Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal’sız CHP

ÜSTÜNDEKİ karamsarlık bulutlarının yerini coşku almış bir CHP Genel Merkezi var Ankara’da...

Bunu biraz da 1983 yılında kurucuları arasında olduğumuz SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi) macerasından aldığımız derse dayanarak
söylüyoruz. Partiler iyi restoranlar gibidir.

Onların da halini, kapıdan giren müşterinin sayısı gösterir.
Dün CHP Genel Merkezi’nin asansörleri önündeki kalabalık o kadar yoğun idi ki, eğer bekleyenlerden bazıları tanıyıp öncelik vermeseler zamanında gittiğimiz randevuya yetişemeyebilirdik.
Aynı şeyi SODEP döneminde görmüştük:
Partinin seçime gireceğinin beklendiği günlerde, merdivenlerde bekleyen partililerden izin almadan kendi odamıza çıkamazdık.
Ama 12 Eylül yönetiminin 5 generali partimizin 6 Kasım 1983 milletvekili seçimine katılmasını engelleyince Genel Merkez’de Genel Başkan -merhum- Cezmi Kartay, Genel Sekreter -merhum- Ahmet Durakoğlu, Genel Muhasip -yanlış anımsamıyorsak- Fikret Ünlü ile bir muhasebeci, bir hademe ve bir de bu satırların Genel Başkan Yardımcısı sıfatlı yazarı kalmıştık.
Artık partinin içinde “in”lerle “cin”ler top oynuyordu.
Dün hem Genel Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile hem de Genel Merkez’de partinin “kuvvetli adamı” Genel Sekreter Önder Sav’la görüştük.
Size bu görüşmelerin ancak izlenimini aktarabiliriz:
Kimse bugün toplanacak 33’üncü CHP Olağan Kurultayı’nda bir sürpriz beklemiyor. Yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına bir rakip çıkması söz konusu değil.
Hoş, Deniz Baykal’ın kendi vücuduna göre diktirdiği Parti İçtüzüğü zaten, başka aday çıkmasını önlemek için “Yaklaşık 250 delege Kurultay Başkanlık Divanı önünde tek tek imza atarak desteklemedikçe kimsenin adaylığı kabul edilmez” anlamına gelen bir hüküm içeriyor.
Keza bu Kurultay’da ne “Divan Başkanı sizden mi olacak, bizden mi?” kavgası yaşanacak ne de “tribünler” atışması görülecek.
En azından bizim izlenimimiz bu.
Ama daha önemlisi var:
Kılıçdaroğlu çok muhtemelen “solun bütünleşmesi” hayallerinin mimarı olacak. Nitekim Rahşan Ecevit dün “daha önce birlikte çalıştığı arkadaşları ve Ecevit’e gönül vermiş yurttaşları, CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’ye destek olmaya” çağırdı.
Elimizde bilgi yok ama Kılıçdaroğlu ekibi eğer bu rüzgarı iyi kullanabilirse özü itibariyle aynı görüşleri paylaşan ama yıllardır bir türlü birleşemeyen öteki “sol” partileri ve hareketleri CHP çatısı altında birleştirebilir inancındayız. Yeter ki (CHP’ninkiler dahil) siyasi partilerin merkez kadrolarının “başkası gelirse yerimizden olabiliriz” korkusuyla çıkardıkları engellerin üstesinden gelinebilsin.
Bir nokta daha var:
Kılıçdaroğlu bize “parti içi demokrasiyi” hayata geçirme sözü verdi. Cumhuriyetin temel değerleri konusundaki duyarlığı dahil kendi liderliğindeki CHP’nin vizyonunu bugünkü konuşmasında açıklayacağını söyledi. Bekleyeceğiz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI