Gündem Haberleri

    Baykal'dan Ersoy'a 300 bin YTL'lik dava

    Hürriyet Haber
    06.09.2005 - 15:51 | Son Güncelleme:

    Deniz Baykal, hakkındaki iddiaları “kuyruklu, hatta hormonlu yalan” olarak niteleyerek, Bülent Ersoy aleyhine 300 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtığını söyledi.

    Baykal, "Buluşma yok. İnci Baba yok. Şükrü Balcı yok. Kimseye kola, soda ikram etmemişimdir" dedi.

    SKANDAL OLAY

    Baykal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, kendisine yönelik iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   Ağustos ayının ortalarından itibaren, Türkiye'nin, “üretilmiş skandal olayı” ile karşı karşıya bırakılmak istendiğini savunan Baykal, olayın bir dizi film gibi aşama aşama, dalga dalga köpürtülerek gündeme taşındığını söyledi.

    Aile gazeteleri ve televizyonlarının, 70 milyonu “bu üretilmiş skandal ve olmayan ayrıntılar ile bilgilendirdiğini” ifade eden Baykal, özel yaşamının medya kuşatmasına tabi tutulduğunu, en özel anlarını 70 milyon ile paylaşmak durumunda kaldığını anlattı.

    Baykal, “15 gün boyunca bu yayınlar niçin yapıldı? Nerede o manşetler? Çok çarpıcı televizyon anonsları... Nerede bunlar?” diye sordu.

    Olayın, “başında neyse, şimdi de kendisi açısından aynı” olduğunu dile getiren Baykal, ortada bir skandal yaratma ihtiyacının bulunduğunu öne sürdü. Baykal, Türkiye'nin bu skandalı benimseme noktasına çekilmek istendiğini belirterek, “Bu kadar iddia ortaya atılacak, sonra unutulacak. Hiçbir şey olmamış gibi davranılacak. Bunun altında ne yatıyor?” dedi.
      
    "HAYATIMIN EN BÜYÜK ÖDÜLÜ"

      
    Baykal, olayın ilk aşamasından itibaren savunma yapma ihtiyacı duymadığını, bu aşamadan sonra da bunun söz konusu olmayacağını söyledi.  “Sistemli, yaygın ve planlı olarak hazırlanan” bu kampanyayı vatandaşların ciddiye almadığını, önemsemediğini kaydeden Baykal, vatandaşların, bu iddiaların kendisiyle ilgili olduğuna ihtimal vermediğini, sergilenen tavrı yadırgadıklarını ve ayıpladıklarını vurguladı.

    "BULUŞMA YOK"
      
    Konuşmak zorunda bırakıldığı andan bu yana söylediklerinin hiçbir tanesinin yanlış olmadığını, doğruların tümünün, kendisinin söylediklerinden ibaret olduğunu kaydeden Baykal,  “Yazıhane buluşması yoktur, olmamıştır. İnci Baba yoktur. Şükrü Balcı yoktur. Dedeman'ın arka tarafında bana ait yazıhane ya da bana ait olmayan, gittiğim bir yazıhane yoktur. Bir cuma günü beni böyle bir yazıhanede kimse ziyaret etmemiştir. Ben kimseye kola, soda ikram etmemişimdir. Cuma günü gri bir elbise giyip giymediğimi hatırlamıyorum. Şık giyindiğim hakkındaki tespite ise itiraz etmiyorum” dedi.

    Kendisinin kimseye başvuruda bulunmadığını, başvurunun kendisine yapıldığını anlatan Baykal, o dönemde siyasi yasaklı olduğunu ve avukatlık yaptığını söyledi.
      
    "BÜTÜN BİLDİKLERİNİ BÖYLE BİLİYORSA..."
      
    Baykal, avukat olarak kendisine başvuruda bulunulduğunu ancak garanti veremeyeceğini söylemesi üzerine vekaletnamenin düzenlenmediğini ve para müzakeresinin yapılmadığını bildirdi.

    Olayla ilgili bir tanığın bulunduğunu ve onun söyleyeceklerini çok merak ettiğini ifade eden Baykal, bu kişiyi hiç tanımadığını vurguladı. Baykal, “Bunların tümü yalandır, yalan değil kuyruklu yalandır, kuyruklu değil hormonlu yalandır. Gerçekle hiçbir ilişkisi yoktur” diye konuştu. Baykal, başkalarının gönlünü yapmak için doğru olmayan bir şeyi kabul edemeyeceğini dile getirdi.

    Adının rüşvet kelimesi ile yan yana getirildiğini, rüşvet dağıtmakla itham edildiğini, bu yönde yayınlar yapıldığını anımsatan Baykal, bir siyasi parti genel başkanının, “rüşvet alan genel başkanı biliyorum” dediğini kaydetti. Baykal, “Bütün bildiklerini böyle biliyorsa yazıklar olsun” dedi.

    "MASUM OYUNCUK DEĞİL"
      
    Baykal, toplum adına yargıdan bunu, kabul edilemez ve yanlış olduğunu ortaya koyan bir değerlendirme bekleme hakkına sahip olduğunu ifade etti.  “İddiaların sahibi olarak ortaya çıkan kişiye yönelik” tazminat davası açtıklarını bildiren Baykal, olayı sahiplenen, değerlendiren ve doğru gibi yansıtan kurum ve organlar ile ilgili de çalışma yapacaklarını söyledi. Bir gazetecinin, “Bülent Ersoy'un kendisine şimdi başvurması halinde hakkını savunup savunmayacağını” sorması üzerine, Baykal, şu anda avukatlık yapmadığını, ancak her mağdurun hakkını savunduklarını kaydetti.

    Deniz Baykal, “Bu olaydan siyasi bir sonuç alma ihtimalinin olup olmadığının” sorulması üzerine, daha önceden CHP'ye yönelik tertiplerin hızlanmakta olduğunu söylediğini anımsattı. Kendisine bu olayda komplo olup olmadığının sorulduğunu, kendisinin de komplo görmediğini söylediğini anlatan Baykal, “Çünkü artık herkes komployu görüyor. Benim söylememe gerek yok. Durum ortada, bunu sadece yaz aylarının rehaveti içinde ortalığı biraz renklendirmek için yapılmış bir masum oyuncuk olarak anlamak, bana çok gerçekçi gelmiyor” diye konuştu.

    DAVA DİLEKÇESİNDEN 
     
    Baykal'ın avukatı Şahin Mengü'nün hazırladığı dava dilekçesinde, Deniz Baykal'ın, 12 Eylül askeri müdahalesinden sonra 5 yıl süreyle siyasal yasaklı olduğu, bu dönemde ailesinin yaşamını devam ettirebilmek için serbest avukatlık yaptığı, Ankara ve Antalya'da birçok davaya girdiği kaydedildi.

    Bülent Ersoy'un, o dönemde Baykal'ı arayarak, “çok mağdur durumda olduğu ve kendisine yol göstermesini istediği”, Baykal'ın da “hukuki yolları denemesini” söylediği ifade edilen dilekçede, bunun üzerine Ersoy'un “hukuki yollara başvurulursa bunun garantisi olup olamayacağını sorduğu”, Baykal'ın da “bunun garantisini kimsenin veremeyeceğini belirttiği” ve telefon konuşmasının böylece sona erdiği kaydedildi.

    Ersoy'un, son yıllarda kasetlerinin satış rakamlarının düşmesi ve gündemde yer almaması nedeniyle sansasyon yaratacak bir çıkış aramaya başladığı savunulan dilekçede, Ersoy'un, 6 ay kadar önce Özbir Müzik Üretim Pazarlama Şirketi sahibine Baykal ile ilgili konuşmaları anlattığı ve “promosyon yapalım” dediği iddia edildi. Dilekçede, Ali Özbir'in, bir gazeteye verdiği demecin de bunları doğruladığı belirtildi.
     
    "ERSOY'UN ÇELİŞKİLERİ"
      
    Bülent Ersoy'un, Baykal ile görüşmesini, İnci Baba lakaplı mafya babası Mehmet Nabi İnciler'in organize ettiği yönündeki açıklamalarının, “Baykal'ı seçmenlerinin gözünde küçük düşüreceği, toplumda kendisine karşı inanç bunalımı yaratacağı” savunulan dilekçede, İnciler'in avukatı Mehmet Dilek'in de Ersoy'un iddialarını yalanladığı kaydedildi.

    Televizyon programındaki konuşması incelendiğinde Ersoy'un, önce Baykal ile telefonla görüştüğünü iddia ettiği, sonra bundan vazgeçerek Baykal ile yüz yüze görüştüklerini söylediği belirtilen dilekçede, ”Ersoy'un, söylediklerinin gerçek dışı olduğu kendi beyanları arasındaki çelişkiden de anlaşılmaktadır” denildi.

    Dilekçede, Ersoy'un televizyon programı ile daha sonra düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalara yer verilerek, şunlar kaydedildi:“Bülent Ersoy için sağa sola rüşvet vermek doğal olabilir. Ancak Atatürk'ün kurduğu, devletin ve Cumhuriyet'in kurucusu CHP'nin Genel Başkanı için doğal kabul edilemez. Böyle çirkin ve gerçek dışı itham, toplumun kin ve nefret duygularının Baykal'ın üzerinde toplanmasını sağlar. O'nu kendi seçmeni gözünde dürüstlüğüne güvenilmez bir siyasi lider durumuna düşürür.”

    Dilekçede, Ersoy'un açıklamalarında, “Baykal'ın, mafya babaları ile ilişki kurarak kendisine iş temin eden, başkalarına rüşvet dağıtmak için müvekkilinden para isteyen kişi olarak kamuya sunulduğunun” görüleceği ifade edildi. Bu durumun, “toplumun kin ve nefret duygularının Baykal üstünde yoğunlaşmasına neden olacağı” öne sürülen dilekçede, 300 bin YTL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte Ersoy'dan tahsili istendi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı