Gündem Haberleri

    Baykal: Bak Cumhurbaşkanı battal oldu

    A.A.
    27.05.2008 - 15:55 | Son Güncelleme:

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetle yargı arasındaki gerginliğin nedeninin altında, iktidarın “anayasal düzeni kökten değiştirme” anlayışının yattığını öne sürdü. Baykal, Erdoğan üzerinden Cumhurbaşkanı Gül'ü de eleştirdi: "Oraya seçildi, ne oldu; cumhurbaşkanlığı battal oldu. Görevini yapamaz oldu."

    Deniz Baykal partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hükümet ve yargı arasında bir süredir devam eden gerginliğe değinen Baykal, Türkiye’nin ilk kez bu kadar açık ve net "hükümet-yargı savaşı"na sürüklendiğini söyledi. Kavganın arkasında “anayasal düzeni kökten değiştirme” anlayışının yattığını ileri süren Deniz Baykal, iktidarın yargıyı bağımsız bir güç olarak içine sindiremediğini belirtti. Baykal, “İktidar, yargının bağımsızlığını, yargının anayasa ve hukuku temel alarak siyasi iktidarı bir otorite talimat merkezi olarak düşünmeden kendi kuralları içinde karar almasını içine sindirememiştir” diye konuştu.

    YARGI İLK KEZ KONUŞMUYOR

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yargı kuruluşlarına ve onlara hak veren herkese saldırdığını anlatan Baykal, Türkiye’de yargının da ilk kez konuşmadığına dikkat çekti. Yargının söylediklerinin ortada olduğunu belirten Deniz Baykal, “Yargı, yargıyla ilgili olan konularda geçmişte de düşünce ve anlayış ifade etmiştir. Bu geçen yıl yaşanmıştır. Yadırganacak bir durum yoktur” dedi.

    “70 MİLYONA İHANET EDİYORSUN”

    CHP Lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın, Yargıtay Başkanlar Kurulu açıklamasıyla ilgili yaptığı değerlendirmelere sert çıktı. Başbakan Erdoğan’ın, “Cevap vermeseydim 16.5 milyon seçmenime ihanet etmiş olurdum” yönündeki sözlerini hatırlatan Baykal, şunları söyledi:

    “Bu söz Başbakanın zihniyetini yansıtması açısından önemli. Bu değerlendirmenin altında ‘Yargıyla ben değil, 16.5 milyon insan kavga ediyor’ demeye çalışıyor. İşte yanlış olan budur. Ortada yaşanan çatışmanın altında sadece Başbakan ve onun siyasi anlayışına kendisini teslim etmiş olan partici arkadaşları vardır. Bu kavga 16 milyonun, halkın, yargıyla kavgası değildir. Milletin bir kesiminin yargıyla, anayasayla kavgası değildir. Kavga, Başbakanın, arkadaşlarının kavgasıdır. Ne demek 16.5 milyona ihanet edeceksin. 53.5 milyon insana ne olacak. Sana oy veren insanlar 'kavga yap' diye mi oy verdi.

    Demokrasilerde hiç kimse kendi yanlışını millete dayatamaz. O yanlış senin yanlışın. Millet sana iyi niyetle oy verdi. 'İşsizliği yen, yolsuzluğu kaldır' diye oy verdi. Seçmenle dokunulmazlığın kaldırılmamasının ilgisi yok. Sen o kavgayı verdiğin anda 70 milyona ihanet ediyorsun. Sana oy verenler dahil olmak üzere anayasayla, devletle, yargıyla kava etmeni, insanları birbirine düşürmeni istemiyor. Kimse böyle bir arayış içinde değil. Sanki birileri adına görev yapıyor. Kendi şahsi kavganı götürüyorsun. Gizli hesaplarının karşısında yargı direnince kavgayı sen açıyorsun. Kendi yanlışın etrafında sürüklendiğin tablodur bu.”

    Türkiye'nin ilk kez bu kadar açık, derin ve net bir yargı-hükümet çatışması ortamına sürüklendiğini savunan Baykal, bu tartışmanın altında, iktidarın, anayasal düzenini kökten değiştirme anlayışı ve yargıyı siyasete bağlı kılma özleminin yattığını ileri sürdü. Baykal, iktidarın; yargının, özerk bir etkinlik, güç alanı olduğunu ve bağımsızlığını içine sindiremediğini iddia etti.

    Yargının, bugün söylediklerini daha önce de dile getirdiğini belirten Baykal, olayın, yargının konuşmasından kaynaklanmadığını kaydetti. Baykal, yargının, yapılan haksızlıklar karşısında infialini, tepkisini hissettirmek zorunda kaldığını, bunları dile getirdiğini belirtti.

    “SANA, BU KAVGAYI YAP DİYE Mİ OY VERDİLER?”

    Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, “Bunları söylemezsem, bana oy veren 16,5 milyon insana ihanet etmiş olurum” dediğine işaret ederek, bu sözün Erdoğan'ın zihniyetini yansıttığını söyledi. Baykal, Erdoğan'ın, “yargıyla ben kavga etmiyorum, bana oy veren 16,5 milyon insan kavga ediyor” demeye çalıştığını öne sürdü. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kavga 16,5 milyon insanın kavgası değildir, bu kavga halkın, yargıyla kavgası değildir. Kavga, Başbakanın, arkadaşlarının kavgasıdır. 16,5 milyona ihanet edeceksin, 53,5 milyon ne olacak? 53,5 milyona ne yapmış olacaksın? Sana oy verenler, sana bu kavgayı yap diye mi verdi? Sen kavgayı yap diye mi oy aldın onlardan? Seçime giderken, 'yargıyla kavga edeceğim, ona göre oy verin' mi dedin? Demokrasilerde hiçbir siyasetçi, kendi kişisel kavgasını millete mal etmeye kalkamaz. Sen o kavgayla, değil 16,5 milyona 70 milyona ihanet ediyorsun. Sana oy verenler, anayasayla, yargıyla kavga etmeni istemiyor. Millet adına değil, kendi adına kavga ediyorsun.”

    “FOYASINI ORTAYA ÇIKARMAK”

    Baykal, Erdoğan'ın, “Ben söylersem tu kaka, Baykal söylerse alkış. Baykal, ayetten hadisten söylüyor, mesele yok, biz söyleyince suçlanıyoruz” dediğini ifade ederek, “Deniz Baykal, dini istismar etmek için ayetten ve hadisten söylemiyor. Dini istismar etmek isteyenlerin foyasını ortaya çıkarmak için ayeti, hadisi söylüyor” diye konuştu.

    “Yargının kumanda ve harekat odası” olarak nitelendirdiği Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, yapılacak düzenlemeyle Meclisten seçilecek kişilerin yer almasının öngörüldüğünü belirten Baykal, böylece, yargının bağımsızlığına en ağır darbenin vurulacağını söyledi.

    Hukukun gerekirse siyaseti yargılayabileceğini dile getiren Baykal, daha önce “Watergate Skandalı” nedeniyle eski ABD Başkanları Richard Nixon, Bill Clinton, İsrail ve Fransız cumhurbaşkanlarının yargılandığını anımsattı. Baykal, Erdoğan hakkında 13 yolsuzluk dosyası bulunduğunu ifade ederek, “Bakanların hakkında da var, bütün bu kişiler yargılanabiliyor mu?” diye sordu.

    Başbakan Erdoğan'ın çocuklarının eğitimini finanse eden en yakın dostunun, bir milletvekiline, rüşvet teklif ettiğinin, bugün yargı kararıyla ortaya çıktığını belirten Baykal, “Utanmaz mısınız?” dedi.

    Baykal, bir kişinin çıkıp “Milli iradeye ram olacaksınız” dediğini dile getirerek, “Demokrasilerde ram olmak var mı? Hesap vermek var. Sen rüşvet vereceksin, olmadık cambazlıklar yapacaksın, hukuk, adalet, laiklik, Cumhuriyet diyenler sana ram olacak... Böyle bir şey olmaz, olmayacak” diye konuştu.

    “AK Parti bugün var, yarın yok” diyen Baykal, ancak Türkiye'nin var olmaya devam edeceğini, Türkiye'nin, AK Parti'ye sığmayacağını kaydetti.

    İstanbul'da bir otelde, içki satışıyla ilgili yaşanan soruna işaret eden Baykal, bunun altında, “Belediye olarak, belli inançta olanlara içki satmam” anlayışının yattığını söyledi.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI BATTAL OLDU”

    İktidarın ciddi yanlışlar yaptığını öne süren Baykal, Erdoğan'ın bu yanlışlıklara, seçimden sonra Başbakanlık Müsteşarlığına, “Artık Cumhuriyet de laiklik de milliyetçilik de din temellerinde yeniden şekillendirilmelidir” diyen kişiyi getirmesiyle başladığını savundu.

    Baykal, “milli”ye inanmayan bir kişinin, Milli Eğitim Bakanı yapıldığını öne sürerek, bunlara hata demenin yetersiz kaldığını, bilinçli, planlı operasyonlar olduğunu söyledi.

    AK Parti'nin önde gelen 3 isminden birinin cumhurbaşkanı seçildiğini, cumhurbaşkanında, toplumu kucaklayan, tarafsız davranması gereken özelliğin bulunmadığını ileri süren Baykal, “Oraya seçildi, ne oldu; cumhurbaşkanlığı battal oldu. Görevini yapamaz oldu. Yanlıştı” dedi.

    Türkiye'nin, izlenen yanlış politikalar sonucu, hızla ve tehlikeli bir şekilde enerji darboğazına sürüklendiğini ifade eden Baykal, Temmuz ayından itibaren gelecek yıllarda elektrik, su ve doğalgaz sağlamada çok ciddi aksamalar yaşanacağını, fahiş fiyat artışları olacağını söyledi. Baykal, bu konuyu, geniş bir şekilde parlamento gündemine getireceklerini ifade etti.


    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı