"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

BÇG faaliyetini durduracak mı?

Ertuğrul ÖZKÖK

Refahyol iktidardan düştüğüne göre, herkesin kafasında şu soru var: Adı son günlerde iyice ön plana çıkan Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetleri durdurulacak mı?

Askerlerden aldığım izlenim, hayır.

DEVAM EDECEK

Batı Çalışma Grubu faaliyetine devam edecek.

Ne zamana kadar?

Bu grubun kurulması emrini veren komutanlığın, emri ortadan kaldırmasına kadar.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde, Batı Çalışma Grubu gibi çok sayıda grup var.

Bunlar Silahlı Kuvvetler'in çeşitli alanlardaki ihtiyaçları için çalışmalar yapıyor.

Ancak bunlar arasında Batı Çalışma Grubu'nun özel bir yeri var.

Kim ne derse desin bu grup, Türk siyaset tarihinde yerini aldı. Önümüzdeki dönemin siyaset tarihi kitapları, 1990'lı yılları aktarırken mutlaka bu grubun faaliyetlerinden de söz edecek.

Batı Çalışma Grubu'nun sona erdirilip erdirilemeyeceği iki ayrı kesim tarafından, iki ayrı nedenle merak ediliyor.

Birinci kesim, Refah Partisi ile DYP'de, bu grubu şahsi meselesi haline getiren Çiller ve çevresinde kenetlenmiş üç beş kişilik bir gruptan oluşuyor.

Bunlar, Refahyol hükümetinin bitişinden askerleri ve bu onların oluşturdukları bu grubu sorumlu tutuyor.

ŞAHSİ MESELELER

Yani, Batı Çalışma Grubu ile şahsi bir meseleleri var.

Bu meselelerini, ordu içine casus sokacak kadar mantık dışı bir çizgiye götürmüşler.

Bu grubun akıbeti ile ilgilenen ikinci kesim ise, Türkiye'de normalleşme sürecinin hızlanmasını isteyenler.

Askerin siyaset sahnesindeki görüntüsünün geri çekilmesini isteyen bu kesimler, atılacak ilk sembolik adımın, Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetine son verilmesi olabileceğini düşünüyorlar.

Aslında bütün bunlar, Batı Çalışma Grubu'na, sahip olduğundan fazla bir önem atfedilmesinden kaynaklanıyor.

Meselenin aslı, Silahlı Kuvvetler'in kendisiyle ilgilidir.

Kim ne derse desin, Refahyol'un iktidardan uzaklaştırılmasında Silahlı Kuvvetler'in yaptığı tam saha presin büyük etkisi oldu.

Ama bu iki partinin iktidardan düşüşlerini yalnızca Silahlı Kuvvetler'e bağlamaları, ilerisi için de fevkalade büyük bir yanlışlık olur.

Demokrasiden zırnık kadar nasibini alamamış iki partinin, şimdi demokrasi terminolojisine sığınması hiç inandırıcı olmuyor.

Bu partiler önce oturup, ‘‘Biz nerede yanlış yaptık'' sorusuna gerçekçi cevaplar bulmak zorundalar.

İMAMET DEMOKRASİSİ

Türkiye'de insanlar akşamları neden ışıklarını söndürdüler? Türkiye'nin sivil kurumları neden tarihlerinde ilk defa bir araya gelip ortak eylem yaptılar?

Ülkenin en ciddi gazeteleri ve televizyonları neden bu hükümetin karşısına dikildi? Bu ülkede parlamentonun itibarı yüzde 20'lerde sürünürken, ordunun itibarı neden yüzde 80-90'lara tırmandı?

Bu soruların da cevabını vermelidirler.

Ama görüyoruz ki onlar işin kolayına kaçıp, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı insafsız bir kampanya başlatıyorlar.

Ülkede demokrasi isteyenler, önce kendi evlerinde demokrasiyi sağlamalıdırlar.

Birisi, ‘‘Bizde imamet usulü vardır. Kimse sesini çıkaramaz'' diyerek totaliter bir parti yapısını savunan, öteki, fikrini alçak sesle söyleyen milletvekillerini dahi anında ‘‘Atın bunları partiden'' mantığı ile sivil diktatörlüğe özenen liderlerin, ağızlarına demokrasi sözcüğünü almaya hakları olamaz.

Bunları bir tarafa bırakalım.

Türkiye'nin artık bir normalleşme sürecine girmesi gerekir. Bunun için de askerlerin bir adım geri atmasında yarar var.

SİVİLLERE DÜŞEN

Son günlerdeki askeri kökenli yargılamalar, ne yazık ki çok iyi bir görüntü vermiyor.

Bunların bazıları son derece ciddi konular. Emniyetin ordu içine casus sokması hafife alınacak bir olay değil. Bunun mutlaka kesin bir sonuca bağlanması gerekiyor.

Ama CIA suçlamaları çok sağlam temellere dayalı görünmüyor.

Rejimin üzerindeki gölgenin kalkması için, önce sivil kurumların üzerlerine düşeni yapması gerekiyor. Öncelikle de Meclis'in ve yargı organlarının.

Siyaseti temizleme görevini onlar üzerlerine almalıdırlar.

X