‘herkesi kucaklama, birlikte olma’’ temalarını işleyen Baykal bu defa daha dürüst davrandı. ‘‘Bana muhalefet eden kimseyi partide istemiyorum’’ mesajını verdi. Ve Parti Meclisi seçiminde sadece kendisinin düzenlediği listenin sandıklara atılmasını sonuçlandıracak bir tüzük değişikliğini de bu yüzden yaptırdı.

Böylece CHP'nin yaşamına seçeneksiz seçim metodu da girmiş oldu.

Hoş genel başkanlık seçimine tek başına girip tek başına birinci gelmeyi demokrasi anlayışına uygun gören ve bunu içine sindirebilen bir siyasetçi seçeneksiz seçim metodunu neden rahatsızlık verici bulsun?

Ama insan ne de olsa, CHP gibi ülkeye demokrasiyi getirip, demokrasiler tarihine parlak kayıtlar düşürmüş bir partinin 80'inci yaşında, delegelerin seçeneksiz seçimi içlerine sindirmelerini yadırgıyor.

Acaba diyoruz, 27 Mart 2004 tarihinde yapılacak belediye başkanlıkları, belediye meclisi üyelikleri ve İl Genel Meclisi üyelikleri seçimlerinde aday olma umudu bazı delegelerin elini gözünü bağladı mı?

1950'li yıllarda bile aday belirleme hakkını yüzde 90-95 oranında örgüte bırakacak kadar parti içi demokrasiyi benimsemiş bir partinin bugünkü durumunu başka türlü nasıl açıklayabilirsiniz?

Nitekim bakın, milletvekili adaylıkları başta olmak üzere tüm adayların genel başkan tarafından belirlenmesine kurultayda kimse itiraz etmedi. Parti tüzüğünde değişiklik yapılmasını isteyen tek delege çıkmadı.

Belli ki Deniz Baykal'ın istediği de parti içi demokrasi filan değilmiş. Onun derdi tek adam olup CHP'ye keyfince hükmetmekmiş.

CHP'nin 30'uncu Kurultay delegeleri Genel Başkan'ın bu arzusunu kırmadılar. Onun yerine CHP'nin belini kırdılar.

Bundan sonra ne olur?

Ne olacağını 27 Mart 2004 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerin sonuçları tayin edecek... Deniz Baykal'ın siyasi akıbetini de...

Sayın Baykal 12 Eylül yönetimi tarafından kapatılmış olan CHP'nin tekrar açılması üzerine genel başkanlığa adaylığını koyduğu zaman anımsayacaksınız, ‘‘Beni seçerseniz CHP olarak gümbür gümbür iktidara geliriz’’ demiş ama 27 Mart 1994 tarihli yerel yönetimler seçiminden yüzde 4.62 oyla çıkmıştı.

Şimdi bakıyoruz, taraftarları o sonucu sanki başkası almış gibi ‘‘Partinin oylarını yüzde 4.62'den yüzde 20'ye çıkarmaktan’’ söz ediyorlar.

Ne diyelim... Tanrı bu tiplere biraz da utanma duygusu ihsan etsin.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI