"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Bayram değil seyran değil eniştem bana niye kızdı?

Ayşe ARMAN

Hiçbir zaman ‘‘baldız baldan tatlıdır’’ türünden bir ilişkimiz olmadı. Eniştemden söz ediyorum. Beni ‘‘tatlı’’ bulduğunu bile zannetmiyorum.

İnsan, ‘‘Fatih Terim'le yanyana çekilmiş o fotorafta ne kadar yaşlı ve şişman görünüyorsun!’’ der mi?

Demez.

Eniştem diyor.

Bir tür yılan yani.

Bir kadını en iyi neresinden vuracağını biliyor.

Ben de bilirim aslında.

Bir zamanlar postacıydım

Çok küçüktüm ve çok saftım, yani bir zamanlar ben de öyleydim, hazırlık sınıfı öğrencisiydim ve Tarsus Amerikan Lisesi'nde okuyordum.

O, büyüktü; lise son öğrencisiydi ve Allah için hiç de saf değildi!

Şöyle bir hatası vardı:

Bir kere kafayı, ablama takmıştı.

Okuldan ‘‘abim’’ ya, benim de görevim, ablamla birbirlerine yazdıkları mektupları taşımaktı.

Oldum olası postacılık hoşuma gitmez!

Zaten o mektupları vermeyi hep unuturdum.

O da, fellik fellik, okulda beni arardı.

İşte, ilişkimiz, böyle başladı.

Sonunda tabii, ne yaptıysa etti, beni ekarte etti.

‘‘Okul abi’’liğinden, ‘‘enişte’’liğe terfi etti!

Ah o kahverengi pantolon

Peki ben bütün bunları niye anlatıyorum?

Meseleyi bir yere bağlayacağım herhalde.

Ben de öyle ümit ediyorum!

Erkeklerin kullandığı yegane renkler nedir arkadaşlar? Lacivert, mavi, gri, haki, siyah. İşte (bir talihsizlik sonucu!) değişiklik arayışına giden eniştem, günün birinde kahverengi bir pantolon satın alıyor.

Okuyacağınız kahverengi pantolonun hikayesi...

Aslında ibret verici bir hikaye.

Yeni gardırop düzüyor

Hani bize hep kararlı olmak öğretilir ya.

Verdiğin kararın arkasında duracaksın denir ya.

Eklenir:

- Bedeli neyse ödeyeceksin!

- Sen bir yetişkinsin!

- Başladığın işi bitireceksin!

Ama eniştem, kahverengi pantolonu alır almaz farkediyor: Verdiği karar yanlış. Yani pantolonun rengi, anlatılır gibi değil, feci! Asrın hatası mı desem, tekstil hatası mı desem, evlere şenlik. Ve Allah'ın belası o pantolon, rengi itibariyle, gardırobundaki hiçbir şeye uymuyor.

Ama o verdiği karardan geri dönmüyor, kararlı olmak üzere yetiştirilmiş ya, çareler arıyor ve o pantolonu ‘‘yaşatmaya’’ çalışıyor.

Ne yapıyor?

Pantolona uyum sağlayacağını düşündüğü herşeyi satın alıyor. Ceket, gömlek, kravat, kemer, ayakkabı hatta çorap!

Durumu kurtarmaya çalışıyor.

O fena pantolona uygun bir gardırop düzüyor.

Ama aslında battıkça, batıyor...

Karı kocanın Davos’u

Karı koca arasında bir Davos boyutunu alan, adı da ‘‘shit rengi pantolon’’a çıkan bu giysi ve akabinde yaşananlar, zamanla bir felsefeye dönüşmeye başlıyor:

Bazen yanlış kararlar verilir.

Ama daha başından bu durum kabul edilmelidir.

Bir yanlışın ardından, kararlılık ve onu düzeltmek adına yapılan şeyler yine yanlış olabilir, ki muhtemelen öyledir ve işi daha da karmaşık hale getirebilir.

Yazıdan çıkan sonuçlar

Kendi hayatıma dair ciddi kararlar almaya çalıştığım şu dönemde, bana bu ‘‘shit pantolon’’un öyküsü anlatıldı.

Şimdi arkadaşlar, gelelim bu yazıdan çıkan şonuçlara:

1. Gönül ister tabii, alınan kararlar hep doğru olsun.

2. Ama biliyor musunuz, gönül ne istediğini bilmez.

3. Kesinlikle her karar doğru değildir.

4. Yine de büyüklerimiz boşuna ‘‘Zararın neresinden dönülse kardır’’ dememişlerdir.

5. O pantolon baştan yakılmalıydı!

6. Yanlışı bir başka yanlışla düzeltmeye çalışmak yanlış.

7. Bu matematiğe benzemez: İki eksi, bir artı etmez. İki yanlış da bir doğru etmez!

8. Zaten siz siz olun, siyahtan vazgeçmeyin. En kolay renk. Bir kaç ay önce, siyah demode demiştim. Ben halt etmiştim.

9. Ablamlar pantolonu çerçeveletip salona asmışlar.

10. ‘‘Deep blue’’, ‘‘smoke’’, ‘‘ice white’’, ‘‘dark navy’’, ‘‘terracota’’ gibi renklerin yanı sıra ‘‘shit brown’’ tekstilciler tarafından keşfedilmiş midir?

11. Zafer kendisini yazmama kızıyor. Artık eniştemi yazmaya karar verdim.

Sıra eniştemde

Şaka yapıyorum zannediyorsunuz değil mi?

Bu cuma onun doğum günü. Daha Andropoz'una çok var ama morale ihtiyacı olur diye düşünüyorum. Size onun mail adresini veriyorum: Apa@mayanet.com.tr. Belli mi olur, belki mesaj atarsınız. Mümkünse yaratıcı olsun. Üstelik o, bu tür hainliklere bayılır. Yemeğe davet ettiği bir arkadaşının ismini cismini yazıp, ‘‘Bu akşam evde yemek var, unutma!’’ diye ilan vermişti. Arkadaşı da, ‘‘Dolgun ücretli dadı aranıyor!’’ ilanı verip eniştemin telefonu vermişti. O da altta kalmadı tabii, adamcağızın telefonunu tekrar gazeteye verip, ‘‘İhtiyaçtan BMW satılık’’ demişti.

Yani ben bir mail adresi vermişim, çok mu?

X