Teknoloji Haberleri

    "Baz istasyonları şehir dışına taşınamaz"

    A.A.
    14.02.2011 - 15:39 | Son Güncelleme:

    Ulaştırma Bakanlığı İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, Danıştay'ın vermiş olduğu; Bilgi Teknoloji İletişim Kurumu'nun baz istasyonu kuruluşu ile ilgili yönetmeliğin iptali kararının tamamen yönetmeliğin iptali ile ilgili olduğnu belirterek, “şehir dışına çıkartılmakla ilgili herhangi bir teknoloji dünyada yoktur” dedi.

    Özeren, Erzincan'daki Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü konferans salonunda gerçekleştirilen “Güvenli İnternet Çağrı Merkezi” açılış töreninde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Baz istasyonları konusunda Danıştay'ın verdiği kararın ardından neler yaşanacağına ilişkin bir soru üzerine Özeren, şunları kaydetti: “Danıştay'ın vermiş olduğu bu karar, şu anda Bilgi Teknoloji İletişim Kurumu'nun (BTK) baz istasyonu kuruluşu ile ilgili yönetmeliğin iptali kararıdır. Şimdi burada şöyle bir yanlış anlaşılma var. Şehir içerisinde baz istasyonu kuruluşu şu anda iptal edildiği için bütün baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılacağı beklentisi var. Danıştay aslında bunu söylemiyor. Danıştay, şu anda teknolojinin gerekliliğine dönük olarak yönetmeliğin revize edilip, tekrar yapılmasını istiyor. Bu konuda Bilgi Teknoloji İletişim Kurumu yeniden tekrar bir yönetmelik hazırlıyor. (Zaten şehir dışına çıkartmak) diye bir yapı mümkün değil.”

    BAZ İSTASYONLARININ KULLANIM VE İŞLEVİ

    Baz istasyonlarının dünya genelinde kullanım ve işlevine yönelik açıklamalarda da bulunan Özeren, şöyle devam etti: “GSM teknolojisinin yapısına baktığınız zaman hücresel bir sistemden oluşuyor. Bu aynı bir bal peteğine benzer bir sistem gibi çalışıyor. Dünyada hiçbir ülkede, hiçbir şehirde, bunun altını çiziyorum; özellikle bizim coğrafyamıza benzer ülkelerde çok ufak şehirleri saymıyorum. Yani 300 ve 400 kişilik kasabaları saymıyorum, metropol şehirlerin hiçbir tanesinde baz istasyonu şehir dışına çıkartılmış bir örnek yok. Dünya'da böyle bir örnek yok. Bir tane böyle bir örnek varsa, seve seve bu işin ilki de Türkiye'de olsun. Ama böyle bir yöntem yok. Şimdi bu neye getiriyor, tabii ki şu andaki haberleşme sıkıntılarını da beraberinde getirecek. Buna karşı çıkan bazı kurumlar, kuruluşlar ve dernekler bazı mahallelerden veya bölgelerden baz istasyonlarının sökülmesi için kampanyalar düzenliyorlar.”

    Baz istasyonu teknolojisiyle ilgili bilgilere de değinen Özeren, şunları söyledi: “Baz istasyonunun altyapı teknolojisini üreten toplam 6 adet üretici firma var. Dünya'daki bütün ülkelerde kurulan baz istasyonları bu 6 üreticinin üretmiş olduğu ürünlerden, cihazlardan kuruluyor. Yani bizim ülkemizde diğer ülkelerden farklı bir teknoloji kullanılmıyor. Artı Dünya Sağlık Örgütü 41 volt metre olarak bir baz istasyonu çıkışını 'sığ değer' kabul etmiş. Bizim ülkemizde bu BTK'nın 10 volt metre olarak kabul ettiği bir değer. Yani 4 kat daha güvenlik sınırına artırılmış bir karar alınmış. Biz diğer bir çok ülkeye göre daha güvenli bir şekilde bunu yapıyoruz. Buna rağmen revize edilmesi gereken çalışmalarda varsa yine Dünya'daki örnekleri ve çalışmalara bakarak bunlar revize edilir. Ama şu anda bile Dünya Sağlık Örgütü'nün vermiş olduğu kriterlerden dört kat daha güvende bir çalışma yapıyoruz.”

    Bu konuda asıl konuşulması gerekenin elektromanyetik alan kirliliği olması gerektiğini belirten Özeren, “Aslında konuşulması gereken konu, elektromanyetik alan kirliliğidir. Bu direk olarak baz istasyonunun konusuna odaklanıyor. Baz istasyonu bu ürünlerden bir tanesi. Bakın bunun gibi yüzlerce ürün var. Eğer bir bölgedeki insanlar, (Biz hiçbir şekilde cep telefonu kullanmayacağız) diyorlarsa tabii ki o bölgede baz istasyonu olmayabilir. Ama (Hem cep telefonu kullanacağım, hem de baz istasyonu istemiyorum) böyle bir yöntem yok. Bu sağlık açısından da son derece riskli bir yöntem olur” şeklinde konuştu.

    BAZ İSTASYONUNUN HABERLEŞMEYE OLAN ETKİSİ

    Ulaştırma Bakanlığı İnternet Kurulu Başkanı Özeren, baz istasyonları olmadan haberleşmenin mümkün olamayacağını söyledi.

    Bölgelerde baz istasyonlarının sökülmesi halinde vatandaşların haberleşmede sorunlar yaşayacağına dikkati çeken Özeren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgelerden baz istasyonu söküldüğü zaman vatandaşlarımız balkonlardan veya binanın belirli yerlerine giderek çok düşük seviyelerde, sinyallerle haberleşmeye çalışıyorlar. İşte o zaman cep telefonu bir baz istasyonu gibi çalışmaya başlıyor. Bakın baz istasyonlarından kurtulmaya çalışıyorlar ama her vatandaşın cebine de o zaman baz istasyonu koymuş oluyorlar. Çünkü baz istasyonu sıklığı ne kadar fazlaysa ve sinyal gücü ne kadar yüksekse cep telefonlarının iletişimi o kadar güçlü oluyor ve yaydıkları elektromanyetik alan şiddeti son derece düşük oluyor. Sözün kısası, Danıştay'ın vermiş olduğu karar tamamen yönetmeliğin iptali ile ilgilidir. Bununla ilgili şehir dışına çıkartılmakla ilgili herhangi bir teknoloji Dünya'da yoktur. Türkiye'de de böyle bir yöntem olmayacaktır.”

    Özeren, teknolojik gelişmelere paralel olarak daha önce hazırlanan yönetmeliklerin düzenlenmesi gerektiğini de dile getirerek, şöyle dedi: “Teknolojinin 3 ay öncesi ile şuanda dağlar kadar fark olabiliyor. Sürekli olarak yaşayan bir organizma gibi teknoloji. Onun için zaten belirli dönemlerde bu yönetmelikler mutlaka revize edilmesi gerekiyor. Bu da işin bir doğası. Bakın 15 sene önce, 20 sene önceki teknolojiyle şu andaki teknoloji arasında dağlar kadar fark var. 20 sene önceki yapılmış olan bir yönetmelik bu şu andaki baz istasyonu yönetmeliğinden bahsetmiyorum, herhangi bir yönetmelik. Şu andaki ihtiyaçları yeterli olmayabilir. Onun için bunların revize edilmesi normaldir. Ama bilimsel gerçekleri de unutmadan, bilim adamlarının söylemlerini unutmadan yapılacak çalışmalara da dikkat etmek gerekiyor.”

    BAZ İSTASYONLARIYLA İLGİLİ YENİ BİR YÖNETMELİK HAZIRLANACAK

    Özeren, bir gazetecinin, baz istasyonlarına ilişkin, “Buna göre yeni bir yönetmelik mi hazırlanacak?” şeklindeki sorusunu şöyle yanıtladı: “Tabii ki ilgili kurumların ve kuruluşların görüşleri alınarak yeni bir yönetmelik hazırlanacak. Buradaki yapı eski yapıdan eğer şehir dışına çıkartılması beklentisi varsa böyle bir şey kesinlikle mümkün olamaz, olmayacaktır. Ama özellikle çevre duyarlılığı, görüntü duyarlılığı gibi başka söylemler varsa bunlara dikkat edilebilir. Bunu neden söylüyorum, çünkü bazı Avrupa Birliği ülkelerinde bakın her ülkede, her şehirde baz istasyonu var. Kimisinde kiliseler kamufle edilmiş şekilde. Ama bunlar ülkemizde aynı şekilde yapıldığı zaman, (Demek ki onların zararı var ki, bu şekilde kamufle ediliyormuş) deniliyor. Normal şekilde yaptığınız zaman da çevre kirliliği konusunda eleştirilere maruz kalıyorsunuz.”

    “İnternetteki telif hakları konusunda yasal boşluklar var, bunlarla ilgili çalışma olacak mı?” şeklindeki soruyu Özeren şöyle cevapladı: “Şu anda 5651 sayılı yasada bazı çalışmalar yapılıyor. Bunun içerisinde telif haklarıyla ilgili kısımlar da var. Tabi özellikle sanat eserleri biliyorsunuz, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde bunların yapısını koruyan bir düzenleme var. Ama baktığınız zaman özellikle internet ortamında özellikle basının birçok emeğinin birileri tarafından kopyalandığını görüyoruz. Bu konuda da internet medyası ve internet basınının hakkında da ayrı bir çalışma başlatıldı. Bu konuda da kanun çalışması yapılarak, bu konudaki emek sahiplerinin hakkını korumak ilgili sırf internet medyası için söylüyorum bir çalışma yapılması gerekiyor. Bu çalışmalara başlandı.”

    Yasa üzerindeki çalışmaların titizlikle yürütüleceğini anımsatan Özeren, “İnternet Medyası Derneği de bizim internet kurumumuzun üyesidir. Değişik internet medyası firmaları da bizim üyemiz, başka derneklerde var. Onlarla beraber ortak bir çalışma hazırlanıyor. Şu anda bizim yapacağımız bunu Ulaştırma Bakanlığı'na sunup bunun tabii ki takipçisi olmak olacak. Bu konuda Sayın Bakanında (Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım) bir talimatı vardı, (Bu çalışmayı yapalım) diye. Çünkü bu son derece değerli bir alın teri ürünüdür. Bu konuda özellikle hassasiyetle davranılıyor” diye konuştu.

    3G TEKNOLOJİSİ

    Özeren, “3G internetin vergileri çok pahalı, fiyatlar düşecek mi?” şeklindeki başka bir soru üzerine şöyle konuştu: “3G faaliyete geçtiğinden beri ülkemizde son derece hızlı bir şekilde arttı. Bunun daha da artması bekleniliyor. Tabii özellikle ilk açılış vergileri bunun belirli bir kitleye erişimi açısından yüksek bir vergi uygulanıyor. Hem ilk açılış vergileri hem de devamında Özel İletişim Vergisi'ni düşürülmesini bekliyoruz. Bu aslında şöyle bir ikilem oluşturuyor. Eğer İnternet Penetrasyonu'nu (internetin kullanım oranı) arttıramazsanız bilgi toplumu yolunda yol alamazsınız. Yani bu konuda özellikle bir optimum nokta var. Maliye Bakanlığı'nın da buna dikkat edeceğini inanıyorum. Özellikle internet erişimini bir gelir kaynağı olarak ilk etapta düşünmeden bilgi toplumu olma yolunda bir araç olduğunu bilerek, bütün herkesin internete sahip olabileceği şekilde vergi düzenlenmesini hem ilk açılış vergilerinde hem de devamındaki Özel İletişim Vergisi'nde mutlaka bir düzenleme yapılması gerektiğini rahatlıkla söyleyebilirim.”
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı