Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Batılılar çayın vücudunu Doğulular ruhunu arıyor

    Hürriyet Haber
    11 Kasım 2001 - 02:10Son Güncelleme : 11 Kasım 2001 - 02:10

    Batılılar çayı daha çok susuzluklarını gidermek için tüketmekte. Oysa Çin ve Japonya'da çay Budist inancın bir uzantısı. Japonya'da çayın beş yüzyıl kadar yalnız Zen Budist manastırlarında keşişler tarafından içilmiş olması bu yaklaşımı doğruluyor.

    Japonların Zen Budizmi'nin bütün temel ilkeleri bu çay törenlerinde bir aynadaki gibi yansıtılmakta. Bu ülkede çay yalınlık, doğayı ve benliği içselleştirme, bir tür içe dönüş olan meditasyon aracı. Batılılar çayın vücudunu, Çinliler ve Japonlar ise çayın ruhunu arıyor.

    Mutfak Dostları Derneği'nin son günlerdeki en güzel etkinliği, çay tanıtımıydı. ‘‘İstanbul Four Seasons Hotel'de Çay Zamanı’’ başlıklı seminerde Lipton Unilever'in başharmancısı, dünyaca ünlü bir uzman, Nick Bunston'ı dinledik. Çay konusunda ufkumuz genişledi. Her gün içtiğimiz çayın tadını daha iyi alır olduk. İlgi ile bilginin evlenmesi bende hep heyecan uyandırıyor. Böylece dünyanın tadını daha iyi çıkarttığımızı düşünüyorum.

    CAMELİA SİNENSİS

    Toplantıda anlatılanlara bakılırsa, Türkiye dünyanın önde gelen bir çay üreticisi ve üçüncü büyük tüketicisi. Doğrusu ben böyle bir rekora imza attığımızı bugüne kadar bilmiyordum. Bunun bir nedeni de, bir çay tiryakisi olarak gezip dolaştığım yerlerde ne Türk çayına, ne de bizim usulde demlenmiş çaya rastlamamış olmam. Sadece kitabi bilgi olarak Rusların, İranlıların, Afganların ve buralara yakın bazı bölge halklarının çayı bizim gibi demleyip içtiklerinden haberim var.

    Sudan sonra dünyanın en çok tüketilen içeceği sıfatını yüzyıllardır gururla taşıyan çayın 1500 kadar çeşidi olduğu söylenir. İşin esasına bakılacak olursa, bunların tümü Çin kamelyası (Camellia Sinensis) denilen bir bitkiden gelmekte. Çayları birbirinden farklı kılan bu bitkinin değişik biçimlerde işlenmiş olması.

    Çay yaprakları toplandıktan sonra hemen ölmüyor. Hayatın devamının en önemli faktörü, enzimlerin faaliyetlerini sürdürmesi. Çinliler ve Japonlar -sırasıyla tavada ısıtarak veya buhara tutarak- bu enzim faaliyetini durdurmayı tercih ediyorlar. Böylece doğadakine çok benzeyen yeşil yapraklar elde ediliyor. Bizim tercihimiz ise yaprakların mayalanması -fermantasyon- yoluyla elde edilen siyah yapraklar. Bir başka deyişle çay türü olarak temel iki kategori fermante edilmemiş yeşil çaylarla, fermante edilmiş siyah çaylardan oluşuyor. Bir de Çin ve Tayvan'da görülen ve harika bir tadı olan yarı fermante edilmiş ulong tipi çaylar mevcut.

    Sağlık kaygısına düşmüş Batı dünyasında yeşil çay modası hızla yayılmakta. Buna karşılık poşet çay tüketiminin geliştiği eski Sovyet Bloku ülkeleri de, siyah çay tüketimini hızla yukarı çekmekte.

    EN PAHALISI BEYAZ ÇAY

    Madem bu ayrıntılara girdim, kişisel tercihimi söyleyeyim. Bence bir çay çeşidine takılıp kalmak, gerçek bir çay tiryakisinin şiarı olamaz. İyi bir Assam veya Nepal çayını reddetmem mümkün değil. Yemeklerden sonra füme tatların çok hakim olduğu o is kokulu nefis Lapsan suçong çayına asla hayır diyemem. Bunlara karşılık genel tercihimi yine de yeşil çaydan kullanmak taraftarıyım. Ama bir keyif çayı içeceksem, bu genellikle en iyi kalitedeki bir ulong olur. Kendi kendimi ödüllendirmek istediğim ender anlarda ise fincanımdakinin bir beyaz çay olduğundan hiç şüphe edilemez. Çay meraklıları bu çeşitlerin hemen tümünü İstanbul'da Mayadrom'daki Lipton T Corner'da bulabilirler.

    Bu 'beyaz çay' bende ciddi bir takıntı. Dünyanın en pahalı çayı olması, benim gibi bir çay meraklısını fazla etkilemez. Buna karşılık son derece açık demine rağmen (beyaz sıfatını da bundan alır) müthiş aroması ve zarafeti ile içeni bir rüya alemine sürükler.

    Deminden beri sözünü ettiğim çayların keyfini çıkartmak için kurallara uygun bir hazırlama süreci bulunduğunu söylemem bilmem fazla söz olur mu? Onu da, dilerseniz, önümüzdeki Pazar günü konuşalım...


    Çay Cumhuriyet’in içkisi


    Çay bundan beş bin yıl önce ilk kez Çin'de içilmiş. Çinliler iki bin yıldır da çay üzerine yazıp çizmekte. Bunların bir kısmı elbette çayın yetiştirilmesi, türleri, hazırlanması üzerine teknik bilgileri içeren yazılar. Ama bence daha etkilisi, Çinlilerin çaya yükledikleri mistik anlamları içeren yazılar. Japonya'da durum pek farklı değil. Japonlar çayı Çinlilerden almış. Çayın Japonya'ya geliş tarihi M.S. altıncı yüzyıl. Çayı ilk içen Japonlar Zen manastırlarındaki keşişlermiş. Yedi yüzyıl sonra, M.S. 13. yüzyılda çay din adamlarının tekelinden çıkıp halka ulaşabilmiş. Avrupa'ya ilk parti çay, Hollandalıların kurduğu Doğu Hindistan Kumpanyası tarafından 1606'da Çin'den getirilmiş. Çayın Avrupa'daki merkezi sayılan İngiltere'ye çayı getiren ise bir Portekiz prensesi, Bragança'lı Catherine. 1662'de İngiltere Kralı II. Charles ile evlendiğinde İngiltere'ye getirdiği çeyizinde çayın da olduğu biliniyor. Zaten çayı İngilizlere tanıtan ve bu içeceği bir moda haline getiren de Portekiz asıllı İngiltere Kraliçesi Catherine olmuş. 1657'de Thomas Garraway adlı bir İngiliz açtığı kafede kiloyla çay satışına başlamış. Bir yıl sonra, 1658 yılının Eylül ayının yirmi üçüncü günü, İngiltere'de yayınlanan Mercurius Politicus adlı gazetede ilk çay ilanı yer almış. Türkiye'de çaydan ilk söz eden kişi Hacı Mehmet Arif Bey. ‘‘Çay Risalesi’’ adlı kitabında çayın nimetlerini onun övdüğünü biliyoruz. Türkiye'de ilk kez çay üretimini başlatan ise İktisat Vekaleti temsilcisi Zihni Derin Bey. Zihni Derin Cumhuriyet'in kurulduğu yıl 1923'de Rize'nin Müftü mahallesinde bir bahçede çay yetiştirmiş.


    10 Türk’ten 9’u her gün çay içiyor


    Yakın bir geçmişte yapılan bir araştırma Türk halkının çaya ilgisini çok güzel gösteriyor. İşte bu araştırmadan bazı önemli notlar...

    1. Türk halkının yüzde 90'ı günde en az bir kere çay içiyor.

    2. Türkiye'de, su dahil, içilen soğuk-sıcak meşrubatın, sırasıyla, yüzde 42'si su, yüzde 39'u çay, yüzde 7'sini ise diğer içecekler oluşturuyor.

    3. Türkiye'de günlük ortalama değerlerle ve kişi başına, kadınlar 0.5 litre, erkekler ise 0.7 litre çay içmekte. Kişi başına içilen çay ortalaması 7 bardak.

    4. Bizde çay yüzde 95 evde, yüzde 18 işte, yüzde 2 okulda, yüzde 11 misafirlikte, yüzde 5 restoran veya kafede, yüzde 4 ise kıraathanelerde içiliyor. (Bir kişi birden fazla yerde çay içtiği için yüzdeler toplamı 100'den büyük.)

    5. Türklerin yüzde 59'u çayı şekerle içiyor.

    6. Türklerin yüzde 33'ü özel harman yaparak içeceği çayı kendisi hazırlıyor.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı