Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal kazandı, CHP kaybetti...

Kimse beklemiyordu, ancak Baykal yapılması gerekeni, kendine yakışanı yaptı. Eğer bu adımı atmamış olsaydı, kendini küçük düşürecek, partisini daha da perişan edebilecekti. Şimdi ise, kendi açısından kamuoyunun gözünde kazandı. CHP açısından ise, ne yazık ki aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Baykal kararını açıklamadan önce, yazmak istediğim, hatta kaleme aldığım yazı “CHP’liler bugün Deniz Baykal’ın arkasında durmalılardır” şeklinde idi. Baykal’ın istifasını bekleyenlerin sayısı doğrusunu söylemek gerekirse çok azdı.  Genel beklenti sonuna kadar direneceği yönündeydi. Ancak gelişmeler bu yaklaşımın ötesine geçti.

 

Baykal kasetlerin içeriğini reddetmedi. Bunun iktidarın bilgisi dahilinde geliştirilmiş bir komplo olduğunu söylemekle yetindi.

 

Bu çerçevede kamuoyunu iyi okudu ve kendine yakışanı yaptı. Gerçekçi davrandı. Eğer istifa etmeyip direnseydi, büyük tepki toplayacaktı.

 

Ancak gelinen bu noktanın CHP’ye büyük zarar vereceğini de söylemeliyim.  Kim ne derse desin,beğenen beğensin, beğenmeyen eleştirsin, Deniz Baykal bu partiyi tek başına götürüyordu. Şu anda da onun yerini tutacak cerbezede bir başka lider adayı göremiyorum.

 

CHP’de mutlaka amansız bir mücadele yaşanacak ve sonunda biri kazanacak. Ancak iki ay sonraki referandum ile on ay sonraki bir genel seçime kadar geçecek sürede, bu partiyi yeniden örgütleyecek,  müthiş bir rüzgar estirecek ve yarıştan düşmesini önleyecek bir başka aday görebiliyor musunuz?

 

Ben göremiyorum...

 

CHP ile birlikte ne yazık ki, muhalefet de kayba uğrayacak ve koşullar  AKP’ye yarayacak.

 

Herneyse, olan oldu. Şimdi CHP yangından neleri kurtarabileceğine bakmalı...

                                 *                               *                               *

 

SARIGÜL İDDİALARINA DA KATILMIYORUM...

          

Arkadaşlar, Allah rızası için, yapmayın etmeyin.

          

Bu kadar komik iddialara neden bu kadar çabuk inanıyorsunuz veya inanırmış gibi yapıyorsunuz.

          

Eğer bunu, sırf laf dolaştırmak, dedikodu çarklarını döndürmek, biraz da reyting veya tiraj bulmak için yapıyorsanız, yazıktır, ayıptır, vicdansızlıktır.

          

Gerçekten Sarıgül’ün böylesine saf olduğuna mı inanıyorsunuz?

          

Olacak iş mi?

          

Sarıgül, akıllı bir insandır. Kalkıp, parayla Baykal’ı dizinden vurdurtmak için komploya katılmayacak, böyle bir şeyi aklından geçirmeyecek kadar mantıklı bir insandır.

          

Eğer, Baykal’ın teyp tuzağına veya Sarıgül ihbarına inanır gibi yaparsak, yarın ses getirmek için inanılmaz komplolardan kurtulamayız.

          

Biraz insaf lütfen.

                                 *                               *                               *

 

İNANAMAZSINIZ, ANCAK TÜRKİYE, DIŞARDA ALKIŞLANIYOR...

 

Haftasonu Paris’te, kurucu babalarından biri sayılan Schumann’ın ünlü deklarasyonunu yaptığı Avrupa Günü nedeniyle düzenlenen bir Kollok’ta konuşucuydum. Fransız Dışişleri Bakanı Kouchner ve Avrupa’dan sorumlu Bakanı Pierre Lellouche tarafından düzenlenen Kollok’ta, Avrupa’nın bugünkü durumu ele alındı. En önemli Avrupalı uzmanlar davetlilerdi.

 

Lellouche’a neden beni davet ettiklerini sordum.

 

Avrupa’yı en yakından izleyen, kitabı olan ve Avrupa çevrelerinde çok tanınan bir insanımdır. Ayrıca, Lellouche ile de uzun yıllardır tanışıklığım vardır. Ancak yine de, sadece Avrupa’nın tartışıldığı bir seminere Türkiye adına davet edilmiş olmam için ekstra bir gerekçe gerekirdi.

 

-        Mehmet Ali, Türkiye bizim için bölgenin yükselen yıldızıdır ve aday ülkemizdir. Sizin AB’ ye bakışınız bizim geleceğimiz için çok önemlidir, dedi.

 

Önce bu sözleri Pierre’in kibarlığına verdim. Ancak ardından 300 kişilik Kollok’daki konuşmaları duydukça, şaşkınlığım arttı. Bir ara kendi kendime “Bu adamlar bizim Türkiye’den mi, yoksa başka bir ülkeden mi söz ediyorlar”dedim.

 

Paris’e o sabah gelmiştim ve hala haftalardır yaşadığımız o kaos dolu günlerin etkisi altındaydım. Yavaş yavaş havam değişmeye başladı. Hatta, bizim Türkiye gözümde farklı görünür oldu. Duyduklarımın hepsi doğruydu. Bizler birbirimizle kavga etmekten, ülkemizin gerçekte nereye geldiğini kaybediyorduk.

 

Yabancılar Türkiye’yi bizden daha gerçekçi görüyorlardı.

 

Avrupa, bugün Türkiye’yi fakirliğinden dolayı değil, aksine son derece dinamik ve etkili politik-siyasi politikalarından dolayı mesafeli tutmak istiyor.

 

Ekonomisiyle, dış politikasıyla Türkiye Yükselen Güç’ler arasında sayılıyor.

 

Bu Kollok hakkında ilerde daha ayrıntılı bilgi vereceğim, ancak emin olun geri dönerken moralim düzelmiş, kendime güvenim artmıştı.

 

Ancak biliyorum, birkaç gün içinde eski karamsarlığıma geri döneceğimden de eminim. Ne yapalım, bizim kaderimiz de bu...

 

X