"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Baykal yüzmemiş bayram neyime

KURBAN Bayramı’nın geldiğini nasıl anlarız?

Çocuklar her zamanki neşeleriyle kameralara koşup el sallar.

Koçun tosunu yedikten sonra çanağı çömleği patlatan, kurban yerine kendini kesen, otobanda dana kovalayan eli satırlı vatandaş görüntüleri ekrana yansır.

Politikacılar cami çıkışı kravatı çıkarınca spor oluyormuş havalarında mesaj uçurur.

Haber spikerleri bülten çıkışı evde istemeye gelenlere çikolata/kahve sunacak gibi allı/pullu giyinir.

Ve bir de Deniz Baykal Antalya’da yüzer!

Bu yıl “Torun durumundan Ankara’da kaldık, Antalya’ya gitmek istiyordum oysa” demiş.

Takıntılı insanım, Baykal’ın yüzdüğünü göremeyince bayram da eksik kaldı.

Size de iyi bayramlar tabii Sayın Baykal fakat yüzmediniz ya bu sene...

Olmadı, hem de hiç olmadı!

Bu ‘sert muhalefetim’ üzerine bile istifa etmezseniz, bilmiyorum artık!

 

16 yıl, 1.5 milyon dolar ve Sümela’ya kaçak kat

 

DÜN Sabah’tan bir özel haber: Sümela’ya kaçak kat.

Trabzon’daki Sümela Manastırı’nın restorasyonu 1991-2007 tarihleri arasında 6 firma tarafından 1.5 milyon dolar harcanarak yapılıyor.

Sonuç?

Restorasyon değil tarihi dokunun katledildiği bir inşaat beliriyor Maçka, Altındere’nin sarp kayalıklarına nakşolmuş tarihi manastırın siluetinde.

Kaçak kat çıkılmış, ötesi mi var!

Evet, yapan kişi öyle uygun görmüş ve kaçak kat çıkmış.

Bir kat daha eklemiş.

Tüy dikmiş.

Kabaca 1600 yıllık tarihi olan, defalarca zarar görüp yeniden kurulan Sümela’ya daha önce kaçak kat çıkılmış mıydı acaba?

Bir ilke imza atılmış oldu, biz de kendi zamanımızda şahitlik etmiş olduk.

1.5 milyon dolar çöpe, yapılanlar yıkılacak ve yeniden yapılacak.

1991’deki haline döndürün, ona bile razıyım.

Sümela’ya kaçak kat ha.

Yuharey be birader!

Bir yaşıma daha girdim.

 

Bir absürd mizah klasiği: Kamu çalışanı ve palmiye

 

HÜRRİYET’in web sayfasında bir kutu haber: 2010’da 117 gün tatil.

Bana olmadığı kesin de, kime tatilmiş ona bakalım:

“Kamu çalışanları 2010’da 248 gün çalışacak 117 gün tatil yapacak.”

Güzel. Çalışma koşullarında Karl Marx’ın damadının görüşlerine sadık bir Lafarkist olarak, 4 saatten fazla çalışılmayacak bir ütopyaya inanmayı sürdürüyorum zaten.

Fakat bizim hurriyet.com.tr tayfası, haberi verirken müthiş bir absürd mizah klasiğine de imza atmış.

Haberde görsel malzeme olarak ben diyeyim Karayib adası hülyası, siz deyin Güney Asya mercan adası, öyle bir kare seçmişler.

Palmiye, masmavi bir gökyüzü, altın tozu serpilmiş gibi uzayıp giden bir kumsal, kıpırtısız deniz...

Huop! “Parası olmayana hayal bile haram” diyerek milletin emeklilik hayallerine dalan mekanik bir reklam figürü var.

Hani “Kusura bakmayın, bu para biriktirenlerin kurabileceği bir hayal, haydi naş!” diyen tip.

Bu noktada “Huop!” diyerek sahneye dalan ben olayım.

Kamu çalışanı ve palmiye.

Eski bir fantezi/arabesk klasiğinden alıntı yapmak gerekirse: “Yeter ki sevgiyliiiiyyyym; gerçek çiii ooooğl!”

İyi espriymiş.

X