"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Baykal neden böyle davrandı?

DENİZ Baykal’ın avukatlarının, bir bağımsız kuruluşa yaptırdıkları kaset incelemesinin sonuçlarını dinlerken kafam iyice karıştı.

Ayrıntıları dün televizyonlarda izlemiş, bugün gazetelerde okumuşsunuzdur.

Özeti şu: Görüntülerdeki erkek ve kadın söz konusu kişiler değiller!

Deniz Baykal da “Bu rapor karalama kampanyasına verilmiş bir yanıttır” dedi.

Görüntülerin sahte çıkmış olmasına en az Deniz Baykal kadar sevindiğimi söylemeliyim.

Ama yine de kafamda beliren sorulara yanıt bulamıyorum.

Bu görüntülerin sahte olduğunu en iyi bilebilecek durumdaki kişi Deniz Baykal idi.

1- Neden bu görüntülerin sahte olduğunu bildiği halde çıkıp bunu söylemek için bugüne kadar bekledi?

2- Görüntülerin sahte olduğunu bildiği halde neden istifa etti? Bu incelemenin sonucunu bekleseydi hem kendisi hem partisi bu saldırıdan daha güçlenerek çıkmayacak mıydı?

3- Neden istifa ederken görüntülerin “yeni çekildiğini” söyledi?

İçinden çıkılamayacak bir bilmece gibi görünüyor ve yanıtlarını da ancak Deniz Baykal bilebilir.

Şu ana kadar öğrendiklerimizden ve yaşadıklarımızdan yola çıkarak benim bulduğum sonuç şu:

Deniz Baykal görüntülerin sahte olduğunu biliyordu ancak parti içindeki gelişmeleri öngöremedi.

Kurultay öncesi teknik incelemenin sonuçlanacağını biliyor ve Kurultay’a tartışılmayacak bir şekilde gireceğini düşünüyordu. Ama parti içinde öyle gelişmeler oldu ki bu hesap suya düştü.

Başka bir açıklama bulamıyorum.

Kahpe kader neden bizim işçilerimizi buluyor?

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Zonguldak’taki grizu patlamasının ardından bölgede yaptığı konuşmada kazaların “bu mesleğin kaderinde” olduğunu söyledi.

Böyle bir meseleyi “kader” deyip geçiştirmek belki bireysel olarak vicdanlarımızı rahatlatabilecek bir durumdur ama yönetici makamlardakilerin sorumluluklarını da ortadan kaldırmaz.

Bunda biraz da Başbakan’ın “demokrasi ve yaşam anlayışı” rol oynamış olmalı.

Demokrasi hesap verebilirlik rejimidir ama belli ki Başbakan’ın yaşam anlayışı ile bu uyuşmuyor. Onun için “kader” deyip, hesap vermekten kaçınıyor.
Türkiye, maden kazalarında Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsü!

Böyle bir kader olabilir mi? Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesindeki işçiler için söz konusu olmayan “kader”, neden ölüm kılığına girip bizim işçilerimizi buluyor?

Buluyor, çünkü mesele “ilahi” bir mesele değil, tamamen dünyevi ve işi iyi yönetememekten kaynaklanıyor.

O ocaklarda taşeron kullanmanın nelere yol açabileceği maden mühendislerinin raporlarında yazılı, internetten kolayca ulaşılabiliyor .

Yöneticilerin o uyarıları dinlememiş olmaları neden ölen işçilerin kaderi olsun?

Ocaklardaki gaz sızıntılarını tehlike oluşmadan fark eden cihazları koymak ve erken uyarı almak üç kuruşluk iş! Bu önlemi alacak yatırımları yapmak, yapılmasını sağlamak kimin görevi? Onların hataları neden ölenlerin kaderi oluyor?

“Kaderdir” diye geçiştirmek, hükümetin ilgili bakanının bu konudaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Kaderden söz edebileceğimiz tek şey bu ülkenin kötü yönetimlere mahkûm olmuş olması ile ilgili olabilir!

Kılıçdaroğlu rüzgârı meselesi

KEMAL Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olacağına ilişkin beklentinin CHP oylarında artışa neden olacağı söyleniyor. Bununla ilgili araştırmayı yapan güvenilir bir kuruluş ve tespitleri elbette küçümsenmemeli.

Ancak, bir seçim dönemine girilmeden yapılan “bugün seçim olsa” anketlerine de fazla itibar etmemek gerektiği kanısındayım.

Seçim süreci başkadır, ortada seçim yokken kime oy verebileceğini düşünmek bambaşka.

Partilerin propagandası başlamadan, adaylar belli olmadan yapılacak bir araştırmanın ihtiyatla karşılanması gerektiğinden söz ediyorum.

Ancak hiç kuşku yok ki Kılıçdaroğlu’nun adaylığı belli bir heyecan da yaratmış durumda.

Bunu herkes kendi çevresinde bile kolayca hissedebiliyordur. “Yandaş medyanın” bu konudaki performansına bakınca AKP’nin de benzer bir tespiti yapmış olduğunu düşünüyorum. Dün Sabah’ta Salih Memecan, Kılıçdaroğlu’nun “medya tarafından şişirilen bir balon” olarak çizmişti. Sadece bu bile o çevreye hâkim olan ruh durumunu anlamaya yetiyor.

Bu havanın seçimlerde oya dönüşmesini belirleyecek şey de Kılıçdaroğlu’nun performansı olacaktır.

Yeni parti yönetimi, yeni bir program ve sorunların çözümü için yeni sözler söylemek önemlidir.

Kılıçdaroğlu’nun seçilmesini takiben ülkeyi bir uçtan diğerine gezeceği söyleniyor. Bu olumlu bir adımdır. Seçmen sadece televizyonda gördüğüyle yetinmiyor, oy vereceği insanı karşısında da görmek istiyor.

Siyasetin heyecanlanacağı bir yaz bizi bekliyor.

X