Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bayramı atlatmak

Serdar TURGUT

Amerika'nın güney eyaletlerinde söylenen bir atasözü der ki: ‘‘Tam kıvamında pişirilmiş lezzetli bir et insanda ninesini tokatlama hissi doğurur.’’

Şimdi diyeceksiniz ki o yörelerde oturan insanlar zaten nine tokatlamak için bahane arıyorlar, bu nedenle oralarda böyle bir atasözü söylenmesi son derece doğal.

Haklı olabilirsiniz, ancak şu da var ki insanın büyüklerini zaman zaman tokatlamak ve hatta onları vahşi biçimde öldürmek istemesi gayet de evrensel bir histir ve bunun kınanacak tarafı katiyen yoktur.

***

Özellikle bayram günleri gelince uzun yıllardır anlamaya çalıştığım bir konu hep netleşiyor kafamda.

İnsanların çocuklara neden tahammül edebildiklerini bu günlerde çok daha iyi anlıyorum.

Yıllar önce, anne ve babaların çocuk dünyaya getirerek bu kadar acı çekmeleri için görünürde hiçbir rasyonel neden ortada yok gibi görünmüştü bana.

Üstelik minik bebekler ne yaparlarsa yapsınlar anne ve baba büyük bir sabır içinde onun yaptığı her şeye tahammül ediyordu. Bu da neresinden bakılırsa bakılsın irrasyoneldi.

Bunu ben başta yanlış yorumlamış ve annelik veya babalık içgüdüsü gibi son analizde saçma olan soyut bir kavrama bağlamıştım.

Ancak bir süre önce bir bayram günü anladım ki konu öyle değil.

Anne ve babalar çocukların küçükken her yaptığı şeye tahammül ediyorlar çünkü şunu biliyorlar ki bir gün o çocuklar büyüyecek, kendileri ihtiyarlayacak ve mutlaka da bayram olacak.

Ve anne ile baba o bayram günü çocuklardan yıllardır çektiklerinin acısını buram buram çıkaracaklar.

Ve çocuk o anda bebekken anne ve babasını çok üzmüş olduğu için feci şekilde pişman olacak ama iş işten çoktan geçmiş olduğu için yapılacak bir şey de olmayacak.

Yani hayatın bütün kısır döngüsü, bütün o şekerler, mendil içine konulan harçlıklar, bütün o aile toplantıları falan filan hepsi, müthiş bir öç duygusu üzerine kurulmuş durumda.

Acı ama gerçek, ne yapayım yani.

***

Rasyonel bir insanın Türkiye'de bayramı rahat geçirebilmesi için yapacağı iki şey var.

1- Bayramdan önce bütün aile fertlerini tek tek öldürmek.

2- Kendisini öldürmek.

Kabul etmelisiniz ki birincisi çok daha zahmetli bir yol.

Hakikaten tembel olan insanlar için değil bu işe girişmek.

Dahası benim açımdan bu birinci yolun başka tehlikeleri de var.

Biliyorsunuz, bizim ailede irrasyonel insan sayısı hayli fazla.

Hatta arada birkaç tane klinik anlamda tam olarak kafayı yemiş olanlar da var.

Aralarında kriminal şizoid olduğunu kuvvetle tahmin ettiğim bir tanesi ise şu anda evde yan odada pipo içiyor.

Şimdi bunları öldürmek gerçek risk taşıyor.

Çünkü onlar ne kadar yaşlanırsa yaşlansınlar deli güçleri olduğu için ne yapacakları katiyen belli olmaz.

Risk almaya katiyen gerek yok.

Onun için benim bundan sonraki bayramı rahat geçirebilmem için yapacağım tek şey ikinci alternatifi tatbik etmek olacak.

Bunu da maliyeti fazla gibi gözüküyor ama yukarda anlattıklarımı bir daha okursanız huzur yolunun da başka bir şekilde bulunmasının imkânsız olduğunu görürsünüz.

***

Bütün anne ve babalarda aynı sadistlik var.

Hepsi, özellikle de bayram günleri yıllardır çekmiş olduklarının hesabını çocuklarından soruyorlar.

Bu günleri kurban bayramı veya alternatif olarak da ‘aile içi hesaplaşma günleri’ olarak adlandırabilirsiniz.

Bunların hepsi böyle de benim babam aralarında en sadisti çıktı.

Ben beş yaşımdan itibaren babamın evde 40 yaşına geldiğinde intihar edeceğini duyarak yaşadım.

18 yaşıma geldiğimde intihar yaşını 50'ye çekti ama olsun benim umudum henüz yok olmamıştı.

Çünkü babam intihar edeceği yaşı yukarı çekmesine rağmen o gün için fiilen hazırlığa da başlamış ve evdeki kasasını bütün Teksas eyaletindeki idam mahkûmlarını öteki dünyaya götürecek miktarda hap ile doldurmuştu.

Ancak nedense o hapları kullanmadı ve ailede büyük bir hayal kırıklığına neden oldu.

Şu anda 71 yaşında.

O haplar yerine her gün vitamin hapı alıyor.

Bayramın ilk günü bana sabah sabah 104 yaşına kadar yaşamaya karar verdiğini söyledi.

33 sene daha. Düşünsenize, benim bu travmayı atlatıp yaşayacağımı farz etseniz bile bu 66 bayram daha demektir.

50 yaş ile 71 yaş arasındaki 42 bayramı zar zor atlatmışken önümüzde bir 66 bayram daha olması korkunç bir olay yani...

Bilmem anlatabiliyor muyum?













X