« Hürriyet.com.tr

Bayram, fırsatı: Seç, beğen, yap

Yine uzunca bir bayram tatili geliyor.

Mehmet YAŞİN
Mehmet YAŞİN
Mehmet YAŞİNSeyahat Yazarı

    Karınca kararınca size yardımcı olabilmek için klasik tatil anlayışının dışına çıkıp, bazı önerilerde bulunacağım. Umarım bu öneriler tatilinize keyif katar. Aman dikkatli olun ki, bayramınız zehir zemberek olmasın.

    LEZZETİN PEŞİNDE

    Bu bayram aslında bir yeme-içme bayramıdır. Onun için size bazı lezzetli rotalar önereceğim. Kolesterolü, kiloyu falan fazla dert etmeyin. Bunun bir bayram ziyafeti olduğunu unutmayın. Hem ne demişler: “Keyifle yenen yemekten vücuda zarar gelmez!”
    Şimdi balığın tam zamanı. Karadeniz’in Trakya sahilindeki Kıyıköy’e gidip, denizi kuşbakışı gören lokantalardan birinde yiyeceğiniz palamutun tadını, uzun süre unutmayacağınızdan emin olabilirsiniz. Hepsi iyidir ama ben Köşk Restoranı öneririm. Babadan balıkçı bir işletmeci, manzarada balıkçı motorları, bardakta rakı ve yiyeceğiniz palamut sizi çok mutlu edecektir. Eğer küçük balık seviyorsanız, Amasra’ya doğru direksiyonu çevirmenizi öneririm. Karadeniz’in incisi bu ilçede, özel tavalarda yapılan tekir, mezgit tava, yanında kat kat salata ile damağınızı bayram yerine çevirecektir. Benim mekan önerim Çeşm-i Cihan ve Canlı Balık restoranlarıdır.
    Cunda Adası’nın mezeleri de bu mevsimde hem taze hem çok lezzetlidir. İlla ki adres sorarsanız Nesos ve Bay Nihat’ı söyleyebilirim. Biraz acele ederseniz, Gelibolu ve Çanakkale lokantalarında, muhteşem sardalyeyi yakalayabilirsiniz.Sardalyenin yağı, mangal söndürecek kıvama gelmiştir.

    KEŞİF GEZİLERİ

    Yokuşlar kenti Artvin’in çevresini bilir misiniz? Özellikle Gürcistan sınırına doğru gittiğinizde, “işte cennet burası” demekten kendinizi alamazsınız. Bu mevsimde bu cennetteki ağaçlar renkli giysilerini giymeye başlamışlardır. Trakya’da, Bulgaristan sınırındaki Istıranca ormanlarında gezdinizmi hiç? İşte size gerçek bir keşif. Karadeniz’in bitip, Bulgaristan’ın başladığı yerdeki İğneada adeta kayıp bir cennet. Uzaklardaki Kars’ı hiç gördünüz mü? Ruslardan kalan taş evler, yazı ve kışı ayrı güzellikte olan Çıldır Gölü, bir film setini andıran Ani Harabeleri. Bayram bahane, Kars’ı keşfetmek şahane!

    MANZARA VE FOTOĞRAF

    Akıllı telefonlar ve sihirli fotoğraf makineleri sayesinde biz Türkler usta birer fotoğrafçı olduk. Onun için bu bayram tatilinden istifade ederek, bir foto safariye çıkabilir, çektiğiniz fotoğraflarla internet ortamında sergiler düzenleyebilirsiniz. Aklınızda bulunsun, göller ve çevresi çok iyi görüntü sunarlar. Onun için bu tatilde, size olan yakınlığına göre Yedigöller’e, Küre Dağları Milli Parkı’na, İznik’e, Uluabat’a, Eğirdir’e, Kovada’ya gitmenizi öneririm. Ağaçların, sazlıkların yansımaları, gölge oyunları, şelaleler, rengârenk yabani mantarlar size çeşitli ilhamlar verecektir. Kelebekler Vadisi de eşsiz görüntülerin kaynağıdır. Vadinin derinliklerine girdiğinizde, karşınıza çıkacak manzaralardan hangisine objektifinizi doğrultacağınızı şaşıracağınızdan emin olabilirsiniz. Bu mevsimde Gökova’nın turkuvaz koyları da doyumsuz olur. Belki, kiralayacağınız bir balıkçı teknesi ile yapacağınız kıyı kıyı gezi sonunda çektiğiniz fotoğraflara siz de inanmayacaksınız. Bu mevsimin ışığında Kapadokya da sihirli pozlar verir.

    HEYECANINIZ VE MACERANIZ BOL OLSUN

    Bayram tatilinde biraz adrenalin hormonu yüklenmek niyetindeyseniz, kanatlanıp, kuş gibi uçmanızı öneririm. Yani yamaç paraşütü yapın. Türkiye bu konuda bir cennet. Her geçen gün yamaç paraşütü yapılan yer sayısı artıyor.
    Bunlardan en ünlüsü Fethiye’deki Babadağı. 1900 metreden aşağıya doğru süzülürken, Ölüdeniz’in, diğer cennet koyların görüntüsüne hayran olacaksınız. Denizli’de 1650 metre yükseklikteki Çökelez Dağı’dan uçarken bütün vadi ayaklarınızın altına serilecek. Abant’ta Örencik Köyü ve Çepni Yaylası’ndaki tepelerden süzülürken kendinizi cennetin üstünde uçuyor sanacaksınız.
    Kayseri’de Alidağ’dan, Erzincan’da Munzur Dağları’ndan, Manisa’da Spil Dağı’ndan, Adıyaman’daki Nemrut Dağı’ndan süzülürken gördükleriniz sizi yeteri kadar keyiflendirecek ve mutlu edecektir. “Uçmak bana göre değil” diyenlerdenseniz, Kapadokya’da at sırtında bir turu denemek ister misiniz? Kapadokya’nın bir diğer adı da “Yağız Atlar Diyarı”dır. Peri bacalarının, derin vadilerin arasında at koşturarak, kamp yaparak, piknik yaparak geçireceğiniz bayram tatilini yaşamınız boyunca unutamayacağınızdan emin olabilirsiniz. At sırtında yolculuk konusunda Kastamonu’da da çok güzel parkurlar bulunuyor.

    AZGIN NEHİRLERDE YOLCULUK

    Bayram tatilinde sularla boğuşayım diyenlere önereceğim ilk adres Antalya’daki Köprülü Kanyon olacak. Bu nehir, raftinge ilk başlayanlar için oldukça doğru bir adres. Ilımlı akıntısı, insaflı düşüşleri ile insanın gözünü pek korkutmuyor. Ama suyun debisi yüksekse dikkatli olmak gerek.
    İkinci önerim ise rafting konusunda dünyanın en iyilerinden biri olan Çoruh nehri olacak. Tarihi kaleler, pirinç tarlaları, kiliseler, dik yamaçlar, meyve bahçeleri arasında yapacağınız yolculuk, azgın akıntıların önünüze çıkaracağı sürprizler bayram tatilinize heyecanlı anlar katacaktır.
    Bir başka zorlu adres de, Rize’nin ünlü Fırtına Deresi. Burada rafting yapabilmek için biraz deneyimli olmak gerekiyor. HES’ler bu deredeki fırtınayı dindirmeden önce bu tatili bahane edip, sıkı bir macera yaşayabilirsiniz. Rafting için diğer adresleri şöyle sıralayabilirim: Artvin Barhal Çayı, Antalya Manavgat Çayı, İçel Göksu Nehri, Dalaman Çayı.

    Bayram, fırsatı: Seç, beğen, yap


    YAYLALAR YAYLALAR

    Eğer doğasever bir kentliyseniz ve Başbakan’ın emirlerine uyup ormanda yaşayamıyorsanız alın size bir fırsat. Yaylalar, serin rüzgarlarıyla sizi bekliyor. Yayla denince akla hemen Karadeniz gelir. Yemyeşil yaylaları, sis oturmuş dağları, mısır kurutulan iki, üç katlı ahşap evleri, çiçekleri ile insanın aklını başından alır. Kümbet yaylası, Sis Dağı, Ayder, Kafkasör, Anzer, Pokut yaylalarında, Kaçkar Dağları’nın eteklerinde, gürül gürül akan derelerin kıyısında, yaşam akülerinizi doldurabilirsiniz.
    İskenderun’da Belen Yaylası, adına türküler, şiirler yazılan bir yayladır. Akdeniz’i kuşbakışı gören bu yaylada kamp kurabilir, ormanda gezinebilir, ciğerlerinizi temiz hava, kulaklarınızı ise kuş sesleri ile yıkayabilirsiniz.
    Eğer yolunuzun üstündeyse Mersin’in Soğucak, Gözne, Fındıkpınarı, Kızılbağ yaylalarını da öneririm. Bu yaylalarda gezinirken biraz dikkatli olursanız küçük fosil kayaları bulabilirsiniz.

    DOLUNAY SEYİRLERİ

    Tatil demek hep bir yerlere koşturmak değildir. Bazen gökyüzüne dalıp gitmek de insanı değişik duyguların içine çeker. Bayramın üçüncü günü dolunay olduğunu unutmayın. Yani ay o gün, gökyüzünü gümüş rengine boyayacak. Bunu kaçırmamak lazım. Dolunayın en güzel seyredildiği yerlerden bir tanesi İstanbul’dur. Kandilli tepesinden önce ışığı görünür, sonra yavaş yavaş koca bir portakal gökyüzüne doğru yükselir. Geceyarısına doğru tüm Boğaz, yakamozlarla kaplanır. Kaş, dolunayda ayın en büyük göründüğü yerlerden birisidir. Kaşlılar dolunay gecelerinde, ay ışığında kitap okunabildiğini söylerler. Datça da, Dolunay’da masal ülkesine dönen adresler arasında yer alır. Dolunay gecesi, Knidos’tan, Ege ile Akdeniz’in kucaklaşmasını seyretmeye doyum olmaz. Ay sanki bu gece iki denizin üstüne gümüş pulcuklar serper.

    ROMANTİK KAÇIŞLAR

    Aşık olduğunuzda kalabalıklardan kaçmak, sevgilinizle daha fazla başbaşa zaman geçirmek istersiniz. Doğanın içinde olmak aşkı taçlandırır. Ada kaçış duygusunu güçlendirir, pekiştirir. Ekimde balık bollaştığında Bozcaada bir başka güzel olur. Bağbozumundan sonra rüzgarla başbaşa kalan bağlarla kaplı tepelerde renkler yeşilden sarıya, kırmızıya dönmüştür. Otomobille, bisikletle ya da yürüyerek bu bağların arasında gezintiye çıkmak, ayaklarınızın altındaki masmavi denizi seyretmek güzeldir. Denizsuyu sıcaklığı hâlâ 20 derecenin üzerindedir ve adanın çevresindeki tüm kumsallar sizindir. Sonra akşam kale manzarası eşliğinde, adanın merkezindeki restoranlarda denizin nimetlerini tadabilirsiniz. Eğer yaz boyunca denizden yeterince yararlandıysanız, size Abant Gölü’nün huzur ortamını da öneririm. Göl kıyısında faytonla çıkacağınız tur, aşkınızın en unutulmaz anıları arasına girecektir. Daha hareketli bir yer arıyorsanız, size sonbaharda Alaçatı’yı önereceğim.

    KÜLTÜRLÜ GEZİLER

    Kentin dışına gitmek niyetinde değilseniz, tarihi eserlerin peşinde koşturup, müzeleri ziyaret edip, sokakları arşınlayıp, yaşadığınız yeri daha yakından tanımış olursunuz. İlla ki bir yerlere gideyim diyorsanız, Salihli yakınlarındaki Sardes (Sart) kalıntılarını öneririm. Sart muazzam bir kent merkezidir. Bu kentin inşası M.Ö 17’de başlamış, bazı büyük binaların tamamlanması 200 yıl kadar sürmüştür. Tel örgülerinin içinde kalan büyük alanda antrenman yapan atletlerin, hamama ve havuzlara gitmek için içinden geçtikleri iki katlı dev yapı -Gymnasion-, Sart’ın en etkileyici bölümünü oluşturur. Oraya kadar gitmişken, Salihli’nin meşhur odun köftesinin tadına bakmayı unutmayın. Bergama da antik dönemin en önemli merkezlerinden biri. İlçeye kuşbakışı bakan akropol, Kızıl Avlu (Serapis Tapınağı), antik dönemin en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Asklepion karşısında karışık duygulara kapılacaksınız. Bergama’ya gitmişken, Kozak Yaylası’na çıkmanızı öneririm. Türkiye’nin en lezzetli çam fıstıkları orada yetişir. Köy meydanında bir fıstıklı çay içip, bu güzel yolculuğu taçlandırabilirsiniz.
    Eğer görmediyseniz Çanakkale’deki Truva Antik Kenti’ni de gideceğiniz rotalara dahil edebilirsiniz.

    Kaynak: Mehmet YAŞİN