Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal’ın diyeti

<B>GENEL </B>Yayın Yönetmenimiz <B>Ertuğrul Özkök’</B>ün 27 Şubat 2004 tarihli ve <B>‘Kabasakal’ın Tespihi Nasıl Atıldı’ </B>yazısını okur okumaz ondan seçim ertesinde yararlanmaya karar vermiştim. O gün geldi işte ve <B>Özkök’</B>ün yazısının bir bölümünü aktarıyorum:

‘CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı her gördüğümde şunu düşünürüm. Acaba kendisi ile bir gün sadece ‘anti-aging’ üzerine bir konuşma yapsak nasıl olur? Çünkü yüzünün gerginliği ve zindeliği beni hep şaşırtıyor. Dünkü sohbet sırasında sağlığı üzerine biraz konuştuk. Yataktan kalktığında kahve içme alışkanlığı yokmuş. Her sabah kalktığında eşi, ılık bir bardağın içine bir limon sıkıp kendisine veriyormuş. Sonra eşofmanı giyip yürüyüşe çıkıyormuş. Oran’da orman içinde 1 saat 15 dakika yürüyormuş. Yürüdüğü mesafe 7.5 kilometreymiş. Dönüşte yeşil biber, domates, maydanoz ve ceviz yiyormuş. Sigara yok. İçkiyi çok az içiyor. ‘Ara sıra bir kadeh şarabı ilaç niyetine içiyorum’ diyor. Merak ettiğim şeylerden biri genetik hikáyesiydi. Bu kadar dinç kalmasında acaba anne ve babasının genetik özelliklerinin etkisi var mıydı? Babası Kafkas kökenliymiş ve çok sigara içermiş. Savaşlarda, göçlerde epeyce yıpranmış. Annesi 70’lerinde vefat etmiş. Yani anne babaya bakıldığı takdirde, genetik hikáyesi onun bu dinçliğinin açıklayıcısı olmuyor. Demek ki, anne babanın genetik hikáyesi ille de tek belirleyici değilmiş. Laboratuvar özelliklerine gelince. Kolesterolü 200’ü geçmiyormuş. Kan şekeri 110’un altındaymış. Tansiyonu yokmuş ve tansiyon ilacı kullanmıyormuş. Bütün bunlardan sonra ‘İkinci Bahar’ uzmanı Osman Müftüoğlu’nun Baykal’la bir mülakat yapmasının çok ilginç olacağını düşündüm.’

* * *

Ertuğrul Özkök
pek beğeniyor ama Deniz Baykal’ın hayatı, kimileri için çok sıkıcı bir hayat olabilir. Baykal’ın yerinde bir başkası olsaydı 28 Mart gecesi seçim sonuçları açıklanmaya başlayınca birkaç şişe viski açıp sızıncaya kadar içerdi. Evde nasıl olsa Küba puroları da vardır. Onlardan da birkaçını götürürdü. Ve büyük bir olasılıkla da hüngür hüngür ağlardı.

Bedenini seven ve onu koruyan Deniz Baykal’a uzun ömür dilerim!

* * *

Ancak o kadar! ‘Türkiye’nin Deniz Baykal’dan bir an önce kurtulması lázım!’ diye düşünen münafıklara bir acı haberim var. 28 Mart seçimlerinin sonuçlarını başarılı bulan Baykal, ‘Gerçeğe saygısı olan kimse, CHP’nin bu seçimlerde gerilediğini söyleyemez. Elma ile armut toplanmaz. Seçime 20 parti katıldı ve CHP 2. oldu’ diye gururlanıyor.

Deniz Baykal’ın bu mantığını spor alanına aktarıp Kübalı Sotomayor’un 2 metre 45 santim yüksek atlayarak dünya rekoru kırdığı yarışmada 1 metre 81 santim yüksek atlayarak ikinci gelen atletin kasılmasına benzetmeyeceğim.

Sadece 30 Mart tarihli Hürriyet Gazetesi’nin 20. sayfasından bir cümle aktaracağım:

‘AKP 1.7 milyon arttı, CHP 1 milyon geriledi.’ AKP yüzde 42 oy almış, CHP yüzde 17.7. Belki de AKP’nin oyları tenekeden, CHP’ninkiler altındandır(!).

* * *

Şimdi birisi kalkıp ‘Kendi sağlığına bunca dikkat eden Baykal biraz da CHP’nin sağlığına saygı gösterse!’ diye bana çıkışsa ne cevap vereceğim?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI