Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bayram, standartlar ve kurallar

Zeynep ATİKKAN

Standartları ve toplumsal normları olmayan bir ülkede hukuk devletinden söz edilebilir mi?

‘Hukuk devleti’, ‘adalet mülkün temelidir’ ve ‘bağımsız yargı’ gibi kavramların bir anlamı olabilir mi toplumsal normlarını yitirmiş bir ülkede?

Avrupalı bir hukukçu üniversite içindeki bir tartışma sırasında, ‘yeterince gelişmiş normlar varken kurallara ne gerek var’ diyordu. Modern toplumların geldiği düzeyin ilginç refleksi bu.

Modern toplumlardaki yasaya uyma ve kurallı yaşama geleneği son tahlilde ‘çok fazla kurala ne ihtiyaç var’ esnekliğini getiriyor. Çünkü hukuk düzeni toplum tarafından böylesine içselleştirilmiş olabiliyor.

Evet toplumsal standartların yaptırım gücünün kurallardan daha üstün olduğu toplumlara modern sıfatı yakıştırılıyor artık.

Üniversite ile ilgili bir konuda ‘yeterince gelişmiş normlar varken kurallara ne gerek var’ sorusu sorulabilmeliydi türban konusunda. Ve de her alanda. Normlar, kurallardan çok daha etkili olabilmeliydi.

Köhne devletin bütün sorunları kanun yetersizliğinden değil, normların gelişmemiş olmasından kaynaklanıyor.

Türkiye'de yaşanan da bu.

Tarihten bugüne kadar ulaşan normların bir türlü modernize edilememesi kilitliyor bütün ilişkileri. Normları çağın ve teknolojinin hızına yaklaştıramamak. Bir şeyler kayıp giderken yerine bir yenisini koyamamak. Ve de en vahimi böylesine bir nal toplamayı bir evrim teorisi olarak değerlendirmek.

Türk insanındaki nostaljinin kökeninde bu derin gerilimin izleri yatıyor. Her fırsatta söylendiği gibi ‘efendilik’ bitti ama biterken yeri boş kaldı. Çünkü modernleşme efendiliğin çağdaş versiyonunu yaratamadı.

Ülkenin yönetimini üstlenen bakanları haline bakın; iş takipçiliği yapabilecek kadar fütursuzlaşabiliyorlar. Ve iş takipçiliği ile paye kazanıyorlar. Her zaman ön plandalar, her zaman itibar görmekteler.

Ne kurallar ne normlar işleyebiliyor onlara karşı.

Toplumsal normların işlediği ülkelerde, iş takipçisi bakan görevinde kalamayacağı gibi hayatı boyunca insan içine de çıkamaz. Normlar vicdanı temsil ettiği için delil yetersizliğinden beraat yoktur bu yargı biçiminde.

Dünyada'ki değişimin izi böyle bir tablo seriyor gözler önüne.

Toplumsal normlar hukuk devletinin de sigortası oluyor artık.

Normlarını yitirmiş bir toplum hukuk devletini yaşatabilir mi? Doğru soru bu?

Bayramlar, dünü bugüne bağladıkları için bize doğru soruları sordutabilmeli.

Okurlarımın Kurban Bayramı'nı kutluyorum.













X