Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bekar gidilen düğünlerden sağ çıkma kılavuzu

Düğün dernek, bitse de gitsek!

Biz Gezi’yle, direnişle, haksızlıklarla savaşırken bir yandan da düğün sezonu açıldı. Gelemem direnişteyim diyemiyor insan. Mecburen hayat devam ediyor. Davetiyeler, LCV’ler ve dedikodular da havada uçuşuyor. Düğün düğün dolaşan teyzeler mutlu, gelinler ve damatlar telaşta, benim gibi düğünlerde sıkılanlarsa bunalımda.

 

Evet bunalımdayım çünkü tanımadığım insanlarla aynı masada, arka planda Demet Akalın’dan “Evli, mutlu, çocuklu”yu dinlemekten bıktım. Bunalımdayım çünkü düğünlerde çöpçatanlık yapan teyzelerden baydım. Bunalımdayım çünkü ya çevrem çok geniş ya da tüm tanıdıklarım düğün meraklısı çıktı!

 

Herkesin düğünlere katılmak için ayrı bir sebebi var aslında. Kimi ayıp olmasın diye gidiyor, kimi ya annesinin ya da eşinin zorlamasıyla… Kimi için koca bulmaya son ümittir düğünler, kimi içinse oğluna gelin bakmak adına… Bazısı da sadece dedikoduya gider. Gelinlikten görümcenin topuzuna, kayınvalidenin suratsızlığından kayınpederin taktıklarına kadar konuşulacak çok şey vardır düğünlerde. Ama benim favorim “Düğün olsa oynasak, kavga çıksa izlesek”çilerdir. Hiçbir düğünü kaçırmayan bu Kanberler, hiç anlayamadığım garip bir zevk alırlar düğün düğün gezmekten. Bense ne zaman bir düğün davetiyesi görsem içimden “eyvah” diye geçiririm.

 

 

Bekar gidilen düğünlerden sağ çıkma kılavuzu

 

Kısacası sevmem düğünleri. Özellikle içinden gelerek değil de mecburen gidilenler tam bir işkenceye dönüşür. Herkes bir yapmacık herkes aşırı bir süslüdür çünkü.

 

Mesela gelin ve damat ertesi gün yolda karşılaşsa yüzde yüz tanımayacağı insanlara bile dünyada en çok sevdikleri ahbapları gibi davranır. O kadar ki akrabaları öperken hızını alamayıp garsonu öpen bile olur arada.

 

Bir yanda Bülent Ersoy’u kıskandıracak saç ve makyajlı kadınlar şöyle oynak bir şey çalsa da oynasak diye bekler. Diğer bir köşede mavi farlı, kırmızı yanaklı kızını dik dursun diye cimcikleyen ve “Bak masraftan kaçınmadık, kızımıza yarım kilo boya bile sürdük” diyen bir teyze… (Tabii bu düğün sayesinde kızını görücüye çıkartmış olmanın eşsiz gurur içinde…)/images/100/0x0/55eb2cb3f018fbb8f8b02a20

 

Bangır bangır müzik… Ortalıkta koşturan veletler. Hele bir de hiç tanımadığın insanlarla aynı masadaysan yandın! İlk iş ne iş yaptığını anlatmak zorundasın. E tabi ardından da kibarlıktan “Peki siz ne işle meşgulsünüz?” diye sormalısın. İşte o an yanarsın. Çünkü sen ne iş yaptığını tek kelimeyle anlatabilirken nedense karşındaki yabancı, bütün gece kitler seni yaptığı işi anlatarak. Sustursan olmaz, kaçsan yakışık almaz. Tam neyse ki müzik yüksek yarısını duymuyorum dediğin anda bön bön bakmaya başlar sana. Sen “Hı, evet” filan derken anlarsın ki yarım saattir anlattığı konuyla ilgili bir soru sormuştur sana. Öylece kala kalırsın orada. “Keşke dinleseydim” diye içinden geçirdiğin bir anda halay başı yetişir imdadına. Kolundan tuttuğu gibi sahneye sürükler seni. Ah o halay başı yok mudur? Ne kahramandır o! Kendini düğünün en önemli kişisi sanan bu halay başı, işini öyle bir ciddiyet ve azimle yapar ki sanki mendili yanlış sallasa ya da adımı yanlış atsa evlenen çiftin evliliği lanetlenecek sanırsın. Ben şahsen ilk fırsatta kaçarım halaydan. Zaten anlamam, bir de tanımadığım adamlarla el ele koşturmaktan hiç hoşlanmam.

 

Ama eğer ben bu düğünlerden bir şey öğrendiysem o da “Biraz ortamdan kaçayım da kafamı dinleyeyim” diye tuvalete kaçmayacaksın kardeşim. Tuvalet en büyük düşmanın olacak düğünlerde. Neden? Çünkü düğünün en çirkin ve asalak adamının annesi nöbet tutar tuvalette. Şöyle dişine göre bir gelin adayı gelse de sıkıştırsa diye bekler bu teyze. Önce sevimli sevimli “Sen kimlerdensin bakayım, aa bekar mısın” diye başlar. Sonra bir bakmışsın filan yerde okumuş, mastırını da (hastırını da) yurt dışında yapmış, kokuşmuş oğlunu sana yamamaya çalışıyor. İşte tam o anda topukları yağlamazsan teyze cüzdanından çıkardığı oğluşunun fotoğrafını gözüne sokmaya başlar, benden uyarması!

 

Diyelim ki teyzeden kurtuldun. Sanma ki o geceki çöp çatanlık maceraların son bulur. Daha damadın Abaza arkadaşları yeterince demlenecek sonra da yüzsüzce yanına gelecek! Uzun lafın kısası düğünler kötüdür ama bekar gidilen düğünler en kötüsüdür.

 

Bekar gidilen düğünlerden sağ çıkma kılavuzu

 

Kaçmak istersin ama arkadaşın uzaktan uzaktan hep parmağıyla bir dakika yaptığı için çakılır kalırsın. Ben sana söyleyeyim kaçmanın en uygun anı 7 katlı düğün pastasının göründüğü andır. Bu noktadan sonra zaten ne o düğünden hayır gelir insana ne de alkolü aşırıya kaçırmış misafirlerden. O anda yavaş yavaş topuklarsan kimse anlamaz.

 

Gece bitip eve geldiğindeyse, en az bir çeyrek altın artı bir kuaför masrafı kadar daha fakir ve koca bir futbol sahasını 25 kez turlamış kadar yorgunsundur. Maraton bitti sanırsın ama daha sezon yeni başlamıştır…

 

Eğer bekar gittiğin düğünlerden sağ çıkmak istiyorsan:


1- Yanına bir arkadaşını al,

 

2- Tuvalete yalnız gitme,

 

3- Yüzük parmağına alyansa benzer bir şey tak,

 

4- Alkolü fazla kaçırma,

 

5- Pastayı gördüğün anda topukla!

 

 


https://twitter.com/Sabanur




Yazarın son yazıları



#24 Haziran 2013 Taksiciden al komployu
#20 Haziran 2013 Duralım ki geride kalanlar yetişebilsin!
#17 Haziran 2013 Aşk yasakları sever
#13 Haziran 2013 Ben ne dersem o” diyenle baş edebilirsiniz!
#6  Haziran 2013 Zor zamanlarda kadın olmak
#3  Haziran 2013 Diren Türkiye: Aşkların en gerçeği seninle!
#30 Mayıs 2013 Hak mı yasak mı?


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>


 

X