Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bebeklere ve çocuklara senfonik müzik eğitimi

Açılışı bugün yapılacak Bebek’teki ‘Baby Symphony’de 4 aydan, 4 yaşa kadar çocuklar senfonik müzikle tanışıyor.

Derslere aileleriyle birlikte katılan küçükler, müzik aletlerini tanıyıp, oyun oynarken, büyükler de en az onlar kadar eğleniyor. Okulda 5 yaş üzerindeki çocuklar için piyano ve keman dersi de var.

Bebek’te bir apartmanın müştemilatındayız. Burada 4 ay ile 4 yaş arasında değişen miniklere senfonik müzik eğitimi veriliyor. Deneme dersi için gelen 18-28 ay arasındaki üç minik, anneleriyle birlikte dershanedeler. Okulun kurucusu ve öğretmeni Ayça Keleşoğlu ile oğlu Teoman da salonda hazır.

Ders, İngilizce şarkı eşliğinde tanışarak başlıyor. Önce birbirlerine ters ters bakan küçükler, müzik aletleri ve oyuncaklarla süren eğitimde birbirleriyle kaynaşıp, derse katılıyorlar. Doğrusu 40 dakikanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz. Ama itiraf etmeliyiz, biz büyükler daha çok eğleniyoruz. Denemeye katılan annelerin hepsi derslere devam edeceklerini söylüyorlar. ‘Babalar gelir mi?’ sorusu ise pek fazla ‘evet’le karşılanmıyor.

Dersler marakka, yağmur çubukları gibi çocuklara yönelik, yarı oyuncak, yarı enstrüman objelerle başlıyor. Daha sonra minikler, çeşitli enstrümanlara dokunarak ritmi öğreniyorlar. Küçük elleri çellonun üzerinde, trompetin hunisinde, çıkan sesleri hissediyorlar. Davula öğretmenleriyle birlikte vurarak, ritm duygularını geliştirilyorlar. Arada sabun köpükçükleri ve yumuşak toplarla ilgileri toplanıyor ve sonra yeniden şarkılara dönüyorlar. Zil çalıp, flüt üflüyorlar.

KLASİK MÜZİK BEYNİN İKİ YANINI DA ÇALIŞTIRIYOR

Ayça Keleşoğlu, 5 yaşında keman çalmaya başlamış. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdikten sonra, lisans eğitimini Viyana Müzik Akademisi’nde pedogoji ve keman performansı üzerinde tamamlamış. Daha sonra New York’ta keman performans yüksek lisans eğitimini almış. Uzakdoğu, Avrupa ve Amerika’da resitaller veren Keleşoğlu, New York’ta beş yıl boyunca çocuklara ‘Baby Symphony’ konseptinde müzik eğitimi vermiş. Hálá New York’taki dört okul için programlar hazırlayan Keleşoğlu, işini İstanbul’a dönünce de sürdürmeye karar vermiş.

Keleşoğlu’nun en büyük deneyimi 18 aylık oğlu Teoman üzerinde. Teoman’ın artık çeşitli hareketlerle istediği İngilizce şarkıyı anlattığını söylüyor. Oğlunun sakin bir çocuk olmasını da müzik eğitimine bağlıyor.

Keleşoğlu, öncelikli amacın çocukların aileleriyle vakit geçirmesi ve sosyalleşmesi olduğunu söylüyor. İngilizce şarkılar ve klasik müzik parçalarıyla sürdürülen dersler, zihinsel gelişimi de sağlıyor. Keleşoğlu, ‘Araştırmalar, küçük yaşta klasik müzik eğitimi alan çocukların beyinlerinin iki yanının da etkin çalıştığını gösteriyor. Bu çocuklar aynı anda farklı elleriyle farklı hareketleri yapabiliyorlar’ diyor. Müzik huzur da veriyor. Keleşoğlu’nun gözlemlerine göre en gazlı bebekler bile derslerden rahatlamış olarak çıkıyor. Bu arada kulağımıza fısıldıyor: Hafta sonları anne ve babalar birlikte geliyor ve onlar da çok eğleniyor.

İLK KURS RAVEL’İN BOLERO’SUYLA

Baby Symphony’de bugün başlayacak ilk kursta ana tema Ravel’in Bolero’su olacak. Çocuklar, İngilizce şarkıların yanı sıra Bolero’yu dinleyerek, klasik müzikle tanışacaklar.

Bir kur eğitimi 10 hafta sürüyor. Haftada bir gün 40 dakikalık derslerin toplam kur ücreti 600 YTL.

Ancak 70 YTL ödeyerek, bir derse girmeniz de mümkün. Her derste şarkılar, her kurda da ana tema olan klasik eser değişiyor.

BU İŞİ ANNELER DE SEVDİ

SEDEF DÜNDAR 23 AYLIK SARP’IN ANNESİ

Çok keyifli bir dersti. Sarp’la birlikte hem oynadık, hem öğrendik. Bundan sonra da geleceğiz.

RENGİN ALTINALMAZ 28 AYLIK TAN’IN ANNESİ

Bu eğitim sistemi çok güzel. Tan’ın sosyalleşmesi açısından yararlı olacağını düşünüyorum. Başta soğuk dursa da ilerledikçe derse katıldı. Bundan sonraki derslere de geleceğim.

DALYA HULLU 20 AYLIK DANİTA’NIN ANNESİ

Çok çok güzel, çok keyifli. Devam etmeyi düşünüyorum. İkna edersem, eşimi de getirmek istiyorum. Bu keyfi o da yaşamalı.

Geleceğin suçlusunu yetiştirmenin en basit kuralları

İnternetten edindiğim yazıları yayınlamanın pek meraklısı değilim. Artık pek çok kişiye bu yazılar ulaşıyor diye düşünürüm. Ama bazen de gerçekten değişik olan yazıları, internete ulaşamayan annelerin okuma hakkının da olduğunu hatırlayarak bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

Bu yazı, ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve kentteki tüm evlere ve okullara dağıtılmış. Bence gayet iyi bir yazı. Aralarından bazılarını yapıyor olmak içinizi karatmasın. Mutlaka her aile bazılarını bazı zamanlarda isteyerek ya da istemeden yapıyor. Ama hepsini her zaman yapıyorsanız eyvah! O zaman durum biraz vahim olabilir!!! Önce bir okuyun bakalım...

--------------*--------------

4 Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın. Bu şekilde herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.

4 Kötü sözler söylediği zaman gülün. Böylece kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.

4 Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! Yirmi bir yaşına gelince de kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin.

4 Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini, onun için her şeyi siz yapın ki, o tüm sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın.

4 Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki, böylelikle aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.

4 Ona istediği kadar harçlık verin ki, hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.

4 Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili tüm isteklerini yerine getirin ki, istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.

4 Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı her zaman onun tarafını tutun ki, onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun.

4 Tüm bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğimiz çocuğunuz bir gün suç işlerse, kendisinden özür dileyin. Ama onu felaket dolu bir yaşama hazırladığınız için kendinize teşekkür etmekten geri kalmayın.

Şimdi bazı maddelerin canınızı sıktığını hisseder gibiyim. Mesela yerdekileri toplama konusunda... Her birimiz kim bilir kaç kere çocuğumuzun odasını, eşyalarını toplamışızdır, değil mi?

Ya da yorgun veya tahammülsüz olduğumuzda istediği bir yiyeceği ya da oyuncağı alıyoruz.

Bunlar arada bir yapılabilecek şeylerden. Ama yukarıdaki listede gerçekten yapılmaması gerekenler var, doğruya doğru.

Çoğu zaman asıl sorun nerede durmamız gerektiğini bilmek. Zaten pek çok annenin kafasına takılan nokta da burada.

Bunun cevabını ben verebilir miyim bilemem. Her anne kendi çocuğu için kendi sınırlarını belirlemek durumunda. Bu da inanın kolay değil...


Bu hafta sonu fuardayım. Babytürk standında olacağım. Oralarda takılacağım işte. Kahve, muhabbet falan. Sizi de beklerim...

ANNEMİN KÖŞESİ

Annemin kötü yanlarını almak zorunda mıyım

Dudağımı annem gibi kıvırmaya başladım biliyor musunuz? Düşünürken ya da birisini dinlerken alt dudağımı üst dudağımın üstüne çıkarıyorum. Son derece nahoş bir görüntü olduğuna eminim.

Yoktu böyle bir huyum. Annem yapardı bunu.

Geçen gün yine yaptığında fark ettim, benim de yaptığımı...

Yani yine lüzumsuz bir şey almışım ondan, alınabilecek o kadar iyi özellik arasından...

Niye böyle oluyor? Niye güzel bir pasta yapma yeteneği ya da lisan kabiliyeti, ya da ne bileyim bakımlı dolaşma keyfi birden bende ortaya çıkmıyor da, böyle yamuk yumuk ifadeler çıkıyor anlamıyorum ki!

Ama azimle kendimi kontrol etmeye devam edeceğim. İnanıyorum eninde sonunda iyi bir şeyi kapacağım ondan. (Babam dışında!!!)
X