Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal’ın terazisi...

<B>CHP </B>Genel Başkanı <B>Deniz Baykal</B>’ın 1253 delegeden 674’ünün oyu ile tekrar seçildiği görevinin keyfini sürebilmek için başta <B>Mustafa Sarıgül </B>olmak üzere karşısına çıkanları partiden tasfiye edeceği anlaşılıyor.<br><br>Gerçi Parti Meclisi seçiminde uygulattırdığı <B>Blok Liste </B>usulü sayesinde bu organı <B>dikensiz gül bahçesi </B>haline çevirdiği söylenebilir.

Ama bu usulün parti içi muhalefeti bitirmediği yani dikensiz gül bahçesi hayalinin hiçbir zaman gerçekleşmediği daha önce de görüldü.

Nitekim bir buçuk yıl önce baş tacı ettiği 22 kişiyi yani üyelerin dörtte birinden fazlasını şimdi tasfiye etmesi, bunun bir kanıtıdır.

Kaldı ki bir genel başkan parti içi demokrasiyi nerdeyse sıfıra indirmesine ve herkesi ‘bana sadık olanlar ve bana karşı olanlar’ diye ikiye ayırmasına rağmen eğer, kendi onayı ile ‘delege’ sıfatı kazanmış 1253 üyenin 579’u gibi yüksek bir muhalefet duvarı ile karşı karşıya ise mevcut durumun kabahatini başka yerde değil kendisinde aramalıdır.

Baykal belki de o gerçekle yüzleşmemek için şimdi ‘muhalefeti partiden de tasfiye’ yoluna gideceği mesajını dün bir kere daha verdi:

‘CHP bu süreçten arınarak çıkacak, bu olumsuzluklardan (kendi yönetim anlayışını değil, muhalefeti kastediyor) kendisini kurtaracaktır. CHP’nin sorunu parti içi demokrasi sorunu değil (Baykal’a siyaset bilimi doçentliği unvanını veren hocasının kulakları çınlasın) parti içinde sevgi, saygı, hukuka, partinin meşru organlarına gerekli saygı(yı) ortaya koyma sorunudur’ diyor.

İnsanların değerlendirme mekanizması bir kere bozulmaya görsün... Böyle mantık dışı görüşler o zaman kolayca ifade ediliyor.

Onlardan bir örnek daha verelim:

Baykal son kurultay konuşması sırasında yaptığı medyaya dönük suçlamaları dün de CHP TBMM Meclis Grubu’nda tekrarlamış.

Baykal’ın ‘bir kesim medyanın kendilerini siyaseti şekillendirme göreviyle yükümlü saydığına’ ilişkin suçlamasının hedefi kim veya hangi medya organı ise açık açık söylemelidir. Yoksa böyle ortaya söylenmiş bir söz, en azından ‘değerlendirme hatası ile malul’ veya ‘ciddiyetten yoksun’ sayılır. Bu bir.

İkincisi ‘gazete haberleri okunurken onun gerisindeki siyasi ve ticari çıkar ilişkisinin göz ardı edilmemesi’ yolundaki tavsiyesidir.

Baykal koskoca -ve tarihi- bir partinin genel başkanıdır. Yani ağzından çıkanı kulağının duyması gereken bir konumdadır. O nedenle bu ağır suçlamayı kime yönlendiriyorsa, somut kanıtlarıyla ortaya koymalı yoksa masumiyetinden emin gazetecilerin bu tür suçlamalara ilanihaye sessiz kalmayacaklarını bilmelidir.

Üçüncüsü ‘Tarihte hiçbir iktidar bu hükümet kadar medya desteğine sahip olmamış’ da kendisi merak ediyormuş, ‘İktidara ve medyaya ne yapması gerektiğini söyleyen çok daha önemli güçler mi var? İktidarın dış güçlerin beklediklerini yapmaması halinde, bu medya desteği devam eder mi?’ imiş.

Baykal’ın ağzındaki bakla neyse çıkarmasını bekliyoruz. Yoksa alacağı karşılığa şimdiden hazır olmasını salık veririz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI