Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal'ın çıkmazı: Hem destek, hem köstek

Tufan TÜRENÇ

Yıl 1965... İktidardaki İnönü hükümeti sallanıyor. Meclis'teki muhalefetin başını, Adalet Partisi'ne yeni genel başkan seçilen genç politikacı Süleyman Demirel çekiyor.

Paşa, bütün deneyimine rağmen bu güçlü muhalefet karşısında zorlanıyor, icraat yapamıyor.

O sırada Cumhurbaşkanı, 27 Mayıs İhtilali'nin lideri Cemal Gürsel.

Bunalımı izliyor ve Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinin de durumdan memnun olmadıklarını biliyor.

Onun için o da tedirgin.

Sonunda bir liderler toplantısı yapmaya karar veriyor.

Toplantıda liderler, İnönü hükümetine ağır eleştiriler yöneltiyorlar.

Eleştirileri dinleyen Paşa söz alıyor ve şöyle diyor:

‘‘Anlıyorum ki siz hükümetten şikâyetçisiniz.’’

Liderler ‘‘Evet’’ diyorlar.

Bu yanıt üzerine Paşa konuşmasını şöyle sürdürüyor:

‘‘O zaman bunun çözüm yeri burası değil, Meclis... Gelin Meclis'e beni düşürün. Size fazla da zorluk çıkarmam.’’

Salonda bir sessizlik oluyor... Herkes şaşkın...

Sessizliği Cumhurbaşkanı Gürsel'in konuşması bozuyor:

‘‘Beyler, toplantı bitmiştir.’’

* * *

Demirel toplantıdan sonra kapıda heyecanla bekleyen arkadaşlarına, ‘‘Biraz şöyle yürüyelim’’ diyor.

Köşk'ün bahçesinde yürürken arkadaşlarına toplantıyı özetliyor ve Paşa'nın sözlerini aktarıyor.

Parti kurmayları şaşırıyorlar ve ‘‘Peki ne yapacağız’’ diyorlar.

Bunun üzerine Demirel düşüncesini açıklıyor:

‘‘Beyler, adam haklı. Şimdi bu işi Meclis'te bitirmeliyiz.’’

Kısa bir süre sonra da İnönü hükümeti Meclis'te düşürülüyor.

Bu olayı yaşamış olan Demirel'in, bütün önerilere rağmen neden bir liderler toplantısı yapmadığını anladınız mı?

Baykal istiyor diye böyle bir toplantı düzenlese bile Mesut Yılmaz kalkıp ‘‘Hükümetten memnun değilseniz bunun tartışma yeri burası değil, Meclis'tir. Gelin Meclis'e hükümeti düşürün’’ derse Demirel ne yapacak?

Tıpkı Gürsel gibi toplantıyı kapatacak.

Her gün hükümeti eleştiren ama gereğini bir türlü yerine getirmeye cesaret edemeyen Baykal, sorunu Demirel'in çözmesini istiyor.

Daha doğrusu bir terslik olursa faturanın kendisine değil, Demirel'e çıkmasını amaçlıyor.

Herkes bunun farkında, kime rastlasak aynı soruyla karşılaşıyoruz.

Biz de aynı yanıtı veriyoruz:

‘‘Deniz Bey ne yapmak istiyor?’’

‘‘Hem desteklemenin, hem kösteklemenin sıkıntısını yaşıyor.’’

* * *

Baykal, hükümetin başarılı olmasını istemiyor. Kendi açısından haklıdır. Çünkü DSP güçlenirse kendi oylarının düşeceğini biliyor.

Onun için bu hükümeti hem ayakta tutup, hem de başarısız olmasını sağlamak için her şeyi yapıyor.

Ancak bunu yaparken ülkenin pamuk ipliği ile bağlı olan dengelerini bozduğunu, bu yüzden toplumun çeşitli kesimlerinde kendisine güvensizlik duyulmaya başladığını görmüyor.

Baykal konuşuyor, borsa düşüyor, döviz, faiz yükseliyor, siyasi ortam gerginleşiyor.

Peki Baykal'ın her sözü neden bu kadar etkili oluyor?

Çünkü hükümet onun desteği olmadan Meclis'te çoğunluğu sağlayamıyor da ondan.

Onun için Baykal'ın ağzından çıkan her söz ülkeyi sallıyor.

Cin gibi bir politikacı olan CHP Lideri bu etkinliğinin farkında.

Ama acaba sorumluluğunun da farkında mı?













X