Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Baykal'dan Erdoğan'a son anayasa teklifi

    Hürriyet Haber
    04 Mayıs 2010 - 14:02Son Güncelleme : 04 Mayıs 2010 - 17:03

    CHP lideri Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Baykal, Başbakan’ın İsmet İnönü'yü Hitler'e benzetmesiyle ilgili 'Sormak istiyorum. Eğer İnönü Hitler ise Atatürk neydi. Şaşkın İnönü'ye hakaret ettiğini sanıyor, Türk milletine hakaret ediyor' dedi.

    Baykal, 'Dünyanın neresinde bir Başbakan eski bir cumhurbaşkanına böyle benzetme yapar? Uganda'da dahi olmaz' diye konuştu.

    Ayrıca Baykal, referanduma 100 trilyon harcanmasının gereksiz olduğunu belirtirken 'Eğer tartışmalı iki madde de reddedilirse CHP olarak son turda evet oyu vereceğiz' diyerek Başbakan Erdoğan'a Anayasa mesajı gönderdi.

    İşte Baykal’ın konuşmasından satır başları:


     

    İŞTE BAYKAL'IN O KONUŞMASI / WEB TV

    TAM BİR ŞOK       

    Başbakan’ın 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’yü Hitler’ benzetmesi tüm Türkiye’de bir infial yaratmıştır. Başbakan’ın ülkeyi kuran bir insanı, bir tarihi şahsiyetin Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı tarafından Hitler’e benzetildiğini duymak tam bir şok olmuştur.

     

    Bu değerlendirmenin ortaya çıkmasının altında 2 neden vardır. Birincisi milletimizi Başbakan’ın sözlerini İnönü’ye yakıştıramamıştır.

     

    İkincisi bu ithamı Türkiye Cumhuriyeti başbakanına yakıştırtamamıştır. Bu itham milletimizi rencide etmiştir.

     

    İNÖNÜ HİTLER İDİYSE, ATATÜRK NEDİR?

     

    Bunu söyleyen neden söylüyor, altında ne yatıyor? Başbakan’a sormak istiyoruz. Eğer İnönü Hitler idiyse, Atatürk nedir?

     

    Eğer İnönü Hitler idiyse Türk milleti nedir? Şaşkın… İnönü’ye hakaret ettiğini sanıyor Türk milletine hakaret ediyor…

     

    Sayın Başbakan elini ve dilini İnönü’nün bıyıklarından çek.

    GEL BENİMLE HESAPLAŞ


    Eğer İnönü’yle bir hesabın varsa İnönü öleli 40 sene oluyor. Gel benimle hesaplaş. İnönü kim? Bir milli mücadele içinde bağımsız bir Türkiye’yi kuran iki önemli kişiden biri. Türkiye’nin bağımsızlığını sağlayan bir kahraman. Ülkeyi çağdaş modern bir devlet haline dönüştürmek için mücadele eden bir insan.


    Bu mücadeleyi cephede ve devlet adamı olarak vermiş. Tüm dünyanın saygısını ülkesi üzerine çekmeyi başarmış ve günü geldiği zaman tek parti rejiminde devraldığı ülkeyi çok partili döneme, iktidardan uzaklaşmayı bir şeref sayarak geçmiş dünyanın hayranlığını kazanarak, arkasında hiçbir yolsuzluk iddiası bırakmadan inmeyi başarmış bir insan.


    Hitlermiş… Hitler kim. Demokratik bir toplumun imkanlarını kullanarak Weimar Cumhuriyetini seçimi kullanarak iş başına gelip tarihin yazdığı en büyük diktatörlüğü, milyonlarca insanın ölümünün doğrudan sorumlusu olan bir insan.


    İnönü bir barış adamı, vatanı işgalden kurtarmak için çalışmış. Bir devlet adamı. Ülkesine demokratik rejimi çok partili rejimi getirmiş, ülkeye demokratik hak ve özgürlükleri taşımız ve bunu misyon olarak taşımış. Buna diyeceğiz ki Sen Hitlersin.


    1 MART TEZKERESİNİ SAVUNAN ZİHNİYET

    İnönü kim Hitler’in dünyayı attığı ateşten Türkiye’yi kurtarmak için tarihin hayranlıkla izlediği en büyük diplomasi zaferini kazanan insan.


    Bir an düşünün, o gün 1 mart tezkeresini savunan zihniyet iş başında olsaydı Irak’ta 1 milyon Müslümanın ölmesine destek vermeyi içine sindiren zihniyet iş başında olsaydı ne olurdu?


    İnönü Hitler’in ordularını da Stalin’in ordularını da Anadolu’nun topraklarına sokmamayı başarmış insandır.


    GÜNEYSU’DAKİ ÇOCUKLARA NE OLURDU
     
    Eğer İnönü bu politikasını 2. dünya savaşında başarıyla uygulayamasaydı, 2003 zihniyeti iş başında olsaydı. Acaba Güneysu’daki çocuklar Stalin’in ordularını girdiği topraklarda nasıl bir gelecekle karşı karşıya kalırlardı.


    İnsanoğlu böyledir. İsmet İnönü Anadolu’da yaşana insanlarımızın hiçbirinin kimliğini çiğnenmesini kabul ermemiş bir insandır.


    En büyük haksızlıklara en büyük iftiralara maruz bırakılmış insandır. Anadolu’nun dinini imanını ırzını şerefini kurtarmış insanlara bunca yıl sonra bir başbakan sıfatıyla bu sözleri söylemeyi içine sindiren bir anlayışa acaba ne söylemek gerekir.


    TERBİYESİZLİK YAPMAMAK ÇOK MU GÜÇ

     

    Bugün Rize Güneysu’daki çocuklarımız İsmet İnönü’nün tanıştırdığı çay üretimiyle büyümüş insanlardır.

    Bu insanlara karşı şükran duygusundan vazgeçtik en azından terbiyesizlik yapmamak çok mu güçtür. Bu sözlerin ardında kötü niyet var asma büyük bir cahillik de var.

    UGANDA'DA BİLE OLMAZ

    İnönü hazırladığı beyanname ile Demokrat Parti’nin Serbest Fırka’nın akıbetine uğramamasını sağlamış insandır. Hitlermiş... Hitlerden kaçan bilim adamları İnönü’nün Türkiye’sine sığınmıştır.


    Bu olay Başbakan’ın kimliğinin halet-i ruhiyesinin tekrar ortaya çıkmasını sağlamıştır. Görülmüştür ki başbakan Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi değerleri ile barışık değildir. Dünyanın neresinde bir başbakan eski bir cumhurbaşkanına böyle bir benzetme yapar. Böyle bir şey Uganda’da dahi olmaz.

    Birikimi kültür çizgisi demek istemiyorum çünkü aynı kültür çizgisinden gelen milyonlarca insan var ki cumhuriyet karşısında böyle bir kompleksi yok. İnönü’nün sözlerini de herhalde sevmiyor. İnönü bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır demişti. Anlaşılan başbakan bunu da sevmiyor. Olmaz, başbakan’ın görevi ülkeyi barıştırmaktır. Çarpıştırmak ayrıştırmak değildir.


    ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ


    Dün tarihi bir gün yaşandı. TBMM tarihinin en onurlu, en saygın uygulamalarından birini yaptı. 1 Mart 2003’te sergilediği şerefli tavrın bir benzeridir.


    Küçük baskıları doğruları bir yana bırakarak cesaretle adım atılmasıdır. Bunu gerçekleştirenleri yürekten kutluyorum. Bunu gerçekleştirenler TBMM tarihi içindeki yerlerini şerefle almışlardır.


    Ülke çıkmaza girdiği zaman bizim milletimizin temel karakteri olan bir çıkış bulma karakteri mecliste sergilenmiştir. Bu gelişmenin önümüzdeki iki maddede de sergilenmesi milletimizin beklentisidir.

    O MAHKEME ANAYASA MAHKEMESİ OLMAZ

    Söz konusu değişiklikler olursa o mahkeme Anayasa Mahkemesi değil Recep Tayyip Erdoğan mahkemesi olur. Boğaziçi Üniversitesi’nde 61 öğretim üyesini yürekten kutluyorum. Türkiye’de aydınların üzerine ölü toprağı serpilmediğini ispat ettiler.


    Böyle bir ülkenin üzerine bir de HSYK’yı vereceğiz her yer Habur her yer Silivri. Bir ulusal onur şahlanmasını bugün de yarın da bekliyoruz.


    İKİ MADDE DAHA REDDİLİRSE PAKETE EVET DİYECEĞİZ

    Eğer diğer iki madde de reddedilirse CHP gibi biz Türkiye’yi sıkıntıdan kurtarmak için üzerimize düşeni yapacağız. Böyle olursa diğer maddeler referanduma gidecek. Referandum ne gereksiz yere 100 trilyonun harcanması tüm ülkenin ayağa kaldırılması.


    Türkiye işsizlikten kırılıyor. 100 trilyonun harcanmasına kimse razı olmaz. Eğer o iki madde de düşerse diğer maddelerin referanduma gitmemesi için son turda evet oyu vereceğiz. Bunu en başından beri biz söylemiştik. Şimdi görüyorum ki mecliste bir sağduyu şahlanması ortaya çıkmıştır.

    TERÖR ÜLKENİN EN ÖNEMLİ SORUNU

     

    Geçtiğimiz hafta bütün milletimiz büyük acılar yaşadı. Terör yeniden hortladı ve kısa bir zaman aralığında 18 şehit verdik. Terör saldırılarının nitelik değiştirdiğine şahit oluyoruz. Sınır boylarında değil ülkenin en sakin olması beklenen bölgelerinde, Karadeniz’de, iç Anadolu’da saldırılara şahit olduk.

      

    Ateş sadece düştüğü yer değil bütün Türkiye’yi yaktı. Kimisi 1 yaşındaki çocuğunu bıraktı kimisi nişanlısını bıraktı. Bir kez daha gördük ki terör bu ülkenin en önemli sorunudur.

     

    Reşadiye saldırısından itibaren birileri hala bu saldırılarda Ergenekon parmağı arıyor. Olayın adını dahi Türkiye’yi yönetenler doğru koyamamıştır. Türkiye’nin iktidarı bu sorunun kavramaya ihtiyacı vardır.

     

    DIŞ TİCARET AÇIĞI 2 KAT ARTTI

     

    Ekonomi ilgi çekici bir seyir gösteriyor. Türkiye’de çok ciddi bir dış açık verme tablosunun yeniden ortaya çıkmaya başladığını gördük. Dış ticaret açığı 5.32 milyar dolara ulaşarak iki kat artmıştır. Dış ticaret alarm vermeye başlamıştır. Türkiye ekonomisi üreten bir ekonomi olmalıdır diyoruz.

     

    Hazıra dayalı ekonomi politikası aşınız üretime yönelin diyoruz ama işaretler yanlışın tekrarlandığını bize gösteriyor. Enflasyon tekrar 2 rakamlı hale dönüşmüş, faizler bu gelişmelerin etki altındadır.

     

    ET KRİZİNİN NEDENİ YANLIŞ EKONOMİ POLİTİKASI

     

    Türkiye bir et krizi yaşıyor. Bunun altında yıllarca izlenmiş yanlış ekonomi politikası yatmaktadır. Bu politika hayvancılığın daha büyük darbe yemesine neden olacaktır.

    Bu krizin çıkış noktası ülke hayvancılığının geliştirilmesidir. Yem fiyatları artmış, süt ve et fiyatları sabit bırakılmış, damızlık hayvanlar kesime gönderilmiştir. Besiciler büyük sıkıntıya düşmüştür. Dökme suyla değirmen dönmez. Dışarıdan et ithal ederek ihtiyaç karşılanmaz. Bir an önce yapılması gereken besiciliği desteklemektir.

    Bugün hayvan varlığımız cumhuriyetin ilk yıllarının dahi altına düşmüştür.Et Balık Kurumu Türkiye’de hayvancılığı desteklemek üzere kurulmuş olmasına rağmen hayvancılığa darbe vuracak et ithalatını gerçekleştiren kutrum haline dönüştürülmüştür.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı