Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bekleme odası

İŞEDİ. İçeri girdi ki, daha bismillah demeden; daha sağı solu koklamadan; daha yeni yuvasını teftişe tenezzül buyurmadan, ilk iş, canım halının tam ortasına makaraları koyverdi.

Ben ki manyaklık derecesinde temiz ve düzenli sayılırım, hadi buyrun bakalım!

Üstelik, erkek cinsiyetini onurlandırmak yerine, çıtkırıldım bir hanımkız gibi işedi.

Normaldir. Ergenlik çağına gelene kadar henüz bacak kaldırmayacağını biliyorum.

Oğlumla beraber gülüşmeye başladık.

Allah’tan, demin o "pet shop"ta öteberi düzdükten sonra ihtiyatlı davranmış ve bir koşu markete de uğrayarak rulo kağıt, fısfıs koku ve antiseptik sıvı almıştım.

İşte, mesánesi rahatlar rahatlamaz beyzademiz etrafı kolaçan etmeye başladığında, ben de derhal, bir elimde bez, diğer elimde deterjan hazretin pipisini temizlemeye koyuldum.

Ve farkındayım ki henüz daha ilk "uvertürü yapıyoruz" (!).

Bundan böyle ne çişlerle, ne kakalarla, hatta belki ne kusmuklarla uğraşacağım.

Eh, bile bile ládes dedim ve kuşkusuz, hamama giren terleyecek.

*

ANLADINIZ, beş pazardır burada ballandıra ballandıra lafını ettiğim ve dünyanın en sevimli, en akıllı ve en uslu köpeği olan "Dandi"min eve geliş anını sizlere aktardım.

Fakat bundan sonrasını "şimdilik" kaydıyla çabuk geçip ilk yazımın girizgáhına, yani o üzerimdeki Amerikan pilot ceketiyle "Dandi" arasındaki ilişkiye döneceğim.

Sırf şu kadarını söyleyeyim, köpekcağızım üç gün sonra ölüm raddesinde hastalandı.

Her bakımdan ehil bir veteriner sayesindedir ki, Rabb’ım onu bana tekrar bağışladı.

Bu arada bendeniz, hayvancağıza günde dört defa ağızdan antibiyotik vererek ve yine dört defa popodan glükoz şırıngalayarak, baytarlık fakültesinde birinci sınıfı geçtim sayılır.

*

NEYSE, işte vartayı hemen hemen atlatmış ki, "Dandi"ciğin sıhhati şimdi ne álemde diye yine aynı veterinere gittim. Daha ucuz oluyor, bu defa konsültasyon saatini seçtim.

Hepsi öyle midir bilemiyorum, benimkisinin doktorlardaki gibi bir bekleme odası var.

Tek farkı, duvarda "Cigara sağlığa zararlıdır" veya "Düzenli tansiyon ölçürtün" şiarları yerine, evcil hayvanları ve at cinslerini gösteren tabloların asılı durması oluşturuyor.

Gide gele ezberledim, artık Moğol taylarıyla Çin midillilerini şıppadak ayırabilirim.

*

DANDİ kucağımda bekleme odasına girdiğimde yaşlı bir hanım yine kucağındaki kedisiyle sıra bekliyordu ki, daha ben oturmaya vakit kalmadan veteriner onu buyur etti.

Oyalanmak için hem bir yandan kuçukuçumun başını okşuyorum, hem de bu defa Arap kısraklarıyla Macar katanaları arasındaki bariz farkı kafama nakşetmeye çalışıyorum.

Sonra içeri Danua cinsi bir köpekle beraber delikanlı sayılabilecek bir çocuk girdi.

Belli ki o da yavru ama, malûm bu cins hayvanlar alámet bir cüsseye sahip olduklarından, haniyse tek bir patisi daha şimdiden benim "Dandi"ciğimin boyuna yaklaşıyor.

Şöyle bir bakıştılar ve her ikisi de uslu uslu uyuklamaya başladılar.

*

SONRA, bekleme odasının kapısı bir hışım açıldı ve kulağı küpeli ve suratı meymenetsiz bir herif, iki eliyle tasmasını zar zor zaptettiği azmanla birlikte içeri daldı.

Cinsini tam çıkartamadım ama, hani kompleksli ve vicdansız insanların bahse tutuşarak ölümüne dövüştürdüğü o Amerikan "Staffordshire"ları falan var ya, işte bunun belki de "Rottweiler" yahut diğer bir ırkla karıştırılmış bir türü ki, yandım Allah!

Ve, Danua yavrusuyla bekleyen çocukcağız, herifi ve "it"ini görünce hiçbir şey söylemeden ayağa kalktı. Odanın öteki yakasından dolaşarak, selámeti çekip gitmekte buldu.

Kaldık mı şimdi başbaşa! Üstelik, adam ve ejderhası tam karşıma kurulmazlar mı?

Salyalarını akıtan heyülá yaratık kucağımdaki "Dandi"ciğin titreştiğini görünce daha da "iştahlanıp" (!) bize doğru atak yapmaya çalışıyor.

Zahir bu durumla "övünen" sahibi de, pis pis sırıtarak arada bir burnunu vuruyor.

*

VE bende şafak attı, çünkü hadi kendimden geçtim diyelim ama herifçioğlu mendebur hayvanı ya dalgınlıkla ya da "şaka olsun" (!) diye elinden kaçırdığı takdirde canavar derhal "Dandi"nin üzerine saldıracak. Ne halt edebilirim? Nasıl korurum?

Bu yaratık Rabb’ımın bana hastalıktan bağışladığı cancağızımı tek bir lokmada yutar.

Eh, cebimde otomatik piştov yok ya, gölgesinden hızlı ateş eden bir kovboy olarak alnından dan diye vurup köpekler cehennemine yollayıvereyim.

İşte o an, kalın mı kalın ve sağlam mı sağlam meşin pilot ceketim aklıma geldi.

*

DÜŞÜNDÜM ki, melûn hayvan kucağımdaki "Dandi"nin üzerine sıçramak hamlesi yaptığı salisede ben de derhal ayağa fırlar ve sırtımı azmana dönerim.

Ceketim 2. Savaş sırasında Pasifik Okyanusu’na düşen Amerikan pilotlarını köpek balıklarından da korumak için icád edildiğine göre, belki bu korkunç dişlere de dayanabilir.

Bir ihtimal, sahibi olacak adam tasmayı zaptedene kadar "kalkan" işlevi görebilir.

Ve şimdi ben, "Dandi"ciğimin patır patır yüreğini göğsümde hissederek herifi ve azgın köpeği süzmekteyim ki, aman veteriner bey şu kedinin işini çabuk bitir, halimiz yaman.

*

NEYSE, fil ve gergedan hariç, söz konusu veteriner odasında kedisi, tavşanı, papağanı ve başka köpeğiyle tam bir "hayvanlar resmi geçidi"ne şahit olduktan sonra sıra bize geldi.

"Dandi"ciğim o azman dişlere kurban gitmeden sálimen muayene odasına girdi.

Şimdi mi? Efendim, üzerinize afiyet, şimdi sıhhatimiz pek bir yerindedir.

Her ne kadar henüz bacağımızı kaldırarak "erkek gibi" işeyecek kadar büyümediysek de, hızla boy atarak ve mamalara mırın kırın ederek, yavaştan yavaşa buluğ çağa girmekteyiz.

Şeytan kulağına kurşun ve Allah nazardan saklasın!
X