Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Baykal'dan çok ciddi itham

    hurriyet.com.tr
    05 Aralık 2009 - 11:47Son Güncelleme : 05 Aralık 2009 - 13:57

    CHP lideri Deniz Baykal, Parti Meclisi toplantısı öncesi bir basın toplantısı yaptı. Baykal konuşmasında, gazetecinin "Org. Başbuğ asimetrik psikolojik savaş hakkında Başbakan’a bilgi verdi" sorusunun üzerine "Hükümetin asimetrik psikolojik savaşın bir parçası olduğundan hiçbir şekilde kuşkum yok. Bunun aksini düşünmek aptallıktır." dedi. İşte Baykal'ın konuşmasından satır başları:

    3 ESKİ KUVVET KOMUTANININ SORGULANMASI

    Süreç fiilen işlemeye başladı. Bu konuda Türkiye’de herkesin yargıya hesap vermesinin zorunlu olduğunu söylemiştik. Aynı görüşteyiz. Sözkonusu olan tartışmalarla ilgili çok ciddi iddialar ortaya atılmıştır. Böyle bir tablo karşısında bu sorgulamanın doğal olarak karşılanması gerektiğine prensip olarak inanıyorum.

    Yargı kendi içinde ayrıştırılmıştır. Bugün hukukun güven verici bir şekilde işleyeceği konusunda güven kalkmıştır. Önemli iddialar ortaya atıldı. Yaz başındaki gelişmeleri hatırlayacak olursak durumu daha net bir şekilde görürüz.

    Başbakan il il ‘Kilidi açacak belgedir’ dedi. O belgenin aslı beklendi. Belgenin aslı bütün yargı organlarına gösterilmedi. Sadece İstanbul’da tutuldu. Ankara’daki mahkeme bu belgeyi göremedi, inceleyemedi. İncelemeyi yapan heyetle ilgili ciddi iddialar ortaya atıldı. İncelemeyi yapan bazı kişilerin bir hafta önce tayininin yapıldığı söylendi. İlgili kişi o belgeyi tutmayı reddetti. ‘O belgeyi ben imzalamışsam parmak izim olması lazım. Parmak izim yok. Parmak izi incelensin’ dedi. Parmak izi incelendi. Ankara’daki mahkemeye sonuç gösterilmedi.

    Kamuoyu bu belgelerle tatmin edilebilmiş değil.

    Türkiye’de iddialar ortaya atılıyor, belgeler çıkıyor, yazılar yazlıyor. Belge tüketiliyor, sindiriliyor. Topluma belge üzerinden kanaatler aktarılıyor. Bu hukuki bir süreç değil.

    TSK VE YARGI HEDEF ALINIYOR

    Hukukun şeffaf bir süreç içinde işlemesine imkan vererek herkesi sorgula, iddiaları incele.

    Bu mücadelenin tarafları ne? Mücadelenin nedeni belli. Bazen TSK. TSK’nın tümünü hedef alana bir söyleme doğru taşınmak isteniyor mücadele. Hedef yargı. Yargıyı hedef alan kampanya götürülüyor.

    Öbür taraf ne? Mücadelşeyi kim, ne adına götürüyor? Parti midir, devletin bir organı mıdır? Hükümetin konumu nedir, Başbakan’ın konumu nedir?

    Türkiye lime lime olmaya başlamış.

    Açılım dediler. O açılım Türkiye’yi nereye getirdi.

    Türkiye’de artık sıkıntıların, sorunların dar çerçevesini aşmaya başladığı bir noktaya doğru bizi getiriyor.

    Terör dağda idi. Dağdaki terör ovaya indi. Toplum çok ciddi bir şekilde terör konusu etrafında kamplaştırılmaya başlandı. Türkiye 25 yıl çok ağır bir terör tehdidini göğüsledi.

    Ama bu büyük mücadele sırasında bir gün bile Türkiye’de halkın birbirlerine suçlamaya yöneldiklerine tanık olmadık. Türkiye, 25 yılı çok soğukkanlı bir şekilde taşıdı.

    İnsanlar acısını yaşadı ama teröre boyun eğmedi. Terörü topluma hiçbir zaman taşımadı.

    HERKES DEVLETİ ARAR HALE GELDİ

    Şimdi geldiğimiz noktada görmeye başladık ki terör niteliği belli, kimliği belli, konumu belli bir konum olmaktan çıktı. Terör toplumsal yaşamın bir parçası olmaya başladı. Açıkça karakollar basılıyor. Sokaklarda güven ciddi ölçüde kalkıyor. Dün bir öğretmenevinde yaşanan olaylar. Böyle hukuk, devlet, düzen, iktidar olur mu?

    Türkiye’de herkes devleti, hukuku arar hale gelmeye başladı.

    Bunun altında terör karşısında takınılması gereken tavırla ilgili hükümetin zihni karışıklığı yatıyor.

    Açılım dediğiniz terör varken terörü doğrudan gerçekleştireler temas kurarak, onları ikna edip, onlara şirin gözüküp terörü acaba etkisiz kılabilir miyiz çıkmaz sokağında bir tutum içine girdiniz

    Birisi çıkıp da terör yapmak birisinin hakkıdır dediği anda siz onun dediğini yapacaksınız.

    ‘DTP ile bu işi götüreceğiz’ dediniz. DTP dedi ki ‘Adres İmralı’

    Terörün talebinin sınırı yoktur.

    Türkiye’de bir süredir sokaklarda huzur kalmadı

    Polis Akademisi’nde bir süreç başlatıldı. Geldiğimiz noktada karakollar hedef alınıyor.

    Olay İmralı’daki şartlar meselesi değil. İmralı’yı meşru bir hale getirmek

    İmralı’yı meşrulaştırmak, onu bir suçlu olmaktan çıkarıp bir siyasi şahsiyet haline dönüştürme yolunu açınca o yoldan yürüyorlar.

    SORU-CEVAP

    ASİMETRİK PSİKOLOJİK SAVAŞ

    - Org. Başbuğ asimetrik psikolojik savaş hakkında Başbakan’a bilgi verdi?
    Hükümetin asimetrik psikolojik savaşın bir parçası olduğundan hiçbir şekilde kuşkum yok. Böyle bir kampanya iktidarın himayesi olmadan hiçbir şekilde götürülemez. Bunun aksini düşünmek aptallıktır.

    ÖCALAN’A TAHLİYE YOLU

    Öcalan’ın affı yeni bir tartışma değil. Daha önce çıkarılan terörle mücadele yasasının teklifteki 6. maddesi Öcalan’ın affı konusundaki hukuk mücadelesinin yolunu açıyordu. Biz itiraz ettik. ‘Yok, yok’ dediler. Baktık ciddiyet götermiyorlar. Konunun üzerine CHP olarak biz gittik sadece. Kimse inanmadı önce ama daha sonra anlaşıldı ki olay Öcalan’ın tahliyesini öngören bir düzenlemedir.

    AİHM ‘hayır yeniden yargılama gerekir’ dediği için geçmişte bizim mahkememize bir yetki vermiştir geçmişte. Bizim mahkememiz de ‘inceledim. Yeniden yargılamaya gerek yoktur’ diye karar aldı.

    Türkiye’de irade gelecekte nasıl ortaya çıkacak?
    Ş
    u anda hukuki mevzuat değiştirilerek yeniden yargılanma talebini belli bir tarihten eski yargılamaları da genişleterek düzenlemeyi içeriyor.

    Bu imkanı önlediği izlenimi veren bir madde vardır. ‘Esastan reddedilirse yeniden yargılama yolu yoktur’ deniyor ama esastan reddetmek nedir?

     - DTP’yi kapatma davası var. Hükümet ne yapmalı ki bu gerginlik ortadan kalksın?
    Türkiye’de hukuk ve siyaset kendi alanında işlemeli. Hukuk çıkmaza girerse siyaset de çığrından çıkar. Türkiye’de bir süredir bu süreç yaşanıyor. Hukukun gereğini yerine getirme konusunda siyasi iradenin yeterince ortaya konamamış olmasından dolayı Türkiye sıkıntıya girdi.

    Onlar ne yaparlar, ne karar alırlar onlarla meşgul değiliz. Türkiye’de anayasa ve hukuk işlesin. Bunun peşindeyiz.

    - MİT ile yargı arasında bir tartışma başladı.

    Türkiye’deki gelişmelerin bizi nereye getirdiği ortada. Türkiye’de bazı kurumların siyasetin dışında tutulması büyük önem taşıyor. Hükümet bu açılım politikası dolayısıyla tehlikeli sulara açılacağını değerlendirerek işin başından beri kendine yandaş üretme çabası içindedir. CHP’ye olağanüstü bir ısrarla geçmişte CHP’nin düşüncelerine hiç önem vermediği halde bu açılım konusunda ne yapıp ne edip CHP ile birlikte hareket etme çabası içine girmiştir. Bu destek arama ihtiyacını sadece siyaset zemininde değil devletin kendi içinde de yürütmeye başladı. Bu açılım ne ilgisi varsa Polis Akademisi’nde başladı. Bu bir tesadüf müdür? Orada başlaması bunu bir devlet projesi haline getirmeye yetmedi. İstihbarat kurumlarına özel yetkiler yüklenmesi bu politikayı devlet politikası haline getirmeye yetmedi.

    Türkiye’de çok temel bir tutarsızlık yaşanıyor.

    ‘Siyasetçiler daha az konuşsalar daha huzurlu olur’ diyenler için halbuki ben konuşmadım.Ben birlik, beraberlik dedim. Başbakan bayram günü verdi, veriştirdi. Gazeteci diyor ki siyasetçiler basına gazeteleri almayın diyorlar, yargı kararları ile sindirme girişimleri yapıyorlar diye söylüyorlar. Sanki hep birlikte yapıyormuşuz gibi.

     İMRALI’DA NEDEN KALIYOR?

    Açılım konusunda CHP olarak ilk gün ne söylediysek şimdi de aynı şeyi söylüyoruz. Söylediklerimizin kanıtlanmış olması Türkiye adına üzücü ama CHP’nin de olayları ne kadar doğru algıladığının da kanıtı.

    Türkiye’de birkaç gün önce birisi çıkıyor diyor ki, gidin ‘İmralı’da 11 gün kalın görürsünüz’.

    Orada kalan kim? Neden orada kalıyor?

    Binlerce insan ağırlaştırılmış müebbet mahkumiyetiyle Türkiye’de cezaevinde. Yani bunlar neden orda duruyor?

    Belediye başkanları basın toplantısı yapıyor, savcılar bunları izliyor. Sonra biz hukuk diye seyrediyoruz. Hukuk battal olmuş Türkiye’de.

    KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI VERİLMESİ

    Türkiye 75 yıl önce bugün tarihi bir adım atmıştı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanımıştı. Dünyada o zaman çok az sayıda ülke bunu uygulamaya koymuştu. Sanıyorum 17 ülke.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı