Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal, Kılıçdaroğlu, Öymen

ONUR Öymen’in demokratik açılımla ilgili TBMM’deki genel görüşmede yaptığı konuşmayı basın locasından izlemiş, ardından da, “Eğer CHP’nin resmi görüşü buysa” şartıyla şunları yazmıştım:

“Onur Öymen; ‘Çözüm, Dersim ve Şeyh Sait isyanlarında yapılandır’ dedi. Bunu, ‘Darağaçlarını kurun; kesin biçin, sürün’ diye çevirsek kim ne der?”

Başka güncel konular nedeniyle bu tartışmaya bir daha girme fırsatı yakalayamadım; ancak süreci yakından izlemeyi sürdürdüm.

Yazımın çıktığı gün, müsteşarlık yıllarından bugüne her zaman çok saygılı bir ilişki içinde olduğumuz Öymen’den nazik sitem aldım; yanıtlarımı da verdim.

Sonraki günlerde ikimizin olduğu başka ortamlarda da konu gündeme geldi.

Edindiğim izlenimler ışığında gelinen noktayı özetlemeye çalışacağım.

NASIL KOVDUK, DER MİYDİ?

Öymen’i dinlediğimizde özür dilemiş olsa da sözlerinde bir yanlış olduğuna hâlâ inanmadığını görürüz; ama içinde fırtınalar yaşadığını düşünmeli.

Sözleri sosyal demokrat bir partinin anlayışına uyduğunu savunan çıkar mı bilmem; ama CHP lideri Deniz Baykal’ın konuya bakışı ortada. Baykal’ın, Öymen’in kürsüdeki sözlerine, sonrasında açıklamalarına devam etmesine, Atatürk’lü savunma yapmasına, isyanda halkın zarar görmesini “NATO standartlarında yan hasar olur” diye gerekçelendirmesine, Öymen’in de bulunduğu ortamlarda “Yanlış” dediği bilinen bir gerçek.

Öymen gibi çok tecrübeli bir diplomatın Baykal’ın bu sözlerinin ağırlığını, onun diplomatik dildeki karşılığını hissetmemesi mümkün değil. Bunları da geçip Öymen’e, “İngilizlerle yaptığınız bir görüşmede, onlara ‘sizi ülkemizden nasıl kovduk’ der miydiniz; bunu diplomatik teamüllerle bağdaştırır mıydınız ki, Dersim örneğini verdiniz” diye sorulsa yanıtlamakta zorlanacağını düşündüğümden “içinde fırtınalar yaşadığına” inanıyorum.

SÜRECİ BEKLEMEK

Öymen’in başlattığı süreç Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde de bir tartışma yarattı.

“Öymen, gereğini yapmalı” dedikten sonra geri adım attığı savunuldu.

Oysa bunun haklı bir yargı olmadığını gösteren birçok neden var. Baştan söyleyelim; bırakın Kılıçdaroğlu’nu, Öymen’in Seyh Sait ve Dersim isyanlarıyla ilgili sözlerine CHP’den tek alkış gelmediği tutanaklarda var.

Kılıçdaroğlu, ilk tepkisini de Tunceli’ye gidince vermiş değil; konuşma biter bitmez grup yönetimindeki diğer arkadaşlarına yanlışlığı aktarmış. Tunceli sonrası sessizliğini ise “dışa karşı tartışmadan kaçınmayan”, parti içinde ise “kavga görüntüsünden ısrarla kaçınan” kimliğine bağlamalı.

Grup toplantısı sonrası Öymen’le tokalaşması ise, yakından izleyenler gördü, Öymen’in beklediği bir noktadan geçmek zorunda kalmaktan kaynaklandı.

Ama öyle olmasa da ne Kılıçdaroğlu ne de Öymen tartışma ne olursa olsun tokalaşmamak gibi bir nezaketsizliği gösterecek kişiler değil. Kılıçdaroğlu’nun tavrını geri adıma değil, şu nedenlere bağlayabiliriz:

Bir, iktidar ile iktidarı destekleyen kesimler olayı CHP aleyhinde kampanyaya çevirdi diye susmak zorunda kaldı; iki, “gereğini yaptıracak” konumda değil.

Kılıçdaroğlu’nun bakışının hâlâ ilk günkü gibi olduğunu savunabilirim. O nedenle sürecin bittiğini düşünmemeli; önce süreç biraz soğutulacak gibi, sonra parti içi organlarda yaşanacak gelişmelere bakılacak.

Zaten kurultaya da şurada birkaç ay kaldığını unutmamalı.

X