Baydur: Banka operasyonları çok isabetli

Hürriyet Haber
18.07.2001 - 12:54 | Son Güncelleme:

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur, banka operasyonlarının Türk ekonomisinin geleceği açısından çok isabetli yaklaşımlar olduğunu ifade ederken, bunun Türk mali sistemini daha sağlıklı temellere oturtmaya yönelik olduğunu söyledi.

Baydur, bir dönem banka kurmanın "moda" olarak algılandığını ve küçük ölçekli, zayıf mali bünyeli çok sayıda banka ve finans şirketinin kurulduğuna işaret ederken, "bu modayla güçsüz, zayıf yapıda bankalar bugünün mali sisteminde hasarlar yarattı.

Bir süredir devam eden banka operasyonları ve mali bünyeleri zayıf bankaların Fon'a devri de, bu sağlıksız yapıyı gidermek ve Türk bankacılık sistemini güçlü bir sisteme kavuşturmaya yöneliktir" dedi.

Ülke ekonomisinde yaşanan krizin de finansal kaynaklı olduğunu hatırlatan Baydur, mali sistemin sağlıklı yapıya kavuşturulmasıyla bugün yaşanan ve gelecekte yaşanması olası krizlerin de önüne geçileceğini ifade etti.

Türk mali sistemine yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda kimi zaman haksızlıklar yapıldığını da anlatan Baydur, şöyle konuştu:

"Operasyonlar yapılırken, bazı haksızlıklar ve ileride tartışma yaratacak girişimlerde bulunmamak lazım. Fon'a devredilen bankaların bazılarının devletten büyük alacağı var ve bu alacaklardan dolayı mali gücü zayıflamış.

Devlet bunları da dikkate almalıdır, haklarını iade etmelidir. Bu operasyonlarda haksızlığa uğrayan bazı banka sahipleri ise devletine olan saygısı ve güveni nedeniyle sesini yükseltmedi."

Bu arada, bazı bankaların ana şirketlerinin iç bünyesiyle özdeşleştiğini, adeta onlara çalıştığın, süreç içinde bunu önlemeye dönük hiç bir şey yapılmadığını belirten Baydur, "sonuçta tencerenin kapağı açıldığında içinde yemek kalmadığını gördük" dedi.

TİSK Başkanı Baydur, bankacılık sektörünün çok hassas dengeler üzerine oturduğunu, bu alanda iyileştirmelere gidilirken, sektörü ve piyasaları ürkütmemek gerektiğini anlattı.

TÜRKİYE-IMF

Türkiye ile Dünya Bankası ve IMF ilişkilerini de değerlendiren Baydur, borç alan ve borç veren ilişkisi içinde IMF ve Dünya Bankası'nın isteklerini yerinde bulduğunu söyledi. Baydur, bu ilişkiler içinde alınganlık gösterildiğini ifade ederek, "IMF ve Dünya Bankası Türkiye'ye açacakları krediler karşısında bazı şartların yerine getirilmesini istiyorlar.

Kimden borç isterseniz, bazı şartlar ortaya koyar. Bu çok normaldir ve alınganlık göstermemek lazım. Hükümet bunun gereklerini yapıyor ama keşke onlar istemeden biz bugün istenenleri daha önce yapmış olsaydık" diye konuştu.

SİYASİ GÜVEN

TİSK Başkanı Baydur, bir ülkede en önemli konunun siyasi güven olduğunu belirtirken, Türkiye'de siyasi güvenin yeniden tesis edilmesinin şart olduğunu söyledi. Baydur, Türk ekonomisinin yeniden normal işleyişine kavuşması için en gerekli konunun siyasi güven olduğuna dikkat çekerek, bunun yatırım, üretim ve istihdamı da canlandıracağını vurguladı.

İşçi ve işveren kesiminin ekonomide yaşanan krizler ve kilitlenmeler nedeniyle kaygı duyduğunu dile getiren Baydur, bunu şöyle açıkladı:

"Bir memlekette siyasi iktidara itimat zedelenmişse, o memlekette yeniden oluşum çok zordur. Yatırım eğilimi zayıflar, üretim düşer ve bunlara bağlı olarak da istihdam azalır işsizlik artar. Sosyal sıkıntılar aşama aşama büyür. Bugün ülke bu evreleri yaşıyor ve sosyal patlamaların, sıkıntıların önüne geçmek için ekonomideki kilitleri açmak gerekir.

Bunun içinse siyasi güven şart. Türk işçisi, işvereni, esnafı ve çiftçisi geçmişte dişini sıkarak, büyük özverilerle çalışarak, memleketi bir yerlere taşıdı. Siyasete güven duyarsa bunları yeniden yapar. Şu anda siyasi güven sıfırdır."

Baydur, siyasi güvensizlik ortamı ve sık değişen uygulamalar nedeniyle yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'ye gelmediğini, yerli yatırımcıların ise yatırımlarını yurtdışına taşıdığını bildirdi.

"ÜLKEDE GİZLİ ZENGİNLER VAR"

Ülkede gizli zenginlerin varolduğunu, bunların kaynaklarının ise yatırım ve üretime çekilemediğini de belirten Baydur, şunları kaydetti:

"Koç'u ve Sabancı'yı parasal olarak aşacak gizli zenginler var. Bu ve benzer grupların yarattığı üretimi ve istihdam değerini oluşturmak, her babayiğide nasip olmuyor. Ama gerçekten bunları sollayacak, yastık altında ve yurtdışında parası olanlar var. Bunları ekonomiye kazandırmak şarttır."
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı