Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bekir Coşkun: Meydanlar...

Bekir COŞKUN

‘‘Yürümek’’ bir yere varmak içindir... Bu yüzden iktidarlardan haklarını alamayan çalışanlar, mutlu bir yaşama varmak için belki üç asırdır yürürler...

‘‘Yürümenin’’ nerde duracağı belli olmadığı için, bu tüm dünyada iktidarların canını sıktı... Uzun zaman bir çare aradılar ve sonunda buldular, yürüyenlerin belli bir yerde durmalarını şu çerçevede sağladılar:

‘‘Toplantı...’’

‘‘Toplantı’’ yürümekten daha az tehlikeliydi...

Çünkü çalışanlar durdukları yerde toplanıyorlardı...

Yürüyecek olsalar, toplantı bitecek...

*

‘‘Toplantı’’ ile birlikte ‘‘meydanlar’’ önem kazandı... ‘‘Kızıl Meydan’’ gibi ünlü meydanlar dünyayı temelinden sallarken, bizim Ankara yönetimi bir kolayını buldu:

Meydanları küçülttü...

Ki içine çok çalışan sığmasın...

Ulus Meydanı'nın bir yarısına işhanı, öbür yarısına yürüyen merdivenli çarşı yapıldıktan sonra, Kızılay Meydanı'nın ortasına bir gökdelen dikip, kalanının yarısına da Kızılay Binası'nı kurdular...

O zamanın Bayındırlık Bakanı'nın ‘‘Ortasına da bir derin çukur açıp, içini mazot dolduralım’’ önerisi, petrol sıkıntısı nedeniyle fazla benimsenmedi...

Meydanın birazı meydanda kaldı...

Yine o zamanki asker kökenli Cumhurbaşkanı ise ‘‘Meydanda meydan bırakmayın...’’ diyordu...

*

Çalışanlar ise zamanla dar yerde oynamayı öğrendiler... Elden giden meydanlara karşın, çeşitli eğlenceli gösteriler meydana getirdiler... Buna karşın iktidarlar da bir başka ‘‘meydan’’ geliştirdiler:

‘‘Meydan dayağı...’’

Diyelim ki çalışanlar ayakkabılarını çıkartıyorlardı, çoraplarını, sonra gömleklerini çıkarttılar, pantolanlarını çıkarttıklarında, sıranın don çıkartmaya geldiğini gören iktidarlar yine endişelendiler...

Asker kökenli Cumhurbaşkanı, ‘‘Biz onlardan önce çıkartalım...’’ dedi...

Ve çıkartılacak şey olarak ‘‘Toplantı-gösteri yürüyüşü kanunu’’ çıkartıldı...

Artık her şey kanunda yazılıydı; nasıl yürünecek, nasıl bağırılacak, nasıl toplanılacak?.. Saat, yer, zaman...

Kim ne diyecek?..

Ya da; ne diyemeyecek?..

*

İşte dün böyle bir toplantı izlediniz...

Ve daha çok izleyeceksiniz...



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI