Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal, Sarıgül’den tarikat desteği istedi

<B>CHP’</B>nin <B>‘feci’</B> kurultayında <B>Mustafa Sarıgül’</B>ün kürsüde söylediği bir söz, daha doğrusu yaptığı bir <B>‘itham’</B> pek anlaşılamadı, hatta <B>‘güme’</B> gitti.

Sarıgül, kürsüde Baykal’ı eleştirirken, ‘Antalya adayı için benden istediğin yardımı gel buradan sen açıkla, bana yakışmaz’ dedi.

Baykal, Sarıgül’ün bu talebini yerine getirmeyince kimse bir şey anlamadı.

Herkes Baykal’ın, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ertuğrul Dokuzoğlu için ‘basit bir siyasi destek’ talep ettiğini zannetti.

Sarıgül ise bu konuda şimdiye dek kimseye konuşmadı, kimseyle bir şey paylaşmadı.

Ama işin aslı öyle basit bir siyasi destek talebi değil.

İşin aslını ben size anlatayım.

28 Mart seçimleri öncesi Antalya’da CHP favoriydi.

Ancak AKP’nin akıllı bir hamle ile Menderes Türel’i aday göstermesinin ardından ibre yavaş yavaş dönmeye başladı.

CHP Genel Merkezi Antalya’da seçimlerin tehlikeye girdiğinin farkındaydı.

Ve Deniz Baykal, Mustafa Sarıgül’ü arayarak yardım istedi.

İstenilen yardım öyle sıradan bir destek değildi.

Baykal, Sarıgül’den Antalya’daki tarikat oylarının CHP’ye yönlendirilmesi konusunda destek istedi.

Bunun üzerine Mustafa Sarıgül Antalya’nın önde gelen dini cemaatlerinden ‘Menzil Tarikatı’nın Antalya’daki lideri ‘Ali Hoca’ ile bir görüşme yaptı.

Antalya’da ‘Paşa Camii’nin imamı olan Ali Hoca ile görüşen Sarıgül, CHP adayı eski vali Ertuğrul Dokuzoğlu’nun desteklenmesini talep etti.

Ancak Ali Hoca ‘Kusura bakmayın. Sayın valimize saygımız sonsuz. Kendisini çok da severiz. Ancak bu seçimde bizi bağışlayın. Biz bu seçimde Antalya’nın evladı Menderes Türel’i destekleme kararı aldık’ dedi.

Sarıgül’ün kürsüden söyleyemediği destek talebi işte buydu.

Bildiğim kadarıyla Sarıgül bu olayı kimseyle paylaşmadı.

Ama Antalya’nın fahri bir hemşerisi olarak benim bu olayı bildiğimi unuttu.

Türkiye bilişim yoluna girdi

Bu
köşede uzun zamandır bilişim sektörünün öneminden Avrupa’da İrlanda ve Asya’da Hindistan ile Malezya’nın bu sektör sayesinde nasıl büyük gelirler elde ettiklerinden söz ettik.

Parti kimliğinin aksine, Başbakan’ın kişiliği sayesinde pek çok konuda ‘çığır açıcı’ bir misyon üstlenen AKP iktidarı burada yazdıklarımızın ‘sabun köpüğü’ haline gelmediğini görme keyfini yaşattı bize.

Microsoft’un patronu Bill Gates’in Türkiye ziyareti ve bu ziyarette Başbakan’la beraberlikleri son derece önemli.

Başbakan Erdoğan, net bir şekilde Türkiye’nin yeni vizyonlarından birine işaret etti.

Bunun adı ‘bilişim’.

Türkiye bundan böyle bilişim sektörüne farklı bir bakış açısı ile yaklaşacağını ilan ediyor.

Bu Türkiye’nin 1 koyup sonsuz alabileceği yegane iş.

İşin başında ise yıllarca ‘Kasımpaşalı’ diye küçümsediğimiz adam var.

İngiltere Erdoğan’ı bekliyor

BAŞBAKAN Erdoğan’
ın yeni aşkı ’Afrika’. Uluslararası ilişkilere geniş açılı bir objektifle bakan Erdoğan, bu yılı ‘Afrika Yılı’ ilan ettiği gibi, Afrika’ya önem verdiği bir gezi de planlıyor.

Gitmesin demiyoruz ama kendisine bir tavsiyem olacak.

Elbette dünyanın her yeri önemli. Fakat Türkiye’nin önünde çok önemli bir tarih var: 3 Ekim.

Yani AB ile müzakerelerin başlayacağı tarih.

AB ile müzakerelere Türk gibi başlayıp, Avrupalı gibi bitirmek için, başlangıçtaki ivmemizi yitirmememiz gerekiyor.

Fakat Başbakan’ın şekillenen programına baktığım zaman bu konunun biraz ikinci plana atıldığını görüyorum.

Bana kalırsa Başbakan’ın bu dönemde Avrupa ülkeleri ile ilişkilere bir miktar daha fazla önem vermesi gerekiyor.

Özellikle de, Türkiye ile müzakerelerin başlayacağı zaman dönem başkanlığını devralmış olacak olan İngiltere ile.

İngililizler, Başbakan’ın İngiltere ile ilişkilere biraz daha önem vermesi gerektiğini düşünüyorlar.

Söyledikleri şu: ‘Başbakan Erdoğan İngiltere ile daha yakın durmalı. Özellikle de bugünlerde. Çünkü Haziran’dan sonra dönem başkanlığı, İngiltere’de yaklaşan seçimler falan derken Başbakan Blair’in ajandası hayli yüklü olacak ve Türkiye’ye konsantre olması güçleşecek. Oysa şimdi tam zamanı. Türkiye hem Atlantik’in öte yakası ile ilişkilerdeki gerginliği gidermek, hem de AB meselelerini konuşmak için Blair ile bugünlerde daha sıkı bir işbirliği içinde olmalı’

Bu mesaj Başbakan Erdoğan’a mutlaka başka kanallardan da iletilmiştir.

Ama benim hatırlatmamda da bir mahzur yok herhalde.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Her çocuğu kendi çocuğumuzmuş gibi düşündüğümüz zaman.
X