Gündem Haberleri

GÜNDEM

    "Bazı AB ülkeleri terör örgütlerine kolaylık sağlıyor"

    Hürriyet Haber
    21 Ocak 2002 - 19:49Son Güncelleme : 21 Ocak 2002 - 19:49

    TRT-1`de canlı yayınlanan "Televizyon Gazetesi" programında gazeteci Baki Özilhan`a ABD ziyaretini değerlendiren Başbakan Bülent Ecevit, "Türkiye`de en ağır terörist eylemleri gerçekleştiren kuruluşlara, Avrupa Birliği ülkelerinden bazılarında kapılar açılmaktadır, her türlü kolaylıklar gösterilmektedir" dedi.

    Bu ülkelerden bazılarında sığınan birtakım teröristlerin örgütlerinin, Türkiye`deki terör eylemlerini o ülkelerde planladıklarını ifade eden Ecevit, bu konudaki uyarılara henüz olumlu yanıt alamadıklarını bildirdi.

    ABD gezisine ilişkin bir soru üzerine Ecevit, "Büyük hayallere kapılmadan, ama umutlu olarak gittik. Çünkü, ABD ile ilişkilerimiz  son yıllarda büyük aşamalar gösterdi. ABD`nin Türkiye`ye yakınlığı, dostluğu giderek artıyor. O bakımdan umutlu bir biçimde gittim" dedi.

    Yaklaşık 130 işadamının katılmak istediği gezi öncesinde bu işadamları ile biraraya geldiğini ve işadamlarının da gezi öncesi çok iyi hazırlık yaptığını anlatan Ecevit, ABD gezisinin hazırlıklarını işadamları ile birlikte yaptığını belirtti. Ecevit, "Ayrıca, iş çevrelerinin ABD`ye beslediği ilginin yanı sıra ABD de Türkiye`ye büyük ilgi gösterdi" dedi.

    ABD`de çok sayıda devlet adamı ile görüşme imkanı bulduklarına işaret eden Ecevit, ABD`de, geziye ve Türkiye`ye ne kadar büyük ilgi ve merak olduğunu bizzat gözlemlediklerini söyledi.
       
    "11 EYLÜL İNSANLIK DRAMI"
       
    Özilhan`ın, "ABD`de, uluslararası terörizm konusunda somut bir örnek gördünüz. Duygularınızı merak ediyorum" demesi üzerine Ecevit, şöyle konuştu:

    "Amerikalılar, şimdiye kadar kendi toprakları üzerinde böyle büyük saldırılarla karşılaşmamışlardı. Başka ülkelerde yer alan savaşlara karşı tepki gösterip, tedbir almışlardı. Ama kendi topraklarında büyük bir siyasal felaketle büyük bir saldırı ile karşılaşmamışlardı. İlk defa böyle bir olayla karşılaşıyorlar. O bakımdan Amerikan halkının duyguları çok belirgindi. Ayrıca ister Amerika`da yer almış olsun, ister başka bir yerde, bu 11 Eylül faciası çok büyük bir insanlık dramıydı.

    Bu olay şunu gösterdi: Artık dünyada terörizm son derece kolay uygulanabilir durumdadır. Ona karşılık, terörizme karşı mücadele çok zorlaşmıştır. Özellikle çağdaş teknolojinin gelişmiş olması dolayısıyla... Artık terörizme karşı hiçbir ülke kendi başına mücadeleedemez. Terörizm, bütün insanların davasıdır. Bütün insanların, insanlığa değer veren bütün ulusların terörizme karşı ortak mücadeledebulunması gereklidir. Ortak istihbaratı geliştirmeleri gereklidir. Çıkaracağımız derslerin başında, kanımca bu gelmektedir."
           
    "BU İHANETE YER YER MAALESEF UĞRUYORUZ"
       
    "Terörden çok çekmiş, terörle mücadele ederken dostlarının ihanetine uğramış bir ülkenin başbakanı olarak neler söyleyeceksiniz?" sorusu üzerine de Ecevit, şunları söyledi:

    "Bu ihanete yer yer maalesef uğruyoruz. Avrupa Birliği`nde yer alan bazı ülkeler, bir yandan bize türlü bahanelerle ağır eleştiriler yöneltirler ve kendileri de dünya terörizme karşı mücadele kararına katılmış durumdadırlar. Oysa Türkiye`de en ağır terörist eylemleri gerçekleştiren kuruluşlara, Avrupa Birliği ülkelerinden bazılarında kapılar açılmaktadır, her türlü kolaylıklar gösterilmektedir. O ülkelerden bazılarında sığınan birtakım teröristlerin örgüeri, Türkiye`deki terör eylemlerini o ülkelerde planlamaktadırlar, Türkiye`ye ihraç etmektedirler. Bu konulardaki uyarılarımıza henüz olumlu bir yanıt alamadık."

    ABD`nin öteden beri, 11 Eylül olaylarından önce de Türkiye`nin terörizmle ilgili sorunlarına yakın ilgi gösterdiğini belirten Ecevit,"ABD, bizim tedbir almamıza olabildiğince yardımcı olmaya çalışıyordu. O bakımdan ABD`nin bu davranışını şükranla karşılıyorum"dedi.  

    "AFGANİSTAN'DAKİ SORUNLAR DÜZENLİ BİR ORDUSUNUN OLMAMASINDAN KAYNAKLANIYOR"

    Ecevit, Afganistan`da Başbakanlık görevini kabul eden Başbakanı Hamid Karzai`ye kutlama mesajı gönderdiğini, bu mesajda, Türkiye`nin yıllardır Afgan halkına gösterdiği yakın ilgiyi anlattığını belirtti.

    Mesajında, yaşananların, Afganistan`ın bir ulusal orduya sahip olmamasından kaynaklandığını, bir ulusal ordu yerine, birbiriyle çatışan ordular bulunduğunu ifade ettiğini kaydeden Ecevit, bunun da Afganistan`ın güvenliği, bağımsızlığı için çok ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkati çektiğini bildirdi.

    Türkiye`nin, bölgedeki bazı ülkelerin ordularının yapılanmasına ştirilmesine büyük katkıda bulunduğunu, eğer Afganistan isterse bukatkıyı Afganistan`a da yapabileceklerini belirttiğini anlatan Ecevit,"Sayın Karzai`den de çok sıcak bir yanıt yazısı geldi. Fakat ne düşündüğünü henüz bilmiyorum" dedi.

    Başbakan Ecevit, şöyle devam etti:

    "Afganistan`ın karışanı çoktur. Hem içeriden hem de dışarıdan karışanları çoktur. Onun için Türkiye`nin orada çok güçlü, etkili bir duruma gelmesini istemiyor, olabilirler.

    Fakat şu sırada, Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü kuruluyor. BunaTürkiye de 261 subayıyla katılıyor ve eğer istenirse İngiliz kuvvetlerinin görev süresi sona erdikten sonra, onun yerini Türk birliklerinin alabileceğini, müttefik ülkelerden, ABD`den, İngiltere`den gelen istek üzerine kabul etmiş bulunuyoruz. Yani bizim oraya etkili bir biçimde, güvenlik sağlamak, güvenliğe katkıda bulunmak üzere gitmemize ciddi destekler de var. Bazı olumsuz sesler de gelmiş olabilir. Zaman içinde bunlar ne kadar gerçektir, ne kadar değildir anlayacağız."
       
    ABD`NİN IRAK POLİTİKASI 
       
    Ecevit, Özilhan`ın, ABD`nin, Irak konusundaki tahammülsüzlüğünü dile getirdiğini, Türkiye`nin ise Irak konusunda çok net bir politika izlediğini belirterek, "Bu aşamada, Saddam`a yönelik tehdidi ortadan kaldıracak önlemler neler olabilir? Saddam Hüseyin`i sağduyuya çağıracak mesajlar verebilir misiniz?" sorusu üzerine, ABD ziyareti sırasında, ABD Başkanı Bush`un bu konuya çok açık, çok net şekilde değindiğini söyledi.

    Başbakan Ecevit, Bush`un bu konudaki görüşlerini şöyle aktardı:

    "Saddam Hüseyin`e tahammülüm yok. Saddam, kötü adamdır. Saddam iktidarda kaldığı müddetçe kötü işleri temsil edecektir, bölgede istikrarsızlık kaynağı olacaktır.

    Bu aşamada diplomatik yöntemler gündemde, değerlendirmelerimiz, bizi farklı bir yola başvurmak sonucuna götürecek olursa sizinle mutlaka istişare edeceğimizden emin olunuz. Şuna kesinlikle emin olun ki, izleyeceğimiz yöntem ne olursa olsun, arkamızda istikrarsızlık bırakma niyetimiz kesinlikle yoktur. Irak`ın toprak bütünlüğü konusunda hassasiyetinizi kesinlikle paylaşıyoruz. Türkiye`yi tehlikeye sokacak hiçbir adım atılmamalıdır. Henüz bir planım bulunmamaktadır ve bu konuda henüz bir karar vermiş değilim. Ancak diplomatik veya başka bir yolda olsun, kesin başarıya ulaşacağımızdan ve işimizi yarım bırakmayacağımızdan emin olunuz. Eğer Irak`a yönelik bir adım atacak olursak, bunda mutlaka başarılı olacağımızı bir kere daha ifade ediyorum. Bu, Türkiye açısından da daha uzun dönemde daha olumlu bir orta doğuracaktır."
       
    "ABD`DE AÇIK BİR GÖRÜŞ YOK" 
         
    Başbakan Bülent Ecevit, "Irak, BM denetçilerini topraklarına almamakta diremeye devam edecek olursa yalnız Irak`ın başına değil, başta Türkiye olmak üzere bütün dünyanın başına ciddi dertler açılmış olacaktır" dedi.

    Başbakan Ecevit, Türkiye`nin, Irak`a yönelik olası bir askeri harekattan ne kadar tedirginlik duyduğunu ABD Başkanı Bush`un bildiğini ve ABD yönetimi içinde bu konuda bir açık görüşe varılmadığını, böyle bir askeri harekatın uygun olacağını veya uygun olmayacağını düşünenler bulunduğunu belirtti.

    "ABD, bir düşünme, bir arayış süreci içinde" diyen Ecevit, Bush`un sözlerinde bir umut ışığı olduğunu ve bu sözlerinin, "Eğer diplomatik yollardan sonuç alınamazsa, o zaman yapacağımızı biliriz" anlamına geldiğini kaydetti.

    Ecevit, Bush`un "Diplomatik veya başka yoldan olsun başarıya ulaşacağımızdan ve işimizi yarım bırakmayacağımızdan herkes emin olsun" sözlerine ilişkin olarak da şunları kaydetti:

    "Benim buradan çıkardığım iyimser yorum, -iyimserliğim ne kadar yerindedir bilemiyorum- Saddam Hüseyin, Sayın Bush`un bu sözleri karşısında artık kendini toparlamalı, kendine bir çeki düzen vermelidir. Karşısında yalnız ABD değil, hemen hemen bütün dünya yer almaktadır ve eğer BM kararlarına karşı gelinecek olursa, bu silahlanma konusunda denetimde bulunmak üzere görevlendirilenleri topraklarına almamakta diremeye devam edecek olursa, yalnız Irak`ın başına değil, başta Türkiye olmak üzere bütün dünyanın başına, özellikle de Orta Doğu`nun başına ciddi dertler açılmış olacaktır.

    Onun için Saddam Hüseyin, Sayın Bush`un bu sözlerini çok ciddiye almalıdır. Burada, bir de umut ışığı var. Eğer, diplomatik yollardan bir çare bulunursa diye, umut verici bir kapı açılmış bulunuyor. SayınBush`un bu sözlerini, Saddam Hüseyin`in ciddiyetle değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum."
       
    "OLUMLU SONUÇLAR ÇIKACAĞINI UMUYORUM"
       
    "Irak, BM`nin görevlendireceği denetçilere kapılarını açarsa, hemdiplomatik anlamda bir başarı kazanılmış, hem de Irak`a ambargo kalmışolacak mı?" sorusu üzerine de Ecevit, bunu umduğunu, ancak bu konununIrak`a bağlı olduğunu söyledi. Ecevit, "Bunu bir umut olarak belirttim. Sayın Bush`un sözlerindeki umut ışıklarını değerlendirerek belirttim. Olumlu sonuçlar ortaya çıkacağını umuyorum" dedi.    

    Başbakan Ecevit, "Irak`ın toprak bütünlüğü konusunda çok duyarlı oldunuz ve Irak yönetimine verilmesi gereken desteği verdiniz. Sayın Bush, bunları söylediği anda (Saddam`dan bana ne) noktasına geldiniz mi?" sorusuna karşılık da zaten başından beri "Saddam`dan bana ne" dediğini, kendisinin asıl umursadığının, Türkiye`nin esenliği, toprak bütünlüğü, bölgenin huzuru, istikrarı ve barışı olduğunu vurguladı.

    Ecevit, "Başka herhangi bir devletin başkanı şu olmuş, bu olmuş beni ilgilendirmez. Beni ilgilendirmesi doğru da olmaz. Ama bu öteden beri sanki ben Saddam`ı destekliyormuşum gibi yorumlandı" diye konuştu.

    Körfez Savaşı sırasında üç defa, daha çok gazeteci kimliğiyle Irak`a gittiğini, Saddam Hüseyin ile uzun görüşmeleri olduğunu hatırlatan Ecevit, orada Saddam Hüseyin`i, "Kuveyt macerasının yalnızIrak`ın başına değil, Türkiye`nin ve bütün bölgenin başına dert açacağı" konusunda uyardığını ve uyarılarını daha sonra da devam ettirdiğini söyledi.

    Ecevit, ABD`nin, Irak`a müdahale etmesi durumunda, önceden haber verip vermeyeceğine ilişkin bir soruya karşılık, böyle bir durumda, ABD`nin "yola çıkmadan önce" Türkiye`de bazı hazırlıklar yapması gerektiğini kaydetti. Ecevit, "ABD, Türkiye ile stratejik işbirliğine çok büyük önem veriyor. Bizi incitmeyi içinesindirebileceğine ihtimal vermiyorum. ABD`de bu kez gördüğümüz yakın ve sıcak ilgi de bu izlenimimi doğruluyor" diye konuştu.

    Baki Özilhan`ın, ABD Başkanı George W. Bush`un, bu konuda "Sizsiz yapamayız" dediğini belirtmesi üzerine Başbakan Ecevit, "Zaten yapılamaz. Çünkü, Irak`la sınır komşusuyuz. Türkiye`nin toprakları kullanılmadan Irak`ta bir harekat kolay kolay yapılamaz. O bakımdan Sayın Bush`un sözünün boşlukta kalabilecek bir söz olduğuna inanmıyorum" dedi.
       
    "ERMENİSTAN İŞGALCİ TAVRINDAN VAZGEÇMELİ"
       
    Ecevit, Türkiye`nin yeni yaklaşımlarından sonra, Ermenistan`dan nasıl bir tavır beklendiğinin sorulması üzerine, bu ülkenin işgalcilikten vazgeçmesi gerektiğini ifade ederek, Ermenistan`ın, Dağlık Karabağ`ın dışında bazı Azerbaycan topraklarını da işgal ettiğine dikkati çekti.

    Başbakan Ecevit, yıllardır onbinlerce Azerbaycanlı`nın çok ağır şartlar içinde çadırlarda barınmaya çalıştığını belirterek, "Ermenistan`ın mutlaka bu davranışlarından uzaklaşması gerekir. O zaman, işgalcilikten vazgeçerlerse, evvela Azerbaycan ile Ermenistan arasında diyalog ve diplomatik ilişkiler kurulabilecektir. O zaman bizde Ermenistan ile diplomatik ilişkilerimizi gönül rahatlığıyla kurabileceğiz" diye konuştu.

    Sınırda vize uygulamasını, bir iyi niyet jesti olarak yeniden uygulamaya koyduklarını anlatan Ecevit, "Bu, ABD yönetiminde çok olumlu bir izlenim bıraktı. Bunu özellikle vurguladılar, bu konudan duydukları mutluluğu bana bildirdiler" dedi.

    Ecevit, sorunun çözümü için "Ermenistan`ın mutlaka işgalci tavrından vazgeçmesi gerektiğini" vurguladı.
       
    EGE SORUNU
       
    Ecevit, son günlerde, Ege sorunuyla ilgili güzel bir gözlemi olduğunu ifade ederek, Washington`da, Yunanistan ve Kıbrıs Rumları`nında aralarında bulunduğu yabancı gazetecilerin sorularını yanıtlarken, kendisine Yunanistan ile Türkiye arasında son zamanlarda gelişen ilişkiler konusunda ne düşündüğünün, geleceğe yönelik umudunun olup olmadığının sorulduğunu kaydetti.

    "Çok yerinde sorulardı" diyen Ecevit, iki ülke halkları arasında, 1999 Marmara depremi öncesi ve depremden itibaren insani bakımdan çok iyi ilişkiler gelişmeye başladığını vurguladığını ve bundan duyduğu mutluluğu belirttiğini ifade etti.

    Kıbrıs sorunun çözümünün güç olabileceğini, ama Ege sorunun kolay çözülebileceğini, bu amaçla da Türkiye ve Yunanistan Dışişleri bakanlarının basına yansıtılmadan görüşmeler yaptığını söylediğini ifade eden Ecevit, bunun üzerine Yunanistan basınında, "Papandreu gizli görüşmeler yapıyor" diye kıyamet koptuğunu anlattı. Ecevit, "Benim söylediğim, bu iki bakanın kurduğu diyalogun önemi vardı. Hiç bir diyalog, basının önünde yürütülmez. Belli bir aşamaya ulaşılır, ondan sonra kamuoyuna açıklanır. Fakat, Yunanistan`da bazı çevreler, buna bile maalesef tahammül edemediler" dedi.
       
    KIBRIS
       
    Başbakan Bülent Ecevit, "Kıbrıs`ta iki ayrı devletin, milletin veya halkın bulunduğu gerçeği kabul edilecek olursa, o gerçekten hareketle iki tarafın da içine sindirebileceği ve zaman içinde büsbütün gelişebilecek bir çözüm kurulabilir" dedi.

    Ecevit, Kıbrıs`ta uzun süredir ciddi bir diyalog kalmadığını, Kıbrıs`tan binlerce mil uzakta, ayrı bir ülkede, ayrı ayrı odalarda, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides`in diyalog kurmaya çalıştıklarını, ancak Denktaş`ın, iki liderin Kıbrıs topraklarında biraraya gelmelerini önererek bu süreci değiştirdiğini kaydetti.

    Başbakan Bülent Ecevit, şöyle konuştu:

    "Aralarında ciddi bir diyalog başladı. Ama nasıl bir sonuca varılacağı henüz kestirilemez. Çünkü, bir somut sonuca varmanın bir koşulu vardı. O koşul da Kıbrıs`ta var olan gerçeği kabul etmektir. Nedir o gerçek? Kıbrıs`ta iki ayrı devlet, iki ayrı millet vardır. Kıbrıs`ta iki ayrı devletin, milletin veya halkın bulunduğu gerçeği kabul edilecek olursa, o gerçekten hareketle iki tarafın da içine sindirebileceği ve zaman içinde büsbütün gelişebilecek bir çözüm kurulabilir kanısındayım. Umarım; Sayın Denktaş ile Sayın Klerides`in başlattığı diyalog, bunun kapısını açabilsin."

    Kıbrıs sorununda, en büyük kusurun AB`den geldiğini ifade eden Ecevit, "Çünkü AB, Kıbrıs`taki sorun çözülmeden, Rum yönetimini sankibütün Kıbrıs`ı temsil ediyormuş gibi tam üyeliğe hazırlıyor. Bunun verdiği cüretle de Rum tarafı en makul istekleri, önerileri de göz ardı ediyor" dedi.

    Ecevit, Kıbrıs`la ilgili Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs`taki Türk ve Rumlar`dan oluşan 4 unsur bulunduğunu belirterek, "Onların dışında hiç bir ülkeyi ilgilendirmesine gerek yok. AB`nin, bunu kendisine dert, iş edinmiş olması, Rumları direnç içine sokuyor. AB, Kıbrıs`ta Türkler`in ve Rumlar`ın yakalarını bırakacak olursa, ben çok kolaylıkla iki tarafı da tatmin edici bir çözüm bulunabileceğine inanıyorum" diye konuştu.

    Başbakan Bülent Ecevit, "Türkiye tarafından şu kanıtlandı ki, İslam demokrasiyle bağdaşabilir, çağdaşlıkla bağdaşabilir, hatta istenirse, laiklikle bağdaşabilir. Bundan da İslam`a hayır gelir, zarar gelmez. Bu anlayış, bütün dünyadagelişiyor" dedi.   

    "ABD ziyaretinizde ekonomiye ne kadar yer ayrıldı ve ne düşündük,ne aldık?" sorusu üzerine Ecevit, ziyarette en çok ekonomiye yer ayrıldığını, yalnız Türkiye tarafından değil, ABD hükümeti tarafından da en çok ilginin, ekonomiye gösterildiğini söyledi.

    ABD yönetiminden görüşmelere katılan bakanların hemen hepsinin, ekonomi ve ticarete olağanüstü bir ilgi gösterdiklerini ifade eden Ecevit, Türkiye`nin de konuya olağanüstü ilgi gösterdiğini vurguladı. Ecevit, şunları kaydetti:

    "Dedim ki, `Aramızda stratejik ortaklık var. Bu git gide gelişiyor. Ama stratejik ortaklığımızın ekonomi ve ticaret halkası çok zayıf. Türkiye`nin ABD ile ticareti, Türkiye`nin aleyhinde gelişiyor ve çok zayıf kalıyor. ABD, birçok ülkeye, ticari konuda bazı kolaylıklar tanımıştır. Bu arada, bizim de adayı olduğumuz AB`ye birtakım kolaylıklar sağlamıştır. Fakat, bunları Türkiye`den esirgemiştir. Bu haksızlıktır, buna mutlaka bir çözüm bulunmalıdır.

    Bunun üzerine, ayrıca bazı somut önerilerde bulundum. Örneğin, İsrail`de ve Ürdün`de, ABD`nin kurulmuş nitelikli sanayi bölgeleri, genel bölgeler var. Bu bölgelerden ABD`ye gümrüksüz veya bazı sakıncaları olmadan ihracat yapılabiliyor."

    Ecevit ayrıca, Afganistan`ın kalkınmasına yardım, enerji, askeri araç ve gereç gibi konularda ABD ile ilişkilerin devam ettiğini ifade ederek, ziyaretinde, bunları daha da geliştirme gereği üzerinde durduğunu vurguladı.

    Turizmin mutlaka geliştirilmesi gerektiğini söylediğini anlatan Ecevit, "Biz, bunlar üstüne ağırlığımızı koyunca, ABD de buna hazırlıklıymış. Bir önerge getirdiler. Bu önerge bizi çok mutlu kıldı tabii... Buna göre, ekonomik ortaklığımız, stratejik ortaklığımızla eşdüzeye yükselebilecek" diye konuştu.

    Bu teklifin ABD`lilerden geldiğini belirten Ecevit, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Somut bazı unsurlarını da eklediler. Dışişleri Bakanlığı`nın çokönemli bir görevlisi olan Larsen`in buna Türk tarafının başkanlık edeceğini, 26-27 Şubat günlerinde, ABD`de, bu kurumun ilk toplantısınıyapabileceğini söylediler. Bu demektir ki, bizim ekonomimize ve ticaretimize gösterdikleri ilginin havada kalmayacağı, boşlukta kalmayacağı açıkça ifade edilmiş oluyor."
       
    "OLUMLU SONUÇLARIN KAPISI..."
       
    Ecevit, bütün sorunların bir hamlede çözülemeyeceğini belirterek, "Ama, böyle bir kurumlaşmayı ABD kendiliğinden kabul etmiş olduğuna göre, bu umut verici bir gelişme. Dediğim gibi, hemen sonuç alınamaz ama, olumlu sonuçların kapısı büyük ölçüde açılmış olacak" dedi.

    Türkiye`nin bu konudaki hazırlıklarına başladığını bildiren Ecevit, "Eminim ki, ABD de başlamıştır. Onun için Mart başlarından itibaren ekonomi ve ticaret konusunda, şimdikinden daha olumlu bazı işaretlerin, göstergelerin ortaya çıkacağını umuyorum" diye konuştu.

    Özilhan`ın, ABD`nin, Bakü-Ceyhan hattı için 2.5 milyar dolar taahhüdünde bulunduğu şeklinde haberler geldiğini belirtmesi üzerine Ecevit, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına, özellikle ABD Başkanı Bush`un, özel ilgisini gösterdiğini ve konuya stratejik açıdan çok büyük önem verdiğini söylediğini bildirdi.

    Ecevit, Bush`un yardımcısı Dick Cheney ile diğer bakanların da bunu paylaşan ifadeler kullandıklarını ve bununla ilgili masrafların karşılanması için üzerlerine düşeni yapacaklarını bir kez daha belirttiklerini ifade ederek, "Bunu sadece ekonomik açıdan değil, siyasal açıdan da, stratejik açıdan da büyük önemi olduğunu belirttiler" dedi.

    Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer`in Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu`nu onayladığı belirtilerek, "Bankalarla ilgili son düzenleme var. O da bekleniyor mu?" sorusuna da Ecevit "İnşallah o da onaylanır, diye bekliyoruz" karşılığını verdi.
       
    "TÜRKİYE MODELİ İLGİ TOPLUYOR"
       
    "ABD`nin İslami akımlara yaklaşımı değişiyor, diye ve ABD`nin Orta Asya`da `U` dönüşü yaptığı, Türkiye`nin modelinin onlara da önerildiği şeklinde görüşler var. Kafkaslar`a nasıl bakıyorsunuz?" sorusuna da Ecevit, bunun yalnız Kafkaslar`da değil, bütün dünyada ilgi uyandıran bir konu olduğunu vurguladı.

    Özellikle 11 Eylül trajedisinden sonra, halkının çok büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olarak Türkiye`nin gösterdiği ilginin, dünyadaki pek çok zihniyeti, yanlış değerlendirmeyi düzeltmeye katkıda bulunduğunu dile getiren Başbakan Ecevit, şunları kaydetti:

    "(Demek ki, halkı Müslüman olan bir ülke de, icabında Taliban gibi bir harekete karşı çıkabiliyormuş) düşüncesini benimsediler. Ve Türkiye`nin modeli bütün dünyada ilgi uyandırmaya başladı. Türkiye tarafından şu kanıtlandı ki, İslam demokrasiyle bağdaşabilir, çağdaşlıkla bağdaşabilir, hatta istenirse, laiklikle bağdaşabilir. Bundan da İslam`a hayır gelir, zarar gelmez.

    Bu anlayış, bütün dünyada gelişiyor. Tabi Kafkaslar`da da gelişiyor. ABD`de bu anlayışın gelişmesine çok büyük önem veriyor. Onun için, Sayın Bush da her vesile ile İslam`a duyduğu saygıyı belirtiyor. Bu şekilde Türkiye`den kaynaklanan bir model, şimdi bütün dünyada ilgi toplamaya, saygı toplamaya başladı."
       
    TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ
       
    Ecevit, Rusya Genelkurmay Başkanı`nın bir süre önce Türkiye`de birtakım anlaşmalar imzalandığı anımsatılarak, "Ne oluyor, bir yandanBakü, ABD, bir yandan Rusya?" diye sorulması üzerine, bunun, aslında dünyanın değiştiğini gösterdiğini söyledi.

    Türkiye`nin, Sovyetler Birliği döneminde de Ruslar`a ve SSCB`ye yakın dostluk ve ilgi gösterdiğini belirten Ecevit, o dönemde ilişkilerin fazla bozulmamasına gereken özenin gösterildiğini anlattı.Sovyetler Birliği`nin dağılmasından sonra, Türkiye`nin Rusya ile ilişkilerini geliştirmesinin çok kolaylaştığını belirten Ecevit, BeyazSaray`da yaptığı görüşmede, ABD Başkanı Bush`un uzun uzun Rusya`dan bahsettiğini, Putin`i çok beğendiğini ve Rusya ile ilişkileri geliştirmeye çok büyük önem verdiğini söylediğini bildirdi.

    Ecevit, "Onun için, eğer bazı kimseler, `Türkiye ile ABD karşı karşıya getirilebilir veya getiriliyor` düşüncesindeyseler, bu düşünceleri yanlıştır. Rusya ve ABD arasında, iki başkan arasında çok sıcak ilişkiler başlamıştır. Bunu, Sayın Bush, çok açık bir dille ifade etti" diye konuştu.
       
    "FİLİSTİN`İN TEMELLERİ TAHRİP EDİLİYOR..."
       
    Ecevit, İsrail ve Filistin arasındaki son gerginliğin hatırlatılması ve "Sayın Şaron ve Sayın Arafat`a, `gelin kozunuzu Türkiye`de masaya yatırın ve görüşün` der misiniz?" sorusuna da, bunu, Türkiye`nin uzun zamandır söylediğini kaydetti.

    Başbakan Ecevit, Türkiye`nin taraflara defalarca teklifte bulunduğunu belirterek, Filistin Lideri Arafat`ın bunu kabul ettiğini,ancak İsrail Başbakanı Şaron`un, İsrail topraklarına tam sükunet geldikten sonra Arafat`la biraraya geleceğini söylediğini anımsattı. Ecevit, "Oysa, Washington`da yaptığımız görüşmede, Sayın Bush bile, tam sükunetin hemen gelemeyeceğini, bu beklentinin doğru olmadığını ifade etti" diye konuştu.

    İsrail ve Filistin arasında yaşanan olayların son derece acı olduğunu dile getiren Ecevit, "Filistin devletinin temelleri onca acılar pahasına atılmışken, şimdi o temel tahrip ediliyor" dedi.

    Bunun son derece trajik bir olay olduğuna işaret eden Ecevit, "Buolumsuz gelişme eğer önlenemezse, bütün Ortadoğu`da                   ciddi sorunlar ortaya çıkar ve dinler çatışması denilen şey, tam önlenememişken, ortaya çıkabilir" diye konuştu.

    ABD`deki görüşmelerde, bu konudan duyduğu kaygıyı özellikle vurguladığını anlatan Ecevit, şöyle konuştu:

    "Duruma bir çözüm getirmek için biz, her türlü beklentiyi yapmayadevam edeceğiz. Fakat bu yetmez, siz ABD olarak duruma çok etkili biçimde el koymalısınız... Bir generali gönderdiler. Bu iyi bir jest. Ama bu yetmez, daha geniş yetkilerle, mutlaka ve süratle ABD`nin devreye girmesi gerektiğini, özellikle vurguladım, gerek Sayın Bush ile görüşmemde, gerek diğer görüşmelerde."
       
    UYUM YASALARI
       
    AB üyeliği çerçevesinde, uyum yasaları ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de Ecevit, "Uyum yasaları genellikle ekonomiyi ilgilendiren, AB`ye ileride gerçekleşecek tam üyeliğimizi ilgilendiren, IMF ile Dünya Bankası`nı ilgilendiren, aynı zamanda halkımızın beklentileri niteliğinde olan yasama çalışmalarıdır" dedi.

    Uyum yasalarına ilişkin çalışmalarının dünyada eşi görülmemiş bir hızla sürdüğünü belirten Ecevit, yeni yılın ilk haftasında, birbirinden önemli 9 yasa çıkarıldığını anımsattı. Bunun, bütün dünyada saygı uyandırdığını ifade eden Ecevit, "Tabi hala gerçekleşememiş yasalar var. Fakat bunların hepsinin tasarıları hazır.Büyük bir kısmı Meclis`e sunulmuş halde. Anayasa`da yeni bir değişiklik paketiyle ilgili hazırlıklar da ilgili bütün partiler arasında görüşülüyor" diye konuştu.

    Çok kısa bir sürede, uyum yasalarının tümüyle çıkabileceğine ve ABüyeliği önündeki başlıca engelin ortadan kalkabileceğine inandığını anlatan Ecevit, bu arada ekonominin de hızlandırılmasının şart olduğunu söyledi.

    Ecevit, "1-2 ay önce, erken seçim konusunda çağrıların birbirini izlediğinin, bunun geçen ay azaldığının ve ABD ziyaretiyle birlikte hemen hemen ortadan kalktığının" ifade edilmesi üzerine de, şunları kaydetti:

    "Çünkü bu hükümetin, aslında üstesinden gelebileceği konularla çok ciddi olarak uğraştığı ve sonuçlar almaya başladığı görülmüş oldu.Muhalefet, bizim görevden ayrılmamızı istiyor olabilir. Ama kamuoyu, bir şans tanıyor, bu hükümete. Hükümetin iyi yolda olduğunu, çok çor işler başarmaya çalıştığını ve başardığını görüyor ve bir şans tanımakgerektiğini de kabul ediyor. Bu tabii, bizim çalışma şevkimizi arttırmış oluyor."





    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı