BEKLEMEK

Haberin Devamı

“Yerel seçimleri kim kazanacak” diye merak ediyoruz, bekliyoruz. “Kim süper ligde şampiyon olacak” diye konuşuyoruz, bekliyoruz. “Yılbaşında maaşa zam alacak mıyım” diyoruz, bekliyoruz.
Hayatımızdaki en önemli kavram “beklemek”. Zira zaman ileriye doğru akıyor.
Bugün sizle “beklemek” üzerine yazılmış en güzel şiirlerden birini paylaşmak istedim.

Üstat Necip Fazıl Kısakürek’den.
“Ne hasta bekler sabahı,
 Ne taze ölüyü mezar,
 Ne de şeytan, bir günahı,
 Seni beklediğim kadar.”

KUMAR

Konu Üstat’tan açılınca, aklıma onun “Kumar” tarifi geliyor.
Necip Fazıl renkli bir kişilik, kumardan da hoşlanırmış. Nedir bu düşkünlüğün sebebi dendiğinde; “Kumar, meçhule tahakküm etmektir” sözü ona aittir.
Buyurun, buradan yakın. Öyle bir tanım ki felsefeciler kurultay toplasa yeridir.
 

Haberin Devamı

KUMARBAZ İYİ İNSANDIR

Kumarın tadı, kendinizi kadere ihale ettiğiniz zaman çıkar. Bu yönü itibariyle iyi kumarcının biraz çılgın olması icap eder. Kumar önce sermaye işidir. Bunun yanında psikolojik ve sosyolojik faktörlerin çok ağır, yorucu yaşandığı bir süreçtir. Kumarbaz binbir veriden en çabuk sonucu çıkaran, kıstırdığı doğru mantığı hislerine yem etmeyendir.

Ancak tüm bunların kar etmediği durumlar olabilir. Bilmeniz gereken, şans denilen ilahi gücün sizden bir asır kadar uzakken, size sizden bile yakın olabileceğidir. İşte o bilgi size mantıksızlığın bir mantık olduğunu öğütler.
En dezavantajlısınızdır ve daha atılacak zarlar, açılacak kağıtlar vardır. Zararın tek telafi imkanı sizin çılgınlığınıza kalmıştır. Kendinizi, bilerek, isteyerek, taammüden kadere ihale ederseniz. Sonuç meçhuldür, endişe rakiplerinize geçmiştir, tahakkümün kırbacı sizinledir. Kaybedersiniz, kazanırsınız. Bir kısmı teferruattır.
Böylesi deneyimler kumarbaz sürekli eğitir. Kendinin en farkında olan insanın, kendini en iyi saklayabilecek insanken bundan kolaylıkla vazgeçebilmesi ona çok özel bir kalite kazandırır. O yüzden iyi kumarbazlar daima sevilir, saygı duyulur.

TEMKİN-TEDBİR KUTSANMAMALI

Buralardan hareketle, lider siyasetçilere, işadamlarına bir bakınız. Hemen hepsi kumarbaz ruhludur. Temkin, tedbir yolunda ömür tüketmemişlerdendir. Atılmamış zar varsa imkansızı akıllara getirmeyenlerdendir. Takdire, tekdire kafa takmayanlardır. Basireti sıradanlaşmak olarak anlamayan ve mütemadiyen meçhulle hesaplaşanlardır.
“Bunlar kimdir” diye sorarsanız. Aslında hepimizin içinde böylesi bir potansiyel cevher vardır. Farkımızı cesaretimiz belirler.

Haberin Devamı

HER ŞEY YÜREĞE DEĞDİRİLMEZ

Deniz Sipahi pazartesi günü, canını sıkan meselelerde “teflon tavrını” tercih ettiğini yazıyordu. Yani, sorunlarını üzerine yapıştırmadığını, onların kendisini bloke etmesine müsaade etmeyeceğini ifade ediyordu. Bence “teflon” iyi bir benzetme değil. Sanki duyarsızlığı da çağrıştırıyor. Esasında hepimiz, yaşam içinde tecrübe kazandıkça gerçekten dert edebileceklerle rutin dünya işlerindeki sıkıntıları birbirinden ayırmayı öğreniyoruz. Örneğin işimizle ilgili yaşadığımız ve hep yaşayacağımız sıkıntıları, sosyal hayatımıza, evimize, uyku kalitemize yansıtmamız gereğini tespit edebiliyoruz. Ancak bunu genel bir tavra dönüştürmek yanlış. Şahsi hayatımız dışında her şeyimizi haram ettirmeyi hak eden toplumsal acılarımız da var. Oralarda hiç şüphesiz “teflon” olamıyoruz. Ama onların dışında aptal saptal dertleri “yüreğimize dokundurtmamayı” da bilmemiz lazım.

Yazarın Tüm Yazıları